Ara
Menü

İzzî Süleyman Efendi

İzzî Süleyman Efendi (ö. 1755), 1744-1752 olaylarını yazan Osmanlı vak‘anüvisi; Şeyh Ali Efendi’den Nakşibendî hilâfeti alan ve Şeyh Murad Tekkesi için 1748’de kapsamlı bir vakıf kuran bürokrat, şair ve hattattır.

Vefat
1755
Unvan
Vak‘anüvis, teşrifatçı, şair, hattat ve Nakşibendî halifesi

İstanbul’da doğumu ve aile çevresi

İzzî Süleyman Efendi İstanbul’da doğdu. Doğum yılı bilinmemekle birlikte, ilk tarihli memuriyet kaydı ve kariyer seyri onun XVIII. yüzyılın başlarında doğmuş olabileceğini düşündürür. Babası Halil Ağa, Hadice Sultan’ın Baltacılar kethüdâsıydı.

Tahsili ve hat sanatı

İlk bilgilerini babasından aldı; Arapça ve Farsça öğrendi. Sülüs ve nesih yazıyı Eğrikapılı Hoca Mehmed Kasım Efendi’den meşk etti. Şairliği, tarihçiliği ve hattatlığı onun yalnız bürokrat kimliğiyle sınırlandırılamayacağını gösterir.

Dîvân-ı Hümâyun kariyeri

28 Aralık 1733’te reisülküttap vekilliğine getirildiği kaydedilir. Kalem hizmetlerinde ilerledi; 1739 Belgrad seferinde bulundu ve küçük evkaf muhasebeciliği yaptı. 30 Temmuz 1745’te vak‘anüvisliğe tayin edildi. 1744-1752 arasındaki olayları kaleme aldı. 13 Kasım 1747’de teşrifatçı oldu ve bu görevi vefatına kadar sürdürdü.

İzzî Tarihi

İzzî Tarihi, Osmanlı merkez teşkilatı, tayinler, merasimler, savaş ve diplomasi yanında tekke, vakıf ve hanedan çevrelerine temas eden kayıtlar taşır. Eser, müellifin resmî görevleri sebebiyle devlet tarihinin içinden yazılmıştır; fakat bütün hükümleri tarafsız gözlem sayılmadan, dönemin resmî tarih yazımı bağlamında okunmalıdır.

Nakşibendî intisabı

İzzî, ömrünün son yıllarında Nakşibendiyye’ye yöneldi. Kaynak, Murad Buhârî’nin oğlu Şeyh Ali Efendi’ye intisap ettiğini ve ondan hilâfet aldığını bildirir. Bu sebeple Murad Buhârî ile bağı doğrudan mürşid-mürid ilişkisi değil, Şeyh Ali Efendi ve Şeyh Murad Tekkesi üzerinden kurulan irşad ve mekân bağıdır.

Şeyh Murad Tekkesi vakfı

16 Ekim 1748 tarihli vakfiyesinde Eyüp Nişancılar’daki Şeyh Murad Türbesi ve Tekkesi için taşınmazlar tahsis etti. Elvanzâde’de iki bahçe ve iki katlı ev; Anadolu Hisarı Toplarönü’nde sahilhâne; Göksu Cami-i Kebîr civarında ev ve arazi; Balat Kapısı dışında Karabaş’ta dükkân ve ev vakıf malları arasında sayılır. Gelirden türbedara, medrese müderrisine, câbi ve mütevelliye günlük tahsisat ayrılmış; ders sonrasında kendisi ve anne-babası için üç İhlâs ve bir Fâtiha okunması şart koşulmuştur. Tevliyetin neslinden gelenlere bırakılması, vakfın aile sürekliliğini de gösterir.

Hac, vefat ve defin

1753’te hac yolculuğuna çıktı. 1 Nisan 1755’te vefat etti ve Eyüp Nişancılar’daki Şeyh Murad Tekkesi hazîresine defnedildi. Böylece intisap ettiği çevre, kurduğu vakıf ve mezar yeri aynı mekânda birleşti.

Ağ ve yol