HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Selüke'den İstanbul'a
Son asırda Anadolu'da yetişmiş velîlerden. Pîrî Sâmî diye de bilinir. Babası Erzincan'ın meşhur Kırtıloğulları sülâlesinden İbrâhim Efendi'dir. 1848 (H. 1264) senesinde Erzincan'da doğdu.
Erzincan'ın Selüke köyünde dünyaya gelen Muhammed Sâmî Efendi, ilk tahsilini köyünde yaptı. Köy hocasından Kur'ân-ı kerîm okumayı öğrendi. Erzincan'ın “Eski Hükûmet” tâbir edilen medresesinde Arapça ve Farsça öğrendi.
İlim tahsilini devam ettirmek üzere İstanbul'a geldi. Fâtih Medresesi'nde aklî ve naklî ilimleri öğrendi.
İmamlık ve muallimlik
Buradaki tahsilini tamamladıktan sonra, müderrislik icâzetnâmesi alarak Erzincan'a döndü. Bugünkü adıyla Karakaya olan Keleriç köyü camiinde imamlık ve hatiplik vazifesine başladı.
Kâdiriyye yolu mensuplarından Şeyh Abdurrahmân Efendi'nin ve Nakşibendiyye mensuplarından Hacı Mustafa Fehmi Erzincânî'nin sohbetlerinde bulundu.
Zaman zaman Erzincan'a giderek Câmi-i Kebîr'de yaptığı vaaz ve nasihatlarıyla insanlara İslâmiyet'in emir ve yasaklarını anlattı.
Birkaç yıl sonra Hınıs Rüşdiyesi'ne muallim ve daha sonra Erzurum Rüşdiyesi'ne muallim-i evvel tayin edildi. Bu vazifede dört yıl kadar kalıp talebe yetiştirdi.
Nurşin'e gidiş
Erzurum'da bulunduğu sırada PTT müdürlerinden İsmâil Efendi adında birisiyle tanıştı. İsmâil Efendi, Bitlis'in Nurşin köyünde bulunan büyük velî Abdurrahmân-ı Tâgî (Tâhî) hazretlerinin büyüklüğünü ona anlattı.
İsmâil Efendi ile birlikte, hocası olan bu büyük zatı ziyarete gittiler. Hacı Sâmî Efendi birkaç gün Abdurrahmân-ı Tâgî hazretlerinin sohbetinde bulundu. Onun büyük bir velî olduğunu görerek talebe olmaya karar verdi.
Bir gün sohbetten sonra, o zatın elini öperek; “Efendim, kabul buyurursanız memuriyetten istifa edip hizmetinizde bulunmak istiyorum” dedi.
Şeyh Abdurrahmân Efendi, ona ailevî durumunu ve borcu olup olmadığını sorduktan sonra; “Senin biraz borcun varmış. Bir yıl daha çalışarak borçlarını öde; anne ve babandan müsaade aldıktan sonra buraya gel” diye emretti.
Bunun üzerine Erzurum'daki vazifesine geri döndü ve bir yıl daha çalışarak borçlarını ödedi. Erzincan'da bulunan babası, annesi ve ailesinden izin alarak vazifesinden istifa edip Şeyh Abdurrahmân Efendi'nin hizmetinde bulunmak üzere Nurşin'e gitti.
Kürtçe öğrenmesi
Şeyh Abdurrahmân Efendi'nin tekkesindeki talebelerle birlikte iki yıl kadar tasavvuf ilmini tahsil etti. Abdurrahmân Efendi, sohbetlerini Arapça ve Kürtçe yapıyordu.
Hacı Sâmî Efendi, hocasının ilminden istifade etmek, sohbetlerinden bereketlenmek için orada bulunduğu sırada Kürtçe öğrendi. Türkçe, Arapça ve Farsçanın yanında, Kürtçeyi de ana dili gibi konuşur oldu.
İki yıl sonunda kendisine icâzet verilerek; insanlara İslâmiyet'i öğretmek, doğru yolu göstermek için memleketi Erzincan'a gönderildi.
Erzincan'da irşad
Hocasının elini öpüp duasını aldıktan sonra Erzincan'a gelen Hacı Sâmî Efendi, önceden imamlık yaptığı Keleriç köyüne gitti. Orada eski talebesi Beşir Efendi ile birlikte on kişi hizmetine girdi.
Bir müddet kendi köyü Selüke'ye gelerek altı ay kadar kaldı ve kışı orada geçirdi.
Sonra babasından izin alarak Erzincan'a gitti. Selüke köyündeki bir kısım mal varlığını satarak Erzincan şehir kıyısında daha sonra Mecidiye-yi kebîr adı verilen bir mahallede, Keçioğullarından altmış dönümlük bir tarla satın aldı.
1912 (H. 1330) senesinde Erzincan'da vefat etti. Kabri eski Erzincan'da Terzi Baba Mezarlığı'na giden yol üzerindeki dergâhının bulunduğu Akmezarlık'tadır.
Kaynak notu: Bu kartın malzemesi, TDV İslâm Ansiklopedisi'nde müstakil madde bulunmadığı için Evliyalar Ansiklopedisi maddesinden ve “Vakfiyeleri Işığında Erzincan Şeyh Muhammed Sami Efendi Dergâhı” başlıklı akademik çalışmadan derlenmiştir.