ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
18 sonuç · “tercî”
01Ahmed Remzî Akyürek
Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.
Ali Örfî Efendi
Ali Örfî Efendi (ö. 1305/1887-88), Görice’den Mısır ve Selânik’e uzanan hayatında Muhammed Nûrü’l-Arabî’den hilâfet alan; evini irşad merkezi yapan, tasavvuf klasiklerini tercüme edip Niyâzî-i Mısrî, Üftâde ve Salih Lütfî şiirlerini şerh eden Rumeli Melâmî müellifidir.
Altıparmak Mehmed Efendi
Altıparmak Mehmed Efendi (ö. 1033/1623-24), Üsküp’te yetişip Şeyh Câfer vasıtasıyla Bayramiyye’ye intisap eden; Fâtih Camii’nde ders ve vaaz veren, Kahire’de zikir halkaları kuran âlim, mutasavvıf ve velûd mütercimdir.
Bostanzâde Mehmed Efendi
Bostanzâde Mehmed Efendi (942/1535-36–24 Şâban 1006/1 Nisan 1598), Osmanlı tarihinde azledildikten sonra yeniden şeyhülislâmlığa getirilen ilk isimdir. İhyâü ulûmi’d-dîn’i Türkçeye çevirmiş, Mülteka’l-ebhur’u şerhetmiş; manzum fetvaları, şiirleri ve ilmiye teşkilâtındaki etkisiyle tanınmıştır.
Celâlzâde Sâlih Çelebi
Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Cemâlîzâde Abdülbâkî Efendi
Cemâlîzâde Abdülbâkî Efendi (ö. 1010/1601-02), Zenbilli Ali Cemâlî Efendi’nin torunu; Sahn ve Edirne Sultan Bayezid medreselerinde müderrislik, Lofça, Halep, Mekke, Bursa ve Mısır’da kadılık yapan; Makrîzî’nin el-Hıtat’ını Türkçeye çeviren Osmanlı âlimi, kadısı ve hayır sahibidir.
Hacı Ahmed Muhtâr Efendi
Hacı Ahmed Muhtâr Efendi (kaynaklarda 1828 veya 1847-48–1910), Hanya’dan İstanbul bürokrasisine ve Medine Şeyhülharemliği’ne uzanan; İbnü’l-Arabî tercümeleri, ahlâk risâleleri ve konak dersleriyle tanınan Osmanlı müellifidir.
Hâfız-ı İzmidî
Hâfız-ı İzmidî, Hüdâyî Âsitânesi şeyhi Rûşenî Efendi'ye intisap eden; İbnü'l-Arabî tercümeleri ve Seyyid mahlaslı ilâhileri bulunan Celvetî müelliftir.
Hasîrîzâde Şeyh Hasan Rızâ Efendi
Hasan Rızâ Efendi (1813–1886), babası Süleyman Sıdkî’nin ardından kardeşi Ahmed Muhtâr’la birlikte Sütlüce postuna geçen; daha sonra Üsküdar’da inzivayı tercih eden Sa‘dî şeyhidir.
İmamzâde Mehmed Efendi
İmamzâde Mehmed Efendi (ö. Rebîülevvel 973/Eylül-Ekim 1565), Kemalpaşazâde ve Kadrî Efendi çevresinde yetişmiş; büyük medreselerde görev yaptıktan sonra Halep kadılığına yükselmiştir.
İzzî Süleyman Efendi
İzzî Süleyman Efendi (İstanbul – 18 Cemâziyelâhir 1168 / 1 Nisan 1755); Osmanlı vak'anüvisi, hattat ve mütercim. Nakşibendî; Bahâeddin Nakşibend'in menâkıbına dair Enîsü't-tâlibîn 'i Türkçeye çevirmiştir .
Kavukçuzâde Seyyid Mustafa Efendi
Kavukçuzâde Seyyid Mustafa Efendi (ö. 1721), büyük imtihanla medreseye seçilen; Trablusşam kadılığının ardından ilim ve ibadete yönelerek inzivayı tercih eden Osmanlı âlimidir.
tercîh
(^JÜ [Ar.] ftk. usulünde ispat vasıtaları birini ötekine üstün tutma lamında bir terim. Hadi minde, aralarında zıtlık gör 653 terviye mazan iki hadisten birini ötekine üstün yatsı tutmak. ılman
tercîh bilâ müreccih
Başkalanamanndan üstün oluşunu haklı göse “Ratermek durumu söz konusu deevabığilken aynı değeri ifade eden iki kılan şeyden birinin ötekine üstün olbağışduğu hükmünü içeren kelâm teelâtü’trimi. elâtü’l
tercî
Cami ib sırasında müezzinin şe cümlelerini önce yakınmd lunanların duyabileceği t alçak sesle, sonra bütün ce tin duyabileceği tarzda yü sesle okuması
Tercîh Ehli
Hanefî mezhebinde, dînî hükümleri bildiren fıkıh âlimlerinin beşinci tabakasında bulunan ve ictihâd (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden dînî hüküm çıkarma) gücüne sâhib olmayan, sâdece bağlı oldukları mezhebin kavillerinden (sözlerinden) ve hükümlerinden sahîh ve evlâ (en iyi) olanı seçen mukallid (bir müctehide, yâni Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden mânâ, hüküm çıkarana tâbi olan) âlimler. (Bkz. Eshâb)
Tercîhun Bilâ Müreccih
Tercih sebebi olmadığı hâlde bir şeyi diğerine tercîh etmek yâni üstün tutmak. Tercîhun bilâ müreccih bâtıldır, geçersizdir. (Fahreddîn Râzî)
Eshâb-I Tercîh
Hanefî mezhebinde, fıkıh âlimlerinin beşinci tabakası. Bunlar, ictihâd gücüne sâhib olmayan, sâdece bağlı oldukları mezhebdeki müctehidlerin ictihadları (verdikleri hükümleri) arasından delili kuvvetli olan ictihâdı seçen âlimlerdir. Kudûrî ve Burhâneddîn Mergînânî gibi âlimler, eshâb-ı tercîhdendirler. Eshâb-ı tercîh, tercih ettikleri kaviller (hükümler) için; "Bu evlâdır (en iyidir).", "Bu daha sahîhdir (doğrudur).", "Bu daha açıktır" gibi terimleri kullanır. (İbn-i Kemâl Paşa)