ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
2382 sonuç · toplam 3232 · “Kül” · 13/100
01Mahv-i ubüdiyet
Kullugun mahvı. tas. A'yâna varlık nispet etmemek. Aslında | aynlar (ç. a'yan) yoktur, yalnızca Hak onlarda zuhur ettiği için vardır. Bu türlü varoluş aslında yok oluştan başka bir şey değildir. Haktan başka fail ve mevcut yoktur. Kul suret…
Makam
(» (مقا Menzil, merhale, konak, mertebe. tas. a Sâlikin gösterdiği | faaliyetle ulaştığı, sıkıntılara katlanarak azimli bir şekilde gerçekleştirdiği merha- | Sâlikin makamı, bu suretle ulaştığı ve ikamet ettiği yerdir. Haller Allah'ın sâlik…
nâsik
Tasavvuf inancının oluşum sürecinde “âbid” (bk. bu madde) ve “zâhid” (bk. bu madde) için kullanılan ad.
Manassa
Çardak tas. Mahrem tecelliler, yani ruhani tecelliler. Bu terim özellikle İbni Arabi'nin el-Futuhatu'l-Mekkiyesi'nin son kısmında kullanılır.
Mârifet
Bilmek, tanımak ve tecrübeyle edinilen bilgi. Tasavvufta sûfînin mânevî hâlleri yaşayarak ve hakikatleri tadarak elde ettiği irfanı ifade eder. Hakk’a ilişkin bu bilgiye mârifetullah , sahibine ârif veya ârif-i billâh denir. Sûfîler mârifet…
Mebna-i tasavvuf
ف) yar el) 7, Tasavvufun temeli. 2, tas. Fakirlik ve ihtiyaç haline sımsıkı sarılmak, cömert ve diğerkâm olma halini gerçekleştirmek, teşebbüs | ve iradeyi terk (: Kİ). Mecâli-i külliye (4.15 «J lees) Varlığın genel tecelli yerleri, tecelli…
Mecaz
Bir kelimeyi asıl anlamı dışında ilişki ve benzerlik yoluyla kullanma; geçici ve iğreti olan. Tasavvuf dilinde dünya ve yaratılmış güzellikler, kalıcı hakikate işaret eden mecazlar olarak okunabilir. Mecazdan hakikate “Mecaz hakikate köprüd…
Meczup
İlâhî cezbeye tutulmuş kimse. Tasavvuf geleneğinde Hakk’ın güçlü çekimiyle normal davranış ölçülerinin dışına çıkan kişi için kullanılır. Meczup ile sülûkunu bir mürşid gözetiminde adım adım sürdüren sâlik aynı değildir. Kaynaklar cezbe hâl…
Medet
(2 (مد İmdat, yardim, himaye. tas. Medet Allah'tan istenir. Buna istimdat denir, Ermişlerin ruhlarından yardım istemeye de medet denir. Alevi- Bektaşi zümreler “Yetiş yâ Ali” anlamında medet kelimesini kullanır. Aman Allahım derde dermânım…
Medhûş
Hayrete düşmüş, kendinden geçmiş. Tasavvufta güçlü bir hâl veya tecellinin etkisiyle olağan idrak ve davranışına hâkim olamayan sâlik için kullanılır. Dehşet maddesine de bakınız.
Mekr
(مكر) Oyun, kandırma, hile. tas. Allah'ın, emirlerini dinlemeyen bir kuluna nimet üzerine nimet vermesi, edepsizliğine rağmen durumunu olduğu gibi bırakması ve olağanüstü hususları başarmayı ona nasip etmesi (KI; CT; İFM; Gi 1:83). Bu anlam…
Menzil
Makam, konak, durak, mertebe seyr ve sülûk esnasında varılan ve geçilen konaklama yerleri. Merâtib-i külliyye (415 تب | 5) Umümi mertebeler, genel kategoriler. tas. Varlığın külli mertebesi altıdır: zat-ı ahadiyet, hazret- i vahidiyet, müce…
Mescit
Secde edilen, namaz kılınan yer, musalla, namazgâh, küçük | tas. a İlk zahitler ibadet etmek için çekildikleri köşelere (küşe-i inzivaya) mescit derlerdi. b Daha sonra hankah ve tekkelerde namaz kılmak için ayrılan ye- re de mescit denilmiş…
Mesh
Bir şeklin veya sûretin bozulup başka bir şekle dönüşmesi. Tasavvufî kullanımı Kalbin mânevî biçiminin değişmesi; insanın Hakk’a yönelişten uzaklaşıp nefsin haz ve arzularına bağlanması sebebiyle iç dünyasının bozulması anlamında kullanılır…
Mevâcid
Vecd kelimesinin çoğulu; gönülde ortaya çıkan yoğun mânevî buluş ve coşku hâlleri. Keşif, ilham ve mânevî tecrübeyle sûfîye açılan hâller için kullanılır. Mevâcid geçici tecrübeleri ifade eder; kalıcı makam ve doğrulanmış bilgiyle aynı sayı…
pîr
ve a [F.] tas. Sözlükte, er) “Koca, yaşlı adam, ihtiyar.” olarak tanımlanan bu söz, bir ar tarikatın kurucusu veya öncüsü m’m anlamında terim, eşanlamlısı rz” “mürşid, velî, şeyh” (bk. bu nde maddeler). şan pîr-i çarh 554 § tam. pîr-i çarh…
Meydan
Açık alan, görünme ve karşılaşma yeri. Tasavvuf dilinde muhabbet, zikir, vecd ve mânevî mücadelenin sahası için kullanılır. Tekke hayatında Mevlevîlikte “meydan”, dede ve dervişlerin belirli bir düzen içinde toplanıp murakabede bulunduğu me…
Meygede
Meyhane; harabat, dostların sohbet meclisi, tekke, 2. Kulun aşk ve şevkle Rabb'ine münâcat mahalli; kâmil mürşidin kalbi, 3. Lâhüti âlem. Mescidde riyâ-pişeler etsin ko riydyı Meyhâneye gel kim ne riyâ var ne mürâi Şeyhülislâm Yahya Zahid s…
Miraç
Hz. Peygamber'in Allah'la görüşmesi olayı. 2. tas. Bâyezid Bistâmi'den itibaren süfiler de miraç yaşadıklarını söylemişlerdir. Attâr, Tezkiretu'-evliya'da Bâyezid Bistâmi'nin miracını anlatır (ATE 202). İbn Arabi de benzeri bir miraçtan bah…
Miyân
Ara, orta ve bel. Tasavvufî kullanımda sâlikin varlığına veya talip ile matlup arasında gerçekleşmesi takdir edilen seyr, makam ve perde aşamalarına işaret eder.
Molla
Âlim ve medrese mensubu. Tasavvuf edebiyatında kelime bazen yalnız dış bilgiyle yetinen, ilmini hâl ve ahlâkla doğrulamayan zâhir ehli tipini eleştirmek için kullanılır. Bu eleştiri ilme değil, bilginin gurur ve şekilciliğe dönüşmesine yöne…
Muhâdara
Kalbin Hakk’ın huzurunda bulunması. Tasavvuf kaynaklarında delil, zikir ve yoğun dikkat sayesinde kazanılan başlangıç huzurunu ifade eder. Muhâdara–mükâşefe–müşâhede Muhâdara: Kalbin delil ve zikirle huzura yönelmesi. Mükâşefe: Hakikatin ar…
Muhâdese
(48 (محا د 1, Konuşma. 2. tas. Hakk'ın kuluna mülk ve madde âlemindeki varlıklardan hitap etmesi. Hz. Musa'ya ağacın hitap etmesi gibi (kı; CT; İFM).
Murakabe
1, Denetleme, gözetleme; dikkati belli bir noktaya toplama. 2. tas. a Kulun, ‘Hak, bütün hal ve hareketlerime vakaftir’ şeklinde bir şuur ve idrak içinde olması (cr). b Kalbi, ona zarar veren şeylerden korumak, ‘Allah her an beni görüyor, k…