Köken ve kullanım
i. ar.
حة
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
veya Seyir
- Yürümek, yolda gitmek, seyyahat.
- tas. Hakk’a ermek üzere manevi yolculuk yapmak. Seyr iki türlüdür: Seyr ila’llah, Hakk’a doğru yürümek; sâlik Hakk'ı tanıyınca bu yolculuk biter. Seyr filâh, Hak'ta yürümek; birinci seyr bittikten sonra başlar ve sonsuza dek sürer. Seyrde ilk derece dâr olan bu maddi âlemden çıkmaktır ki, ilk makam tevbedir. Bkz. Sefer.
Seyr-i mutlak der seyr-i mukayyet Mutlakın mukayyette, küllün cüzde seyri, ahadiyetin kesret mertebelerine inişi, hüküm, isim ve sıfatlarını izhar etmesi (sp). Seyr-i urüci — Seyr-i nüzüli Ahadiyet denilen ilk noktadan başlayarak insanın de-
rece derece aşağı inmesine kesret ve maddi âleme gelmesine seyr-i nüzüli, tam tersine aşağıdan yola çıkıp geldiği noktaya dönmesine seyr-i urüci denir. Seyr-i
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Tasavvuf s inancında, Allah’a ulaşmak için bir sâlikin bir mürşidin kılavuzluğunda manevî yolculuğa çıkması. s
Dinî Terimler Sözlüğü
Tasavvuf yolunda ilerleme.
Başka tarîkatlerde seyre nefsin tezkiyesinden yâni temizlenmesinden başlanır. Cesedi temizlerler. Bundan sonra âlem-i emre sıra gelir. Bizim yolumuzda ise, seyr kalbden başlar. Kalb de âlem-i emrdendir. Bunun içindir ki, başkalarının yolunun sonu bizim büyüklerimizin yolunun başında yerleştirilmiştir. (İmâm-ı Rabbânî)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, yürümek, gezmek, gitmek demektir. Allah’a ulaşmak üzere yapılan manevî yolculuğa, seyrdenir. İki türlü seyr vardır: 1) Seyr-i Nuzûlî: Mukayyed vücûd (varlık)’un ortaya çıkması için mutlak vücud (varlık)’un seyri. Bu ehadiyet’in imkan mertebesine, mutlakın mukayyede, küllün (bütünün) cüz’e (parçaya) inişidir. 2) Seyr-i Urûcî: Mukayyedin mutlakda yok olmak üzere yaptığı seyir. Cüz’ün, külle seyri. Buna seyr-i şuurî de denir. Bu seyr, insan mertebesinden Mutlak’a kadardır.