Ara
Menü

Akşemseddin

Akşemseddin (792/1390, Şam – Rebîülâhir 863 / Şubat 1459, Göynük); Fâtih'in hocası, mutasavvıf, âlim-tabip ve şair. Hacı Bayrâm-ı Velî'nin halifesi ve Bayramiyye'nin Şemsiyye kolunun kurucusudur .

Doğum
1390
Vefat
1459
Unvan
Bayramiyye-Şemsiyye pîri, âlim, hekim, şair ve Fâtih’in hocası
Temalar
Şam, Kavak, Osmancık, Ankara, Hacı Bayrâm-ı Velî, Beypazarı, Göynük, İstanbul’un fethi, Eyüp Sultan, Şemsiyye, tıp, eserler

Adı ve nesebi

Asıl adı Şemseddin Muhammed b. Hamza'dır. Ancak Akşemseddin veya kısaca Akşeyh adıyla şöhret bulmuştur.

792 (1390) yılında Şam'da doğdu. Avârifü'l-maârif sahibi Şeyh Şehâbeddin es-Sühreverdî'nin (ö. 632/1234) torunlarından Şeyh Hamza'nın oğludur. Baba tarafından nesebi Hz. Ebû Bekir'e kadar uzanmaktadır.

Yedi yaşlarında babasıyla birlikte Anadolu'ya gelerek o zaman Amasya'ya bağlı olan Kavak ilçesine yerleştiler (799/1396-97).

Tahsili

Kur'an'ı ezberleyip kuvvetli bir dinî tahsil gördükten sonra Osmancık Medresesi'ne müderris oldu. Yine bu arada iyi bir tıp tahsili yaptığı da anlaşılmaktadır.

Mürşid arayışı

Hayatı hakkında en geniş ve doğru bilgilerin yer aldığı Enîsî'nin Menâkıbnâme'sine göre “ilm-i bâtın lezzeti dimağından gitmediği için”, tahminen yirmi beş yaşlarında iken kendisine bir mürşid aramak üzere Fars ve Mâverâünnehir'e doğru yola çıktı; ancak arzusunu gerçekleştiremeden geri döndü.

Bazı tavsiyeler üzerine Hacı Bayrâm-ı Velî'ye intisap etmeyi düşündüyse de vazgeçti ve şöhreti Anadolu'ya kadar yayılmış bulunan Zeynüddin el-Hâfî'ye intisap için Halep'e gitti. Fakat bir gece rüyasında, boynuna takılı bir zincirin Hacı Bayram'ın elinde olduğunu görünce Ankara'ya döndü.

Kaynak burada bir itiraz kaydeder: Akşemseddin hakkında bugüne kadar en geniş araştırmayı yapmış bulunan A. İhsan Yurd, Akşemseddin'in Def'u metâin adlı eserinde Zeynüddin el-Hâfî'ye açıkça târizde bulunduğuna dikkati çekerek, tenkit ettiği bir kimseye intisap etmeyi düşünmesinin mümkün olamayacağını belirtmekte ve onun doğrudan doğruya Hacı Bayram'a bağlandığını kaydetmektedir.

Hilâfeti ve inzivâları

İntisap tarihi belli olmayan Akşemseddin, sıkı bir riyâzet ve mücâhededen sonra kendisini takdir eden şeyhinden kısa zamanda hilâfet aldı. İçinde çileye girdiği hücre bugün de Ankara Hacıbayram Camii bodrumunda mevcuttur ve şeyhin adıyla anılmaktadır.

Daha sonra şeyhinin yanından ayrılarak Beypazarı'na gitti, burada bir mescid ve değirmen inşa ettirdi. Fakat halkın büyük rağbet gösterip etrafına toplanması üzerine, günümüzde Çorum'a bağlı olan İskilip kazasında Kösdağı civarındaki Evlük köyüne çekildi.

Bir süre sonra buradan da ayrılarak Göynük'e yerleşti ve orada da yine bir mescidle değirmen yaptırdı. Bir yandan çocuklarının, diğer yandan da dervişlerinin tâlim ve terbiyeleriyle meşgul oldu; bu arada hacca gitti.

Şeyhi Hacı Bayrâm-ı Velî'nin vefatından sonra onun yerine irşad makamına geçti (833/1429-30).

Fâtih ile ilişkisi

Şeyhi Hacı Bayram'ın II. Murad'la münasebetlerinde hemen daima yanında olduğundan oğlu II. Mehmed ile de tanışmış ve tahta çıktıktan sonra da onunla görüşmeye devam etmişti.

Tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber İstanbul'un fethinden önce iki defa Fâtih'in yanına Edirne'ye giden Akşemseddin, ilkinde II. Murad'ın kazaskeri Çandarlıoğlu Süleyman Çelebi'yi, öbür defasında da Fâtih'in kızlarından birini tedavi ederek iyileştirmiş, Fâtih'in kızı da kendisine Beypazarı'ndaki pirinç mezraalarını vermişti.

Fetih

Fâtih 1453 yılı baharında İstanbul'u muhasara etmek üzere ordusuyla Edirne'den yola çıkınca Akşemseddin, Akbıyık Sultan ve devrin diğer tanınmış şeyhleri de yüzlerce müridleriyle ona katıldılar.

Akşemseddin kuşatmanın en sıkıntılı anlarında gerek padişahın gerekse ordunun mânevî gücünün yükseltilmesine yardımcı oldu. Araştırmacılar, Akşemseddin'in bu sıkıntılı anlarda zaferin yakın olduğu müjdesini vererek sabredip gayret göstermesi gerektiğine dair Fâtih'e yazdığı mektupların, fethin kısa zamanda gerçekleşmesinde büyük bir tesiri olduğunu belirtmektedirler.

Fetihten sonra Ayasofya'da kılınan ilk cuma namazında hutbeyi Akşemseddin okuduğu gibi, İslâm ordularının daha önceki kuşatmalarından birinde şehid düşmüş olan sahâbeden Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin kabrini de Fâtih'in isteği üzerine yine o keşfetti.

Fâtih tarafından kiliseden çevrildikten sonra, Fâtih medreseleri yapılıncaya kadar önce medrese olarak kullanılan Zeyrek Camii'nin güney ihata duvarında pencere üstündeki bir kitâbeden, Akşemseddin'in İstanbul'da bulunduğu yıllarda burada oturduğu ve ders verdiği anlaşılmaktadır.

Padişahın müridliğini engellemesi

Fetihten sonra padişahın taç ve tahtını terkedip bütünüyle şeyhe bağlanmak ve ondan tarikat ahkâmını öğrenmek istemesi üzerine Akşemseddin büyük bir dirayet göstererek Fâtih'in bu arzusuna engel olmaya çalıştı. Bunu başaramayacağını anlayınca Gelibolu üzerinden Anadolu yakasına geçerek Göynük'e döndü.

Sultanın, gönlünü almak üzere arkasından gönderdiği hediyeleri geri çevirdiği gibi, Göynük'te yaptırmak istediği cami ve tekkeyi de kabul etmeyerek sadece bir çeşme yapılmasına razı oldu.

Vefatı

Hayatının son yıllarını Göynük'te geçirdiği tahmin edilen Akşemseddin, Menâkıbnâme'ye göre 863 Rebîülâhirinin sonunda (Şubat 1459) burada vefat etti. Türbesi hâlen ziyaretgâhtır.

Kaynak tarihi iki delille doğrular: halifelerinden Abdürrahim Karahisârî'nin 865'te (1460-61) Mahmud Paşa adına kaleme aldığı Vahdetnâme'nin başında yer alan bir beytine göre Akşemseddin'in bu tarihten önce vefat etmiş olduğu açıkça anlaşılmaktadır; ayrıca bugün türbe kapısı üzerinde bulunan inşa kitâbesi de 863 Rebîülâhirini göstermekte ve menâkıbın verdiği bilgiyi doğrulamaktadır. Ekrem Hakkı Ayverdi'nin kitâbedeki “rebîayn” kelimesini “rebîülevvel” olarak kabul etmesinin izahı zordur.

Türbesi vefatından beş yıl kadar sonra yapılmış olup sandukası üzerindeki yazı da oğullarından Mehmed Sâdullah'a aittir. Evlâtlarından Mehmed Sâdullah ve Nûrullah da bu türbede yatmaktadır.

Tabipliği

Kaynaklarda aynı zamanda “tabîb-i ebdân” olduğu, devrinin iyi bir hekimi sıfatıyla da şöhret kazandığı ve tıbba dair eserleri bulunduğu belirtilir.

Kaynak bir öncelik iddiası kaydeder: tıp tarihinde ilk defa mikrop meselesini ortaya atmak ve hastalıkların bu yolla bulaştığı fikrini öne sürmekle, bu alanda kesin bilgiler veren Fracastor adlı İtalyan hekimden en az 100 yıl önce bu konuya ilk temas eden tabip olduğu kabul edilmektedir.

İhtilâfı da verir: Adnan Adıvar gibi bazı müellifler, ilk önce Dr. Osman Şevki Uludağ'ın işaret ettiği bu konuda biraz tereddütlü davranırlarsa da, Bedii N. Şehsuvaroğlu bunun gerçekliğini inandırıcı bir şekilde ve açıklıkla ortaya koymuştur.

Oğulları ve kolu

Akşemseddin'in yedi oğlu olmuştur: Sâdullah, Fazlullah, Nûrullah, Emrullah, Nasrullah, Nûrülhüdâ ve Hamdullah Hamdi. Küçük oğlu Hamdullah Hamdi (ö. 909/1503) hey'et, nücûm ve mûsikide iyi derecede bilgi sahibi olup aynı zamanda devrinin önde gelen şairleri arasında da yer almıştır.

Akşemseddin'in kurduğu Bayramiyye'nin Şemsiyye kolu kendisinden sonra Göynük'te oğlu Fazlullah, Kayseri'de İbrâhim Tennûrî, İskilip'te Attaroğlu Muslihuddin, Ankara ve civarında ise Hamza eş-Şâmî tarafından devam ettirilmiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA17 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi17 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç6 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Menkıbeler

İlk 3 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Boynundaki zinciri tutan el

Halep yolundan Ankara'ya döndüren rüya.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Mürşid arayışında önce Fars ve Mâverâünnehir'e doğru yola çıkmış, arzusunu gerçekleştiremeden geri dönmüştü. Sonra Hacı Bayrâm-ı Velî'ye intisap etmeyi düşündüyse de vazgeçti ve şöhreti Anadolu'ya kadar yayılmış bulunan Zeynüddin el-Hâfî'ye intisap için Halep'e gitti.

Fakat bir gece rüyasında, boynuna takılı bir zincirin Hacı Bayram'ın elinde olduğunu görünce Ankara'ya döndü.

Çerçeve. A. İhsan Yurd bu rivayete itiraz eder: Akşemseddin Def'u metâin'de Zeynüddin el-Hâfî'ye açıkça târizde bulunmaktadır; tenkit ettiği birine intisabı düşünmesi mümkün değildir — doğrudan doğruya Hacı Bayram'a bağlanmıştır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Enîsî, Menâkıbnâme.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin kabri

Fâtih'in isteğiyle yapılan keşif.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Fetihten sonra Ayasofya'da kılınan ilk cuma namazında hutbeyi Akşemseddin okuduğu gibi, İslâm ordularının daha önceki kuşatmalarından birinde şehid düşmüş olan sahâbeden Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin kabrini de Fâtih'in isteği üzerine yine o keşfetti.

Çerçeve. Bu keşif, Eyüp Sultan Külliyesi'nin ve Osmanlı cülûs merasiminin (kılıç kuşanma) mekânını belirlemiştir; fethin dinî meşrulaştırma anlatısının merkezindeki olaydır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Akşemseddin”, c. 2, s. 299-302.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Tahtı bırakmak isteyen padişah

Akşemseddin'in Göynük'e çekilmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Fetihten sonra padişahın taç ve tahtını terkedip bütünüyle şeyhe bağlanmak ve ondan tarikat ahkâmını öğrenmek istemesi üzerine, Akşemseddin büyük bir dirayet göstererek Fâtih'in bu arzusuna engel olmaya çalıştı.

Bunu başaramayacağını anlayınca Gelibolu üzerinden Anadolu yakasına geçerek Göynük'e döndü.

Çerçeve. Reddediş orada bitmedi: sultanın gönlünü almak üzere arkasından gönderdiği hediyeleri geri çevirdiği gibi, Göynük'te yaptırmak istediği cami ve tekkeyi de kabul etmeyerek sadece bir çeşme yapılmasına razı oldu.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Akşemseddin”, c. 2, s. 299-302.

Hayatından kayıtlar

İlk 4 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Fetih mektupları

Kuşatmanın en sıkıntılı anlarında yazılanlar.

Metni gösterMetni daralt

Fâtih 1453 baharında Edirne'den yola çıkınca Akşemseddin, Akbıyık Sultan ve devrin diğer tanınmış şeyhleri de yüzlerce müridleriyle ona katıldılar.

Akşemseddin kuşatmanın en sıkıntılı anlarında gerek padişahın gerekse ordunun mânevî gücünün yükseltilmesine yardımcı oldu.

Araştırmacılar, bu sıkıntılı anlarda zaferin yakın olduğu müjdesini vererek sabredip gayret göstermesi gerektiğine dair Fâtih'e yazdığı mektupların, fethin kısa zamanda gerçekleşmesinde büyük bir tesiri olduğunu belirtmektedirler.

Çerçeve. Fâtih'e yazdığı iki mektubu bilinmektedir; biri Halil İnalcık, diğeri Bursalı Mehmed Tâhir tarafından yayımlanmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar, s. 131.
BİYOGRAFİK KAYIT

İki hasta, iki mükâfat

Fetihten önce Edirne'ye yapılan iki yolculuk.

Metni gösterMetni daralt

Tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber İstanbul'un fethinden önce iki defa Fâtih'in yanına Edirne'ye gitti.

İlkinde II. Murad'ın kazaskeri Çandarlıoğlu Süleyman Çelebi'yi, öbür defasında da Fâtih'in kızlarından birini tedavi ederek iyileştirdi; Fâtih'in kızı da kendisine Beypazarı'ndaki pirinç mezraalarını verdi.

Çerçeve. Saraya girişi tasavvufla değil hekimlikle olmuştur. Kaynak onu “tabîb-i ebdân” — bedenlerin tabibi — diye anar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Akşemseddin”, c. 2, s. 299-302.
BİYOGRAFİK KAYIT

Halkın rağbetinden kaçış

Beypazarı'ndan Evlük köyüne.

Metni gösterMetni daralt

Şeyhinin yanından ayrılıp Beypazarı'na gitti, burada bir mescid ve değirmen inşa ettirdi.

Fakat halkın büyük rağbet gösterip etrafına toplanması üzerine, günümüzde Çorum'a bağlı olan İskilip kazasında Kösdağı civarındaki Evlük köyüne çekildi.

Çerçeve. Aynı kalıp hayatı boyunca tekrarlanır: kalabalıktan uzaklaşmak için önce Evlük'e, sonra Göynük'e, nihayet fetihten sonra İstanbul'dan yine Göynük'e çekilmiştir. Her yerleştiği yerde bir mescid ve bir değirmen yaptırması da tekrar eden bir işarettir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Akşemseddin”, c. 2, s. 299-302.
BİYOGRAFİK KAYIT

Hacıbayram Camii bodrumundaki hücre

Çile yeri bugün de duruyor.

Metni gösterMetni daralt

İntisap tarihi belli olmayan Akşemseddin, sıkı bir riyâzet ve mücâhededen sonra kendisini takdir eden şeyhinden kısa zamanda hilâfet aldı.

İçinde çileye girdiği hücre bugün de Ankara Hacıbayram Camii bodrumunda mevcuttur ve şeyhin adıyla anılmaktadır.

Çerçeve. Aynı Ayverdi, İstanbul'daki izini de tesbit eder: Zeyrek Camii'nin güney ihata duvarında pencere üstündeki bir kitâbeden, Akşemseddin'in İstanbul'da bulunduğu yıllarda burada oturduğu ve ders verdiği anlaşılmaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: E. H. Ayverdi, Osmanlı Mi'mârîsinde Fâtih Devri, s. 893-894.

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Risâletü'n-nûriyye

Şeyhini savunmak için yazılan Arapça risâle.

Metni gösterMetni daralt

Sadece Nûriyye olarak da anılan bu Arapça eser, devrinde şöhreti çok yaygınlaşan ve bu sebeple hakkında bazı dedikodular çıkarılan Hacı Bayrâm-ı Velî ve dervişlerini savunma maksadıyla yazılmıştır.

A. İhsan Yurd tarafından Arapça metni ve Akşemseddin'in kardeşi Hacı Ali'nin Türkçe tercümesiyle birlikte yayımlanmıştır (İstanbul 1972).

Bayramî halifelerinden Bolulu Himmet Efendi tarafından 1071'de (1661) yapılmış eksik bir tercümesi Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir (Hacı Mahmut Efendi, nr. 2863).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: nşr. A. İhsan Yurd, İstanbul 1972.
TARİHÎ KAYIT

Def'u metâini's-sûfiyye

İbnü'l-Arabî'ye yöneltilen küfür ithamlarına cevap.

Metni gösterMetni daralt

Kısaca Def'u metâin adıyla da anılır; bazı kaynaklarda Hall-i Müşkilât olarak zikredilmektedir. 856 (1452) yılında kaleme alınmıştır.

Konusu şudur: Muhyiddin İbnü'l-Arabî ve benzeri bazı büyük mutasavvıfların küfür ve ilhâdla itham edilmelerine karşı, onların sözleriyle Kuşeyrî, Gazzâlî, Cüneyd-i Bağdâdî, Necmeddîn-i Kübrâ gibi tanınmış ulemâ ve meşâyihin sözleri arasında bir fark olmadığını, ikincilerin eserlerinden nakiller yaparak göstermekte ve hepsinin aynı yolda bulunduklarını ispata çalışmakta, ithamları reddetmektedir.

Kaynaklarda eserin Telhîsu Def'i metâin adıyla bir hulâsasından bahsediliyorsa da şimdiye kadar böyle bir esere rastlanmamıştır. Aynı eser, Zeynüddin el-Hâfî'ye açıkça târizde bulunduğu için biyografisindeki intisap rivayetini de tartışmalı hâle getirmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Akşemseddin”, c. 2, s. 299-302.
TARİHÎ KAYIT

Makāmât-ı Evliyâ

Velâyet makamlarına dair Türkçe eser.

Metni gösterMetni daralt

“Mürşid kimdir, makām-ı velâyet nedir ve dereceleri nelerdir” gibi tasavvufî konuları işleyen Türkçe bir eserdir.

A. İhsan Yurd tarafından beş nüshası karşılaştırılarak neşredilmiştir (İstanbul 1972).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: nşr. A. İhsan Yurd, İstanbul 1972.
ESER / METİN

Mâddetü'l-hayât

Mikrop fikrinin geçtiği, aidiyeti tartışmalı tıp eseri.

Metni gösterMetni daralt

Mâddetü'l-hayât veya Mâidetü'l-hayât'ın ona aidiyeti tartışmalı olmakla beraber araştırmacıların çoğu bunun Akşemseddin'in eseri olduğunu kabul etmiş görünmektedir.

Bu eserin geç tarihlerde istinsah edilmiş pek çok nüshası vardır. En eski tarihli nüsha, 1096 (1685) yılında istinsah edilen Ali Emîrî yazmasıdır.

Çerçeve. Nüshaların hepsinin geç tarihli olması, aidiyet tartışmasının sebebidir; buna rağmen mikrop fikri konusundaki öncelik iddiası bu metne dayanır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Türkiye Kütüphaneleri İslâmî Tıp Yazmaları Kataloğu, s. 139.
ESER / METİN

Kayıp eserleri ve şiirleri

Ele geçmeyenler ile bulunan otuz sekiz şiir.

Metni gösterMetni daralt

Risâle-i Zikrullāh, Risâle-i Şerh-i Akvâl-i Hacı Bayrâm-ı Velî ve Risâle fî devrâni's-sûfiyye adlı eserleri bugüne kadar ele geçmemiştir.

Bir katalog uyarısı: kütüphane kataloglarına değişik isimlerle geçmiş bazı eserleri aslında Def'u metâin ve Risâletü'n-nûriyye'nin çeşitli bölümleridir (krş. Risâletü'l-intisâr, Süleymaniye Ktp., Cârullah Efendi, nr. 279/2).

Ona nisbet edilen yaklaşık kırk beş beyitlik Türkçe manzum bir risâle olan Nasîhatnâme-i Akşemseddin'i A. İhsan Yurd neşretmiştir; Kemal Eraslan da yazma bir mecmuada bulduğu otuz sekiz şiirini imlâ özellikleri ve açıklamalı sözlüğüyle birlikte yayımlamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Akşemseddin”, c. 2, s. 299-302.
TARİHÎ KAYIT

Eser kaydı

Māddetu’l-Ḥayāt, Risāletū'n-Nūriyye ve Risāle fī Defʿi Meṭāʿini'ṣ-Ṣūfiyye.

Metni gösterMetni daralt

Māddetu’l-Ḥayāt, Risāletū'n-Nūriyye ve Risāle fī Defʿi Meṭāʿini'ṣ-Ṣūfiyye.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: İSAM Ulema Veritabanı.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Bayramiyye-Şemsiyye

Kendi adını taşıyan kol.

Metni gösterMetni daralt

Şeyhi Hacı Bayrâm-ı Velî'nin vefatından sonra onun yerine irşad makamına geçti (833/1429-30) ve Bayramiyye'nin Şemsiyye kolunu kurdu; ad, kendi adı olan Şemseddin'den gelir.

Kol kendisinden sonra Göynük'te oğlu Fazlullah, Kayseri'de İbrâhim Tennûrî, İskilip'te Attaroğlu Muslihuddin, Ankara ve civarında ise Hamza eş-Şâmî tarafından devam ettirilmiştir.

Aynı pîrden çıkan diğer kol, melâmî neşveyi sürdüren Dede Ömer Sikkînî'nin Bayramî Melâmîliğidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Akşemseddin”, c. 2, s. 299-302.
KAVRAM

Mikrop fikri

Fracastor'dan yüz yıl önce.

Metni gösterMetni daralt

Tıp tarihinde ilk defa mikrop meselesini ortaya atmak ve hastalıkların bu yolla bulaştığı fikrini öne sürmekle, bu alanda kesin bilgiler veren Fracastor adlı İtalyan hekimden en az 100 yıl önce bu konuya ilk temas eden tabip olduğu kabul edilmektedir.

Tartışma da kaydedilir: Adnan Adıvar gibi bazı müellifler, ilk önce Dr. Osman Şevki Uludağ'ın işaret ettiği bu konuda biraz tereddütlü davranırlarsa da, Bedii N. Şehsuvaroğlu bunun gerçekliğini inandırıcı bir şekilde ve açıklıkla ortaya koymuştur.

İlgili eser Mâddetü'l-hayât (veya Mâidetü'l-hayât) olup aidiyeti tartışmalı olmakla beraber araştırmacıların çoğu bunun Akşemseddin'in eseri olduğunu kabul etmiş görünmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Akşemseddin”, c. 2, s. 299-302.
TARİHÎ KAYIT

Tâife-i nûriyye

Savunduğu sûfî zümresine verdiği ad.

Metni gösterMetni daralt

Risâletü'n-nûriyye, devrinde şöhreti çok yaygınlaşan ve bu sebeple hakkında bazı dedikodular çıkarılan Hacı Bayrâm-ı Velî ve dervişlerini savunma maksadıyla yazılmıştır.

Akşemseddin eserinde, “tâife-i nûriyye” adını verdiği sûfîleri müdafaa ederek onların özelliklerini, tasavvufî ahlâk ve âdâbı anlatır.

Kitapta geçen tarihlere bakarak eserin 838-841 (1434-1438) yılları arasında kaleme alındığı söylenebilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Risâletü'n-nûriyye.
TARİHÎ KAYIT

“Tabîb-i ebdân”

Bedenlerin ve ruhların hekimliği.

Metni gösterMetni daralt

Kaynak onun için aynı zamanda “tabîb-i ebdân” olduğu, devrinin iyi bir hekimi sıfatıyla da şöhret kazandığı ve tıbba dair eserleri bulunduğu kaydını düşer.

Tabîb-i ebdân (bedenlerin tabibi), tasavvuf edebiyatında tabîb-i ervâh (ruhların tabibi) ile birlikte kullanılan bir ikilidir; Akşemseddin'de ikisi bir kişide toplanmıştır.

Hekimliğini Osmancık Medresesi müderrisliği yıllarında edinmiştir: bu arada iyi bir tıp tahsili yaptığı da anlaşılmaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Akşemseddin”, c. 2, s. 299-302.
KAVRAM

Vefat tarihinin üç delili

Menâkıbnâme, Vahdetnâme ve türbe kitâbesi.

Metni gösterMetni daralt

Menâkıbnâme'ye göre 863 Rebîülâhirinin sonunda (Şubat 1459) vefat etmiştir.

İki bağımsız delil bunu doğrular: halifelerinden Abdürrahim Karahisârî'nin 865'te (1460-61) Mahmud Paşa adına kaleme aldığı Vahdetnâme'nin başındaki bir beyitten, Akşemseddin'in bu tarihten önce vefat etmiş olduğu açıkça anlaşılmaktadır; ayrıca türbe kapısı üzerindeki inşa kitâbesi de 863 Rebîülâhirini göstermektedir.

Bir itiraz kaydı: Ekrem Hakkı Ayverdi'nin kitâbedeki “rebîayn” kelimesini “rebîülevvel” olarak kabul etmesinin izahı zordur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Akşemseddin”, c. 2, s. 299-302.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİHacı Bayrâm-ı VelîHacı Bayrâm-ı Velî, Akşemseddin’in mürşididir.GELEN BAĞLANTIÖmer Dede Sikkînî (Bıçakçı Emîr Dede)Göynük’te aynı Bayramî kökten gelişen Şemsî ve Melâmî irşad üsluplarını temsil ettiler.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞIÖmer Dede Sikkînî (Bıçakçı Emîr Dede)Hacı Bayrâm-ı Velî'nin iki önde gelen müridi olarak aynı halkada bulunmuş, şeyhin vefatından sonra halifelik meselesinde karşı karşıya gelmişlerdir. Akşemseddin Beypazarı'nda, Ömer Dede Göynük'te faaliyet göstermeye başlamış; La'lîzâde'ye göre Beypazarı'nda halkla arası açılan Akşemseddin de bir süre sonra Göynük'e yerleşip orada kurduğu tekkede faaliyet göstermiştir. Aralarında geçtiği rivayet edilen menkıbeler Bayramiyye'nin Şemsiyye ve Melâmiyye kollarına ayrılışını anlatır.TALEBESİ / HALİFESİMuhammed Şâmî EfendiSefîne, Muhammed Şâmî'yi Akşemseddin'in halifeleri arasında sayar.TALEBESİ / HALİFESİŞeyh Abdurrahim KarahisârîSefîne, Abdurrahim Karahisârî'yi Akşemseddin'in halifeleri arasında sayar.TALEBESİ / HALİFESİİbrâhim Tennûrîİbrâhim Tennûrî, Akşemseddin’in Kayseri’de irşad eden başlıca halifelerindendir.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bolu · TürkiyeAkşemseddin Türbesi, Göynük863 Rebîülâhirinin sonunda (Şubat 1459) vefat edip defnedildiği yer; türbe vefatından beş yıl kadar sonra yapılmış, sandukası üzerindeki yazı oğlu Mehmed Sâdullah'a aittir. Oğullarından Mehmed Sâdullah ve Nûrullah da burada yatar. Kapı üzerindeki inşa kitâbesi vefat tarihini doğrular.Ankara · TürkiyeHacıbayram Camii (çile hücresi)Hacı Bayrâm-ı Velî'ye intisap edip riyâzet ve mücâhededen sonra hilâfet aldığı yer; içinde çileye girdiği hücre bugün de caminin bodrumunda mevcut olup şeyhin adıyla anılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.Dımaşk · SuriyeŞam (Dımaşk)792'de (1390) doğduğu şehir; babası, Avârifü'l-maârif sahibi Şehâbeddin es-Sühreverdî'nin torunlarından Şeyh Hamza'dır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.Samsun · TürkiyeKavakYedi yaşlarında babasıyla Anadolu'ya gelip yerleştikleri, o zaman Amasya'ya bağlı olan ilçe (799/1396-97). İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.Çorum · TürkiyeOsmancık MedresesiKur'an'ı ezberleyip kuvvetli bir dinî tahsil gördükten sonra müderris olduğu medrese; iyi bir tıp tahsilini de bu yıllarda yaptığı anlaşılmaktadır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.İstanbul · TürkiyeAyasofyaFetihten sonra kılınan ilk cuma namazında hutbeyi okuduğu yer. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.İstanbul · TürkiyeEyüp Sultan (Ebû Eyyûb el-Ensârî kabri)Fâtih'in isteği üzerine sahâbî Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin kabrini keşfettiği yer; sonraki Osmanlı cülûs merasimlerinin mekânı burası olacaktır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.İstanbul · TürkiyeZeyrek CamiiGüney ihata duvarındaki pencere üstü kitâbesinden, Akşemseddin'in İstanbul'da bulunduğu yıllarda burada oturduğu ve ders verdiği anlaşılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.Ankara · TürkiyeBeypazarıŞeyhinin yanından ayrılıp gittiği, bir mescid ve değirmen inşa ettirdiği yer; Fâtih'in kızını tedavi etmesi karşılığında buradaki pirinç mezraaları kendisine verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.Çorum · TürkiyeEvlük köyü (İskilip, Kösdağı civarı)Beypazarı'nda halkın rağbeti artınca çekildiği köy. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.Edirne · TürkiyeEdirneFetihten önce iki defa Fâtih'in yanına gidip Çandarlıoğlu Süleyman Çelebi'yi ve padişahın kızını tedavi ettiği şehir; ordu 1453 baharında buradan yola çıkmıştır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.Halep · SuriyeHalepZeynüddin el-Hâfî'ye intisap için yola çıktığı, ancak gördüğü rüya üzerine varmadan döndüğü şehir. A. İhsan Yurd bu rivayete itiraz eder. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.Şam · SuriyeŞam — Akşemseddin’in Doğum ŞehriAkşemseddin’in coğrafi hafızası 792/1390 yılında doğduğu şehir. Biyografideki yeri Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Şam — Akşemseddin’in Doğum Şehri” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.Kavak · TürkiyeKavak — Çocukluk ve Aile ÇevresiAkşemseddin’in coğrafi hafızası Çocuk yaşta ailesiyle yerleştiği ve babası Şeyh Hamza’nın hatırasının bulunduğu çevre. Biyografideki yeri Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Kavak — Çocukluk ve Aile Çevresi” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.Ankara · TürkiyeHacı Bayram Dergâhı — İntisap DurağıAkşemseddin’in coğrafi hafızası Hacı Bayrâm-ı Velî’ye intisap ederek seyrüsülûkünü tamamladığı merkez. Yapıyla ilişkili kişi Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir. Kayıt, Akşemseddin’in hayat güzergâhındaki bu yapıyla ilişkisini izlemek üzere kişi dosyasına bağlanmıştır.İstanbul · TürkiyeEyüp Sultan — Fetih HafızasıAkşemseddin’in coğrafi hafızası Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin kabrinin keşfi anlatısıyla ilişkilendirilen tarihî çevre. Yapıyla ilişkili kişi Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir. Kayıt, Akşemseddin’in hayat güzergâhındaki bu yapıyla ilişkisini izlemek üzere kişi dosyasına bağlanmıştır.Göynük · TürkiyeGöynük — İrşad, Vefat ve Türbe ÇevresiAkşemseddin’in coğrafi hafızası Son yıllarını geçirdiği, 863/1459’da vefat ettiği ve türbesinin bulunduğu şehir. Biyografideki yeri Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Göynük — İrşad, Vefat ve Türbe Çevresi” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Enîsî, Menâkıbnâme
  2. [2]Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar, s. 131
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Akşemseddin”, c. 2, s. 299-302
  4. [4]E. H. Ayverdi, Osmanlı Mi'mârîsinde Fâtih Devri, s. 893-894
  5. [5]Risâletü'n-nûriyye
  6. [6]nşr. A. İhsan Yurd, İstanbul 1972
  7. [7]Türkiye Kütüphaneleri İslâmî Tıp Yazmaları Kataloğu, s. 139
  8. [8]İSAM Ulema Veritabanı
  9. [9]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ
  10. [10]TDV İslâm Ansiklopedisi, Akşemseddin
  11. [11]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ömer Dede Sikkînî”
  12. [12]Kişi kartı kaynak paketi — Akşemseddin
  13. [13]TDV İslâm Ansiklopedisi, Akşemseddin; OpenStreetMap
Ortak kaynak kataloğunu aç →