ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
145 sonuç · toplam 246 · “vücûd” · 2/7
01Sereyân-I Vücûd
Arapça, varlığın sirayet etmesi, bulaşması demektir. Rahmanî soluk, mukaddes feyz. Âlem ve insan, bu feyzin pırıltılarıdır.
A‘yân-ı sâbite
Varlıkların Allah’ın ilmindeki ezelî ve değişmez hakikatleri. Tasavvuf literatüründe, özellikle vahdet-i vücûd düşüncesinde, eşyanın dış dünyada var olmadan önce ilâhî ilimde bilinen sûret ve hakikatlerini anlatır. İlim ile dış varlık arası…
Aynu’s-sey Cİ
عين Bir şeyin özü; kendisi tas. Hak Teala. Ibn Arabi Futuhat'ta, “Tenzih ederim o zatı ki eşyayı icat etti, kendisi bu eşyanın aynısı olduğu halde,” demiştir, “Hak, zahir olanın aynısı olup halk ismini almıştır” (iv 187; kı 34). Bir vücuddu…
Câni
Ruhi. 2. tas, Hiçbir zaman fani olmayan ve ebediyen baki olan sıfat (tıs). Cârüb-u Ia i. fars (جاروبلا) 1. La süpürgesi. 2. tas. a Bu deyim “varlıklar üzerinde Allah'tan başka etkili olan yoktur” (Lâ müessir fil-vücud ilallah) cümlesine işa…
Çehar-yâr-i güzin
Ik dort halife, hulefa-i raşidin. Kasr-ı şer'inde Ebu Bekr u Ömer ol Şâhın Dahi Osmân u Ali oldular erkân-ı bina Biri sıdk ile, biri adl ile bihemtâdır Biri hilm ile, biri ilm ile ferdu yektâ Biri bahr-i atâdır, birisi kulzum-i dâd Birisi k…
Esma-Müsemma
İsim-İsimlendirilen. 2. İsimden isimlendirilene gitmek, Allah'ın isimlerini zikrederek Allah’a ermek. Esma çekmek Esma zikri. Bkz. Zikir, Esma-i hüsna Allah'ın güzel adları. Süfiler bu isimleri zikir olarak okurlar. Bu isimleri açıklamak iç…
Eşik
Atebe, âsitâne ve dergâh. tas. Tasavvufta ve genelde doğulu kavimlerde eşiğin bir kutsiyeti vardır. Ulu kişilerin ululuğunu anlatmak için oturdukları evlerin eşiklerinin ululuğundan söz edilir. Eşik mahviyeti simgeler. Müridin, şeyhin kapıs…
Gayb erenler
غيب!> « نلر) Göze görünmeyen veliler, Ricalw’l-gayb, malü'-gayb. Üçler, yediler, kırklar, abdallar gibi bazı veliler vardır ki, gâibtirler; göze görünmezler, kısa zamanda uzun mesafeler katettiklerine inanılır. Bkz. Tayy-i mekân, Tayy-i zam…
Gurâb
Karga. Bazı tasavvufî ve vahdet-i vücûd metinlerinde idrak ve nurdan uzaklığı sebebiyle küllî cismin, yoğun maddî âlemin sembolü olarak kullanılır.
Hane
Ev. tas. Zatın zatı, vücudun gaybeti. Varlığı gâib olması itibariyle Zatın Zatı. }
Harâbât
1, Harap yerler, viraneler. 2. mec. Meyhane. 3. tas. a Tekke, b Gönül. e Beşeri vücudu ve bedeni tahrip (ifna) etme, maddi mevcudiyetten fani Nefsani arzuları tahrip, süfli duyguları imha, hayvani eğilimleri harap et- mek; kötü huyları yıkm…
Heme-üst
و ست) | 40) Her şey odur. Vahdet-i vücudu ifade eder.
Hü
O; üçüncü şahıs zamiri. tas. a Allah'ın mutlak gayb olan hüviyeti, künhü; temaşası mümkün olmayan zatı. Gir semâa zikr ile gel yana yana Hü deyü Ir safâ-i aşk-ı Hakk’a yana yana Hü deya Zat-ı Hakk'ı buldular buluştular bir Ha ile Dost görün…
İllet
Sebep. tas. a Bir sebep göstererek veya sebebsiz olarak Hakk'ın kulunu uyarması (irm). b Sonradan meydana gelen şeyler. Her şeyin illeti (sebebi) Hakk'ın yapıcılığıdır, onun yapıcılığının bir illeti yoktur ( İFM 11:646; Gİ 1:79). İllet-i vü…
İttihat
Birlik, tas. Vahdet-i vücut; kendi kendine var olan mutlak, | bir ve gerçek varlığın temaşa edilmesi, Bizatihi yok, ancak başkası sayesinde var | olan şeyler bu temaşa esnasinda birleşir ve tek olarak görülür. Burada farklı iki asli varlığa…
Keder
Üzüntü. Bkz. Safa. Kefaf (5 (كفا veya Kefaf-1 nefs İhtiyaç duyulan kadar, dilenmeye lüzum hissettirmeyen dünyalık (cr). Kefaf asgari miktarda rızk ve dünyalık demektir. Süfilere | göre gıdanın, elbisenin ve evin kefaf miktarı olması gerekir…
Kelam
(» (كلا Söz. trade ve kudretin, gâib olan bir şeyi etkileyip açığa çıkarması, gaybte olanın vücuda getirilmesi; öm. kün (ol) kelimesi bir kelamdır, bu Söz gâib olan şeylere temas edince onları açığa çıkarmıştır. Bkz. Kelime,
Kelime
ÇE) ¢. Kelim veya Kelimat İnsan-ı kâmil, bir bütün olarak ilâhî kemali kendi varlığında gerçekleştiren insan. İlâhî isimlerin hepsi bu insanda tecelli ettiğinden yalnızca yeryüzünde değil, bütün kâinatta Allah'ın halifesi olmaya en layık od…
Kün
Ol, Allah bir seyi yaratacağı zaman ona “ol” (kün) der, o da oluverir |. Tasavvufta Allah'ın bu sözlü emrine kelimetu'l-hazret ve kelime-i tekvin, kün hitabi denir. Ol (Kün) dedi bir kerre var oldu cihan Olma derse mahvolur ol dem heman 5.…
Kürsi
(كرسى) Emir ve yasak alanı (iFM). “Değil kürsisiye vaiz. Arşa çıksan adam olmazsın. Kütüb-i ilahi Mücerret akıllar ve nefsler (Kı; sr). = EEE: } Ree aes La - Illa ar. ا لا) - y) Lailahe illallah kelime-i tevhidindeki la, b nefy (olumsuzluk…
Meve
Dalga tas, Mutlak varlığın, kâinatın mertebesinde peyda olan tecellileri, âlem ve adem mutlak vücudun, vahdet denizinin dalgalarıdır. Zehi derya-yi vahdet kim kesilmez hergiz emvacı Bu kesret âlemi ondan doğup nâçâr olur peyda Misti Vücud-i…
Münâzele
(45 (منا Mesafe alma, menzillerde yol alma. Biri iniş, diğeri çıkış halinde bulunan iki zatın yüzyüze gelmeleri. 2. tas. a Hakk'ın kuluna inmeyi irade etmesi ve kulunun kalbinde ona doğru gitme arzusunu yaratması ve böylece bir karşılaşma h…
Nâsût
İnsanın ve âlemin maddî, beşerî ve görünür yönü için kullanılan terim. Tasavvuf ve özellikle vahdet-i vücûd literatüründe ilâhî ve mânevî yönü anlatan lâhût ile karşılaştırılır. Nâsût ile lâhût iki bağımsız tanrı veya cevher anlamına gelmez…
Rahim
Özel anlamda rahmet ve merhamet sahibi, Rahip i ar. هب) ç Ruhban. Halktan ayrılan ve mâsivâdan kopup Hakk’a yönelen çileci Hıristiyan din adamı (cr). Evlenmeyen, bekar Yaşayan. Ilk zahitlerden başlayarak pek çok rahibin sözü, öğüdü, hali ve…