Ara
Menü
ذ

Nefs

نفس

Köken ve kullanım

i. ar.

نفس

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

veya Nefis. ع Nüfus

  1. Can, benlik, ruh; aşağı duygular.
  2. tas. a Kulun kötü huyları ve çirkin vasıfları, kötü his ve huyların mahalli olan latife, cism-i latif. Bu anlamdaki nefs kişinin en büyük düşmanı olduğundan onu ezmek, kırmak ve mücâhede kılıcıyla katletmek gerekir. Bunun için riyazet yapıhr, çile çıkarılır. Buna nefs-i emmare ve nefs-i sehvani denir. Ba mâr-i siyeh nisin, bâ-hod menişin Giyah yılanla birlikte ol, nefsle birlikte olma) Kimsenin yok medhalı Ben kendim ettim kendime b İnsanın zatı, mahiyeti. Eğer bu nefs süfli arzulara karşı gelir ve kötülük yaptığı zaman sahibini kınarsa buna nefs-i levvame (insanı kınayan, sahibini sorgulayan nefs) denir, Kötülüklerden arınırsa nefs-i mutmainne adını alır. Nefsin yedi makâmı şöyle sıralanır: nefs-i emmare, üzeri yoğun ve kalın perdelerle örtülü nefs; nefs-i levvame, üzeri hafif ve ince perdelerle kaplı nefs; nefs-i mülhime, üzeri nur-zulmet karışımı perdelerle kaplı nefs; nefs-i mutmainne, bir öncekine göre nurlu perdelerin ağırlıkta olduğu nefs; nefs-i raziye, bir öncekine göre nurun daha fazla, karanlığın daha az olduğu nefs; nefs-i merdiyye, bir öncekine göre nurun daha fazla, karanlığın daha az olduğu nefs; nefs-i kâmile (nefs-i zekiye), perdelerin tamamen kalktığı, zulmetin kalmadığı nefs makamı. Birinci nefsten yedinci nefse doğru gelindikçe cismiyet, zulmaniyet, kesafet azalırken derece derece ruhaniyet, letafet artar. Her nefsin bir âlemi, bir seyri, bir hali, bir vâridi, bir mahalli bir müşahedesi, bir ismi ve bir nuru (rengi) vardır (sme 35). “Nefsini (kendini) bilen Rabb'ini bilir.” Nefs-i cemadi Maddi nefs; maddeyi bir arada tutan ve dağılmasına engel olan güç. Nefs-i hayvani Hayvani nefs; his ve iradeli harekete sahip olma güçü. Nefs-i insani Insan nefsi; insandaki küllileri kavrama ve akıl yürütme gücü. Nefs-i nâtıka Bizatihi maddeden mücerret, ama maddeyle faaliyette bulunan cevher.

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça bir kelime olup çok sayıda manaları ihtiva eder: Ruh, akıl, insanın bedeni, ceset, kan, azamet, izzet, görüş, kötü göz, bir şeyin cevheri, hamiyyet, işkence, ukubet, arzu, murad. Tasavvufî olarak Kâşânî’nin ifâde ettiği gibi, kendisinde iradî hareket, his, ve hayat kuvveti bulunan latîf buharlı bir cevherdir. Kötülüğü emreden manasında anlaşıldığı gibi, Allah tarafından insana üflenen ve ruh-i Rahmânî, ilâhî ben mânâsına da kullanılmıştır. Hakîm Tirmizî bunu şöyle tanımlar: O, hayvanî ruhdur, kalb (nefs-i natıka) ile beden arasında vâsıtadır. Kendisine, Kur’ân-ı Kerim’de mübareklik özelliğini taşıyan, şarka ve batıya ait bulunmayan ağaç olarak işaret edilir. (Nur/35).Bu kelime, Kur’ân’da sekiz ayrı manada kullanılmıştır:Zâtullah manasına: Tâhâ/41, Al-i imran/28, En’âm/12,54, Mâide/116.insan ruhu: Fecr/27, En’âm/93, Zümer/42.Kalp, sadır vb. manalar: Al-i imrân/154, A’râf/205, Yusuf/77, Bakara/77, 109, 235, Nisa/113, En’âm/158, Yunus/100, Enbiyâ/64, Nemi/14, Fussilet/53.insan bedeni: Al-i İmrân/146, 185, Enbiyâ/35, Ankebût/57, isrâ/33, Yusuf/26, 30, 61.Bedenle bareber ruh: Bakara/286, En’âm/152, Yunus/23, 30, 44, 49, 54, Ra’d/11, 42, isrâ/7, Tâhâ/15, Ankebût/6, Zümer/70, Mü’min/17, Câsiye/15.insana kötülüğü emreden kuvvet manasına: Yusuf/18, 53, Tâhâ/96, Mâide/30.Zât manasına: Bakara/48, Lokman/28, 34, Müddesir/38.Cins manasına: Tevbe/128, Rum/28, A’râf/188, Şûra/11. Türkçemizde bu kelime çeşitli şekillerde kullanılmıştır:Nefsine hâkim olmak: Arzu ve isteklerine veya öfkesine hakim olmak, sabretmek demektir.Nefisle mücadele, dünyevî muharebeden güçtür: Burada, Tebûk seferinden dönen Hz. Peygamber (s)’in “Küçük cihaddan, büyük cihada (Ramazan ayındaki oruç) döndük” sözlerine telmih vardır. İnsanın nefsini terbiye etmesinin, kontrol altında tutmasının zor olduğuna, bu söz ile işaret edilir.Nefsini bilen Rabbini bilir: Bu sözün, hadis olması hususu tartışmalıdır. Ancak sûfîler, bu ifadeyi sık sık kullanırlar. İnsanın, kendisi üzerinde düşünmesini tavsiye eden çeşitli âyetler vardır. Bu, âyetler, âfâk denilen dış dünya hakkında düşünerek Hakk’a ulaşmanın mümkün olduğunu gösterdiği gibi, enfüs denilen iç dünya üzerinde de düşünerek aynı sonuca varılabileceğini gösterir. Gölpınarlı bu ifâdeyi, şu şekilde açıklamıştır: “Nefsini bilen, yani, kendisini acz ile, noksanlıkla, bilgisizlikle, yoklukla bilen, Rabbisini bilir, yani Rabbisini kudretiyle, yüceliği ve kemâliyle, bilgisiyle, varlığıyla bilir”.Bilmek istersen seni Can içre ara canı Geç canından bul ânı Sen seni bil sen seni.Hacı Bayram Velî

Sözlüğe dön