ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
733 sonuç · toplam 733 · “Olmak” · 3/31
01Bende-Bendegi
(So ty - ع (بند ه Bendegan. Kul-kulluk, Köle-kölelik. tas. a Allah’a kul olmak, O'na olan kulluk görevini ve borcunu ödemek, ubüdiyet. b Teklif makamı, mükellef olma hali. c Mürit, şakirt, çömez. Şeyh Efendi, beyefendi, mürit onun kulu ve k…
Bidâyet
Başlangıç, tas, sülûkün başlangıcı tasavvuf yolunun ilk merhalesi. Nefsin, kendi gücüyle kendi bedenini hal ve geleceği itibariyle faydalı olacak şekilde şeriata uygun olarak idare etmesi ve yönlendirmesi. Başlangıç halinde olan sâlik ve ta…
Bidâri
! 44) Uyanık olmak, yakaza. tas. Kendinde olma hali, kulluk mertebesi.. Buna bi-hodi ve huşyâri de denir.
Bilal
(J (بلا Bkz. Hümeyra. Bilmek-bulmak-olmak, Bil-bul-ol Tasavvufta üç mertebe Kendini bilmek, Hakk'ı bulmak, “kendini bilen Rabb'ini de bilir,” insan-ı kâmil olmak. Bayram özünü bildi bilen'i anda buldu Bulan ol kendi oldu sen seni bil sen se…
Büthane
+. Puthane, tapınak. 2. tas. a Vahdet-i kül, lâhüti âlem. b Zat-ı ahadiyet, mazhar olma hali. e Maddi âlem, unsurlar âlemi, Büt-perest Âşık, hakiki tevhit ehli, aşka ve vahdete mazhar olmak. Büt vahdet Zünnar hizmete, put vahdete işarettir.…
Cah
(e (جا Resmi makam, sosyal mevki, itibar, şan, şöhret. tas. a İnsanların kalplerine malik ve hâkim olmak, onların Saygısını ve itaatini beklemek, Insanlar katında saygın kişi olmak için çalışmak tasavvufta makbul bir şey değil- Süfiler hubb…
Câni
Ruhi. 2. tas, Hiçbir zaman fani olmayan ve ebediyen baki olan sıfat (tıs). Cârüb-u Ia i. fars (جاروبلا) 1. La süpürgesi. 2. tas. a Bu deyim “varlıklar üzerinde Allah'tan başka etkili olan yoktur” (Lâ müessir fil-vücud ilallah) cümlesine işa…
Cezbe
بة) +>) 1, Celbetme, çekme, 2. tas. Allah'a koşmak. İlahi inayetin gereği | olarak Cenab-ı Hakk'ın, kendisine giden yolda ihtiyaç duyulan her şeyi kuluna bahşedip çabası ve çalışması olmaksızın onu kendisine çekmesi ve yaklaştırması (x1). C…
Çeşm-i terek
Yirnk göz 2. tas. Sâlikin hal, kemal ve yüce mertebesinin kendisi de dahil olmak üzere herkesten saklı tutulması ve bunu Allah'tan başka kimsenin bilmemesi (11s), Çevgân/Çevgen i Jars. (جوكان) veya. 1. Topa vurmakta kullanılan ucu eğri sopa…
Dâr
“Zarar veren, zarar veren şeyleri yaratan, zarar verenleri cezalandıran.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimlerı)dan olan bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de bu anlamların karşıtı “nâfi” (hayır ve rahme ve faydalı olmak) kavramlarıyla bi…
Derviş
>) ç. Dervişan/Deraviş Fakir, yoksul, dilenci. Baştan beri dervişler çeşitli maksatlarla dilenmişlerdir. Hatta derviş kelimesi, dilenmek anlamına gelen derviz kelimesinden bozmadır. Kelimenin sonundaki z harfi ş'ye cevrilince derviş olmuştu…
Dest
Farsça el demektir. Tasavvufî metinlerde kudretin, tasarrufun ve mânevî yardımın sembolü olarak kullanılır; “dest-gîr olmak” bir müride yol göstermek ve elinden tutmak anlamına gelir.
Dest-büs
Bkz Base. Dest der kar dil be-yar Eli iste, gönlü Hak'ta olmak, eli işte gönlü oynasta olmak. Neylesin gülzâr-ı âşık olmayınca gülizâr Bostan-ı cennete suret veren didâr imiş Necâti Destegül i. fars Mevlevi dervişlerin tennurenin üzerine 8i…
Edep
+. Terbiye; incelik, nezaket; kabul gören kullara uyma, 2. tas. Kişideki bir meleke olup onu kötü hal ve hareketlerden Vvazgeçirir. Tasavvuf tümüyle edepten ibarettir. Edep kurallara uymayı ve resmi olmayı gerektirir. Oysa sevgi ve dostluk…
Felek
ع Eflak Gök, gökyüzü, sema. 2. Talih, baht, kader. 3. Her gezegenin bulunduğu gök tabakası. Batlamyus'un kozmolojik sisteminden kaynaklanan bu tasavvura göre, dünya evrenin merkezidir ve çevresinde iç içe geçmiş bir şekilde dokuz felek bulu…
Fena
Yokluk, hiçlik. tas. Kulun fiilini görmemesi hali. Bu mertebede bulunanlar “lâ faile illallah” derler. Bkz. Beka—Fena. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFM kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Fena fi'l-kusüd Kulun kendi…
Fevt
Elden kaçırma, önemli bir fırsatın elden kaçması. 2. tas. Sevgiliden umulan şey, sevgilisiyle birleşen (ittihat) âşığın ondan farklı olduğunu kavraması (İFM). Yahya b. Muaz Râzi, “fevt mevtten (ölüm) daha zordur. Zira fevt Hak'tan, mevt hal…
Gark
Batma. tas. Fark makamından geçip cem mertebesinde müstağrak olmak. Sâlikin vahdet deryasında batması. Üç derecesi vardır: ilmin halde batması, işaretin keşfte mahvolması, tecellilerin cem halinde yok olması. Gark-ı deryayım gerçi kateyim H…
Gayz
(غيظ) Hınç, öfke, kızgınlık, hiddet. Ofkeye kapılmamak, hiddet ve şiddet göstermemek, hislere hâkim olmak esastır. Ofkeyi yutmak (kazm-ı Zayz) iyi bir huydur (Ali Imran Suresi, 134). Gına
Geda
Dilenci, yoksul. tas. İlahi tecellilere muhtaç olan sâlik (sp). Şâh olmak isteyen gam ile mübtelâ olmak gerek Alemde saltanat taleb eden gedâ olmak gerek Receb Dede Eyler hased gedâların emn u ferağına Ehl-i huzür sanma cihan padişâhını Kad…
Güm geşten
Kaybolmak ve kendini yitirmek. Tasavvufî kullanımda sâlikin kendi benlik iddiasından geçmesiyle ilişkilendirilen fenâ ve gaybet hâli.
Hâcet
Hayatı sürdürmek için mutlaka bulunması gerekli olan şeylere zaruret (zaruriyat) ve hukuk-i nefs denir. Yaşayabilmek için behemehal bulunması gerekmeyen, ama bulununca da kişiyi muhtaç olmaktan çıkarmayan şeylere hâcet denir. Zaruret ve hâc…
Hâdim
ç Huddamı. Hizmetçi, hizmetkâr, hizmet ehli. 2. tas. Sûfî ve derviş olmadığı halde onlara hizmet eden, tekke sakinlerine ve tarikat ehline yardım eden (-94). Hâdimler, Hak taliplerine ve dervişlere götürdükleri hizmetin nafile ibadetlerden…
Halvet
Uzlet, inziva, yalnızlık, tek başına yaşamak topluma karışmamak, ihtilat halinde olmamak. 2. tas. a Ne bir meleğin ne de diğer herhangi bir 1 kimsenin bulunmadığı bir halde ve yerde Hak ile sirren (manen) konuşmak, ruhen sohbet etmek (İFM;…