ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
298 sonuç · toplam 298 · “derece” · 3/13
01Latife
(لطيفه) T. Ince, yumuşak şaka. 2. tas. Son derece ince bir mana ihtiva eden, anlaşılan ama sözle anlatılamayan işaret. Ulam-i zevkiye gibi tadilarak öğrenilen bilgiler (CT; Gİ 1:80; kı; IFM; SL 448), Latife-i insaniye Kalp ismi verilen nefs…
Mahv
Silmek, yok etmek; bir şeyin, izi kalmayacak şekilde ortadan kalkması tas. Kulun fiillerinin Hakk'ın fiillerinde fani olması. | Yüksek derecedeki kullarını Hak kendine çeker, onların nefeslerini mahv (yok) | eder, onları kendi katında var k…
Mârifet
Bilmek, tanımak ve tecrübeyle edinilen bilgi. Tasavvufta sûfînin mânevî hâlleri yaşayarak ve hakikatleri tadarak elde ettiği irfanı ifade eder. Hakk’a ilişkin bu bilgiye mârifetullah , sahibine ârif veya ârif-i billâh denir. Sûfîler mârifet…
Mesele-i gamiza
غا مضه) dr Çözümü güç, anlaşılması son derece zor mesele. 2. tas. Ayân-ı sâbitenin yok olma hali üzere baki olması ile birlikte, bunların Suretlerinde Hakk'ın zahir ismiyle tecelli etmesi, Bu husus keşf ve zevkle bilinir, akıl ve mantıkla a…
Muhâdara
Kalbin Hakk’ın huzurunda bulunması. Tasavvuf kaynaklarında delil, zikir ve yoğun dikkat sayesinde kazanılan başlangıç huzurunu ifade eder. Muhâdara–mükâşefe–müşâhede Muhâdara: Kalbin delil ve zikirle huzura yönelmesi. Mükâşefe: Hakikatin ar…
Mustasvife
1. Süfi olmadığı halde süfi görünen ve geçinen; süfiliği | çıkarı için alet olarak kullanan. Süfi nefsinden fani, Hak ile baki olan kişidir. Mu- | tasavvıf, mücâhede ile süfinin derecesine ulaşmaya çalışan sâliktir. Mustasvife ise sırf mal…
Mutalaa
Use) İstek üzerine veya herhangi bir istek olmadan ariflere Hak'tan gelen başarılar (tevfikat). Hilafet yükünü omuzlarında taşıyan ariflere Hakk'ın bahşettiği muvaffakiyet; müşahede, temaşa. Mutehakkik- Ehl-i tahkik— Ehli hakâik اهل تحقيق -…
Müteellih
(متأله) Müteal hikmet okuluna mensub mutasavvıf, teozof. in Mütefakkihe i ar. Süfilerin, gerçek fıkıhcı (fakih) olmadığı halde fıkıhcı geçinen zahir ehline verdikleri isim. Mutasavvıflarla mutefakkihe (ehl-i bâtın ile ehl-i a zahir) arasınd…
Nefs
veya Nefis. ع Nüfus Can, benlik, ruh; aşağı duygular. tas. a Kulun kötü huyları ve çirkin vasıfları, kötü his ve huyların mahalli olan latife, cism-i latif. Bu anlamdaki nefs kişinin en büyük düşmanı olduğundan onu ezmek, kırmak ve mücâhede…
Nüceba
(نجباء) 1, Seçkinler, soylular. 2. tas. Kırklar. Bunlar halkla ilgili hususları düzeltir, onların yüklerini taşır, yalnızca halkın hukuku konusunda faaliyet gösterirler (Kı). Son derece şefkatli ve yaratılıştan merhametli olduklarından taşı…
Reda’
(glo DI. Süt emzirme, meme verme. 2. tas, Müridin şeyhin sohbetine devam edip ondan feyz aldığı ve onun tarafından eğitilip yetiştirildiği süre. Bu süre dolmadan şeyh müride ayrılması için izin veremez. Bkz. Fitâm, | Veladet. | Refref i ar,…
Rüya
ع Düş, uyku halinde zihinde beliren düşünceler ve olaylar. 2. Rüya üç çeşittir. Allah'tan olan rüya, melekten olan rüya, Şeytan'dan olan rüya. Birincisi açık olduğundan yoruma ihtiyaç göstermez, ikincisi rüya-yı sadıka olup yoruma muhtaçtır…
Sadaka
(«8 (صد Sevap kazanmak ve karşılığını Allah'tan beklemek maksadıyla yapılan bağış, yardım (cr). Sadâkat (5 4-2) i. ar. Cefa ve safada, lütuf ve kâhirde kalbin aynı durumda bulunmasi. Her halükârda Hakk'a aynı derecede bağlı kalma; Hakk'a ve…
Sail
Dileyen, isteyen; dilenci, gedâ. 2. tas. Hak'tan hidayet isteyen, her şeyi Allah'tan isteyen ve dileyen. Sair/Seyyar Hak yolda yürüyenler. Onlarınki çetin ve güç bir yolculuktur; fakat marifet derecesine ulaşanlar uçarak yolculuk yaparlar.…
Seb'at-ı ebhur
سبعة | بحر) Yedi deniz. tas. Ariflerin ve sülûk ehlinin tuttuğu yedi yol, yedi meşrep: Sekr, vecd, berk, hayret, şuhüd, nur-i kurb, velayet-i vücut (sr). Sebep ¢. Esbab Vasita, araç, Hak ile halk arasindaki vasitalar (sı. 435; BS 613). Süfi…
Seyr
veya Seyir Yürümek, yolda gitmek, seyyahat. tas. Hakk’a ermek üzere manevi yolculuk yapmak. Seyr iki türlüdür: Seyr ila’llah, Hakk’a doğru yürümek; sâlik Hakk'ı tanıyınca bu yolculuk biter. Seyr filâh, Hak'ta yürümek; birinci seyr bittikten…
Sille
Tokat; enseleme, yakalama. tas. İlahi darbe, Allah'ın Kahhâr ve Cebbâr ismiyle tecelli etmesi; manevi tokat (Duhan 16, Burüc 12). Hak sillesinin sadâsı yoktur Bir vurdu mu hiç devâsı yoktur Kam Silsile i ar. Zincir, tas. a Genel olarak halk…
Segaf
+. Kalbin üzerini kaplayan ince zar, 2, tas, Aşk, sevda, Beş derecesi vardır: sevgilinin arzusunu Yerine getirme; içinde ondan başkasına yer vermeme; düşmanına düşman olma; dostuna dost olma; âşıkla maşuk arasındaki halleri giz- li tutma. B…
Takdis
Temizleme, arındırma, kutsama, 2. tas. a Hakk'ı, şanına yakışmayan her çeşit kusurdan mutlak olarak tenzih etmek (cr). b Kutsal kılma, kutsallaştırma. “Kaddesellâhu sırrahü,” “kuddise sirruha,” sözleri ölü veliler için Söylenir ve “Allah on…
Tesbih
a Hakk'ı takdis ve tenzih etmek, onun her türlü kusurdan arınmış olduğunu dile getirmek, b Bu maksatla sübhânallah (Allah'ım, seni tenzih ve takdis ediyorum) demek, ¢ Tarikat ehlinin belli sayıda sübhânallah deme. d Tevâcüd Misbâha da denil…
Zinde
Sag, diri, canlı. tas. a Kendisini dünyaya bağlayan bağlardan kopararak iradi olarak ölmesidir Salikin. “Ölmeden evvel ölünüz” Sözünün Zuhal ee Zh sırrına eren. b Nefsi ölü, kalbi diri olan. “Tasavvuf, Hakk'ın seni sende öldürmesi kendisiyl…
Zaht
Soğuk ve ilgisiz davranmak, rağbet etmemek, yüz çevirmemek tas. a Ahirete yönelmek için dünyadan el etek çekmek. b Hakk’a yönelmek için dünyadan da ahiretten de el etek çekmek. c Elde mevcut olsa bile gönülde mal ve mülk sevgisine yer verme…
ehil
CUI) [ 1) bk âl-i abâ ehl-i adi a. (Jjc Jıi “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhid” sözü ile birlikt kendilerine nispet ettikler “ehlü’l-adl ve’t-tevhîd” te rimi. bk. mu'tezile ehl-i âhiret a. (o>i JaI) Ölü ler. ehl-i âlem a. ÇJL Jıl) B dünyalıla…
gaflet (III)
gaflet (III) a. [Ar.] Hadis biliminde, hadis toplayan kimselerin “zabt” sıfatını ortadan kaldıracak derecede kusurlu ve hatalı işlem yapmalarına verilen ad, “fartu’l-gaflet” (bk bu madde).