ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
315 sonuç · toplam 517 · “Ma'nevî” · 4/14
Arşivin bazı koleksiyonları şu anda güncellenemiyor. Sonuçlar eksik veya son başarılı okumaya ait olabilir.
01İmtihan
( متحا f) 1, Sinamak, denemek. tas. Hakk'ın denemek için kullarını | birtakım bela ve musibetlere düçar etmesi. Bkz. Mekr. Inabe iar..ع )| نابه) Dönmek, pişman olmak. tas, a Tevbe etme; işlenen günahlar- | dan pismanhk duyup Allah'a dönme.…
İnâyet
Le) Lütuf, ihsan, kayırma. tas. Allah'ın kulunu kayırması, İnayet-i hak İlahi inayet; Hakk'ın insanı kayırması, koruması ve kollaması, ona İnfisal a e disa destek olması. İki cihan zindan ise gerek bana bostân ola Ayruk bana ne gam gussa, ç…
İntibâh
Uyanma ve farkına varma. Tasavvufta gaflet hâlinden çıkıp mânevî yolculuğa yönelmeyi; ilâhî inayetin kulu harekete geçirerek tövbe, muhasebe ve arayışa sevk etmesini ifade eder.
Irfan
(عرفا ن) Marifet, keşf, hads, ilham, sezgi, manevi ve ruhi tecrübeyle elde edilen bilgi, tecrübi bilgi. Bkz. Marifet. Ruhtur kâlib-i insana Fehimâ irfan Heykel-i bi-hünerân addolunur seng-i mezâr Fehim-i kadim Ehl-i irfan söylemez her hâlin…
İşaret
(5 (اشار 2. Söz aracılığı olmadan maksadı başkasına haber vermek.2. Cok latif oldugu icin ibareyle anlatılamayan husus. 3. | Tasavvuf bir işaret ilmidir Cilmu'Lişâre); ifade edilir hale gelince anlaşılmaz olur |. Süfilerin sözleri işaret, i…
İ‘tibâr
İbret ve ders alma. Tasavvufta dünyanın ve içindekilerin geçiciliğini dikkate alarak görünen olaylardan mânevî sonuç çıkarmak, eşyayı yalnız dış yüzüyle değil işaret ettiği hakikat bakımından okumaktır.
İtikaf
ف) Se (ا Durmak, beklemek. tas. a İbadet maksadıyla belli bir camide veya mescitte belli bir süre durmak, bu süreyi ibadetle geçirmek, bu süre içinde zaruret hali dışında dünya işiyle ilgilenmemek. b Hak'la durmak, lyd mâsivâdan uzak kalmak…
Kabz billah
Allah ile olan tutukluk. tas. Sâlikin gönlünün hesaba çekilmesi ve sıkıştırılması. Bast halinde bulunan sâlikten edebe aykırı bir hal ve hareketin meydana çıkması halinde, bunun manevi cezası olmak üzere kalbe gelen sıkıntı halidir. Kabzın…
Kadeh
Vakit. Manevi hal, ruhi haz, şevk, cezbe, vecd. Molla okusun medresede şerh-i meâni Metn-i kadehi sun bize ehl-i şurühuz Rühi Bağdâdi
Kahve
م) 545) Kahve X./XVL. asırdan itibaren Habeşistan ve Yemen süfileri arasında gece ibadet ederken uykuyu defetmek, zihni açmak ve kalbe feyz ve bereketin gelmesini sağlamak amacıyla kullanılmıştır. Kahveyi ilk defa Yemen'e Şazeli tarikati şe…
Kalp
Gönül; insanın mânevî idrak merkezi. Kelimenin kökündeki dönme ve değişme anlamı, kalbin hâlden hâle geçmesiyle ilişkilendirilir. Tasavvufî anlamı Kalp ilâhî hitabın muhatabı, marifet ve irfanın mahalli kabul edilir. Nefis terbiyesi ve ziki…
Karar
Bir hâlin hakikati hakkındaki tereddüdün ortadan kalkması; kalbin şüphe ve kararsızlıktan kurtularak mânevî sükûna ermesi.
Kelime
ÇE) ¢. Kelim veya Kelimat İnsan-ı kâmil, bir bütün olarak ilâhî kemali kendi varlığında gerçekleştiren insan. İlâhî isimlerin hepsi bu insanda tecelli ettiğinden yalnızca yeryüzünde değil, bütün kâinatta Allah'ın halifesi olmaya en layık od…
Kenz-i mahfi
355) Genci pinhan, gizli hazine, 2, tas. Gaybte gizli olan ahadiyet hüviyeti, Bu hüviyet en gizli şeydir (x1, SM, CT). Bir hadise göre Allah yaratma amacını “Ben bir gizli hazineydim bilinmek istedim, bilineyim diye âlemi yarattım” şeklinde…
Ken’an
r. Filistin. Hz. Yakub'un, oglu Yüsuf'u kaybettiği ve ağladığı belde. 2. tas. Manevi âlem, meleküt âlemi (sr). Hz. Yusuf'un içine atıldığı kuyu | maddi ve cismani âlemi, dünyayı, Ken'an beldesi ise kutsiler âlemini temsil eder, | Beden kara…
MM
و kişide harikulade bir halin zuhur etmesi, Eğer kendisinden bu hal zuhur eden kimse amel-i salih sahibi değilse o harikulade hal istitraç adını alır. Peygamberlerden zuhur eden harikulade hallere mucize denir (cr). Keramet Hakk'ın velisine…
Kesret-Vahdet
(كثرة - وحد ة) +. Çokluk-Birlik. 2, tas. Bir olan Hakk'ın isim ve sıfatlarıyla tecelli edip çokluk halinde görünmesi kesret, bu çokluğun hakiki | bir varlığı olmadığını kavrayıp var olarak yalnızca Hakk'ı görmeye vahdet denir. | Zehi derya-…
Kitap
Cem ve zam (toplama ve ekleme) mertebesi. Harfler bir araya getirilerek ve birbirine eklenerek metnin anlamı anlaşılır hale gelir. 2. Kaza ve kader. 3. Süfilere göre kitap da mâsivâdır, diğer maddi şeyler gibi onunla olan ilgiyi de kesmek l…
Kūt
Gıda ve rızık. Tasavvuf dilinde bedenin yiyeceğine karşılık kalbin ve ruhun mânevî gıdasını anlatan bir mecazdır. Âşığın kūtu ilâhî güzelliği temaşa, zikir, sohbet ve mânevî dinleyiştir. Semâ ve dinî mûsiki de kalbi uyandırdığı ölçüde ruhun…
Kutbü’l-irşâd
İnsanları mânevî yolda eğitme ve yönlendirme yetkisinin en yüksek derecesini temsil ettiği kabul edilen velî. Terim, irşad hizmetinin merkezinde bulunduğuna inanılan kâmil mürşidi ifade eder; tarihî bir idarî makamdan ziyade tasavvufî velây…
Lâiha i ar
ع (لائحه) Levâih I. Parıltı, kıvılcım 2. tas. aParlar parlamaz kaybolan tecelli nuru (si 412; KI). b İçe doğuş, manevi keşif; örn. Hz Ömer'in Sâriye'yi görmesi (İFM; KI; AK 11:380). Bkz Bârika, Hatre
Laiha
¢ Levaih I. Parıltı, kıvılcım, 2. tas. a Parlar parlamaz kaybolan | tecelli nuru. b İçe doğuş, manevi keşif; örn. Hz. Ömer'in Sâriye'yi | görmesi (İFM; KI; AK 11:380). Bkz, Bârika, Hatre. |
Leb-i la‘l
Yakut renkli dudak. Divan ve tasavvuf şiirinde sevgilinin kırmızı dudağını; daha derin yorumda sevgilinin sözü, nefesi ve hayat veren mânevî mesajını anlatır.
Mârifet
Bilmek, tanımak ve tecrübeyle edinilen bilgi. Tasavvufta sûfînin mânevî hâlleri yaşayarak ve hakikatleri tadarak elde ettiği irfanı ifade eder. Hakk’a ilişkin bu bilgiye mârifetullah , sahibine ârif veya ârif-i billâh denir. Sûfîler mârifet…