Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

34 sonuç · “sahî

01
Kol

Nevşâhiyye

Hâci Muhammed Nevşâh Gencbahş'ın Sahenpâl merkezli; Pencap'tan Keşmir, Kâbil ve Kandehar'a yayılan Kādirî kolu.

02
Şahsiyet

Abdullah-ı Berzişâbâdî

Abdullah-ı Berzişâbâdî (789/1387–872/1467-68), Muhammed Pârsâ ve Ya‘kūb-i Çerhî’den Hâcegân-Nakşibendî terbiyesi, İshak Huttalânî’den Kübrevî hilâfeti alan; Horasan’daki irşad hattı daha sonra Zehebiyye silsilelerince geriye dönük olarak sahiplenilen sûfîdir.

03
Şahsiyet

Akşehirli Abdullah Dede

Akşehirli Abdullah Dede (ö. 968/1560-61), Akşehir yakınında zâviye ve misafirhane kuran, yolcuları ağırlayan ve gelen bağışları aynı gün ihtiyaç sahiplerine dağıtan derviştir.

04
Şahsiyet

Ali Senâî Efendi

Ali Senâî Efendi (ö. 1200/1786), Edirne’de doğan, Keşan’da babası Süleyman Zâtî’nin terbiyesinde sülûkünü tamamlayan; Edirne’de kendi adıyla anılan dergâhta irşad eden ve mürettep Dîvân-ı İlâhiyyât bırakan Celvetî-Hakkî şeyhidir.

05
Şahsiyet

Bâbîzâde Mehmed Efendi

Bâbîzâde Mehmed Efendi (1065/1654-55–1136/1724), İstanbul medreselerinden yetişerek Medine, İzmir, Mısır ve Şam kadılıklarında bulunan; adaleti, ibadete bağlılığı ve Arapça şiirleriyle anılan Osmanlı ilmiye mensubudur.

06
Şahsiyet

Baldırzâde Mehmed Selîsî Efendi

Baldırzâde Mehmed Selîsî Efendi (ö. 12 Receb 1060/11 Temmuz 1650), Bursa ve İstanbul medreselerinde yetişen, Üsküdar ve Mekke kadılıklarında bulunan; Ravza-i Evliyâ ile Bursa’nın şahıs ve şehir hafızasını kuran Osmanlı âlimi ve şairidir.

07
Şahsiyet

Burhânüddîn

Burhânüddîn, Yahyâ Âgâh İstanbulî’nin Ankara Millî Kütüphane 3200 numaralı istinsahında kaydettiği Zenbûriyye-Kādiriyye silsilesinde Kāsım Şerefüddîn’den sonra, Abdürrezzâk Hamevî’den önce yer alan aktarım halkasıdır. Tam adı, tarihi ve coğrafyası henüz bağımsız bir kaynakla doğrulanmamıştır.

08
Şahsiyet

Bursalı Şeyh Ali en-Nakşibendî

Bursalı Şeyh Ali en-Nakşibendî (ö. 1040/1630-31), Tokuz Mehmed Efendi’den ilim tahsil eden, İstanbul Emir Buhârî Zâviyesi şeyhi Şa‘bân Efendi’den izin ve icazet aldıktan sonra Bursa Hisarı’ndaki Alâeddin Bey Mahallesi’nde zâviye, imamet, vaaz ve irşad hizmeti yürüten Nakşibendî şeyhidir.

09
Şahsiyet

Bursalı Şeyh Mehmed el-Halvetî

Bursalı Şeyh Mehmed el-Halvetî (ö. 1040/1630-31 civarı), Şa‘bân-ı Velî halifesi Akşehirli Nasûh Efendi’nin oğlu ve müridi; Bursa Hisarı’ndaki Filboz Camii yakınında bulunan zâviyenin riyâzetle tanınan postnişini ve Nasûhzâde Nasûh Efendi’nin babasıdır.

10
Şahsiyet

Burûsevî Şeyh Abdülbâkî Efendi

Burûsevî Şeyh Abdülbâkî Efendi (ö. 1121/1709-10), Bursa’da medrese tahsili görüp Karaçelebizâde Abdülaziz Efendi’ye mülâzım olan, daha sonra irşad hizmetine yönelerek Hisar Camii’nde vâizlik yapan Osmanlı şeyhidir.

11
Şahsiyet

Cemâlîzâde Abdülbâkî Efendi

Cemâlîzâde Abdülbâkî Efendi (ö. 1010/1601-02), Zenbilli Ali Cemâlî Efendi’nin torunu; Sahn ve Edirne Sultan Bayezid medreselerinde müderrislik, Lofça, Halep, Mekke, Bursa ve Mısır’da kadılık yapan; Makrîzî’nin el-Hıtat’ını Türkçeye çeviren Osmanlı âlimi, kadısı ve hayır sahibidir.

12
Şahsiyet

Cemşâh-ı Karamânî

Cemşâh-ı Karamânî (ö. 943/1536), Cemâl-i Halvetî’nin oğlu, Sünbül Sinan’ın halifesi ve Koca Mustafa Paşa Dergâhı’nda pişkademlik yaptıktan sonra Karaman çevresinde irşad faaliyetinde bulunan Halvetî-Sünbülî şeyhidir.

13
Şahsiyet

Cihânârâ Begüm

Cihânârâ Begüm (1614-1681), Şah Cihan ile Mümtaz Mahal’in kızı; Padişah Begüm unvanıyla Bâbürlü sarayında siyasî sorumluluk üstlenen, Kādirî şeyhi Mollâ Şah Bedahşî’ye intisap eden, Çiştî hafızasını Müʾnisü’l-ervâḥ’ta derleyen tasavvuf müellifi ve büyük hayır sahibidir.

14
Sözlük

Katl

Bir insanın hayatına hukuka aykırı biçimde son verme; adam öldürme. İslâm hukukunda fiilin kasıt, kullanılan araç ve sonuç bakımından niteliğine göre kasten, kasta benzer ve hataen öldürme gibi türleri ayrılır. Canın korunması dinin temel amaçlarından biridir. Ceza, diyet, kefaret ve mirastan mahrumiyet gibi sonuçlar olayın türüne ve ispatına göre değerlendirilir.

15
Sözlük

Enârallahu kabrehu

“Allah onun kabrini nurlandırsın.” Vefat etmiş bir kimse anılırken dua maksadıyla kullanılan saygı ifadesi.

16
Sözlük

Felâh

Kurtuluş, selâmet ve murada erme. Dinî kullanımda insanın iman, salih amel ve güzel ahlâkla dünya ve âhiret saadetine ulaşmasını anlatır. Tasavvuf terbiyesinde felâh, nefsin bencil arzularından arınma ve kalbin Hakk’a yönelmesiyle ilişkilendirilir. Necât maddesine de bakınız.

17
Sözlük

Abdalân

Abdallar. Farsça çoğul biçimindeki kelime, tasavvuf literatüründe abdâl adı verilen velîler topluluğunu ifade eder. Abdalân-ı Rûm Anadolu’nun İslâmlaşması ve Osmanlı kuruluş çevresiyle ilişkilendirilen gezgin derviş ve eren zümreleri için kullanılan tarihî ad. Abdâl ve Rum erenleri maddelerine de bakınız.

18
Sözlük

Teheccüd

Yatsı namazından sonra uyuyup gecenin bir bölümünde kalkarak kılınan nâfile namaz. Vakti yatsıdan fecr-i sâdığa kadardır; iki rekâttan başlanarak çift rekâtlar hâlinde kılınır. Kur’ân’da gece ibadeti özellikle İsrâ sûresinin 79. ve Secde sûresinin 16. âyetlerinde övülür. Tasavvuf terbiyesinde teheccüd, tenhalıkta murakabe, dua ve zikirle birlikte sürdürülen gece ihyasının temel unsurlarındandır.

19
Sözlük

Lâ ilâhe illallah

“Allah’tan başka ilâh yoktur.” İslâm’ın tevhid inancını en özlü biçimde ifade eden kelime-i tevhidin ilk bölümüdür. Tasavvuf yollarında nefy ve ispat zikrinin esası kabul edilir: lâ ilâhe ile Hakk’ın dışındaki mutlaklık iddiaları reddedilir; illallah ile ulûhiyetin yalnız Allah’a ait olduğu tasdik edilir. Zikrin usulü ve sayısı yolun meşrebine göre değişebilir.

20
Sözlük

oruç, -cu

oruç, -cu a. İslâm’m beş şartmdan biri olan bu terim, Arapça “savm, sıyâm”, Farsça “rûze” sözünün karşılığı olarak Türkçeleşmiştir. İslâm inancına göre, “Tan yerinin ağarmasından başlayarak gün batımına kadar geçen süre içinde yeme, içme, ve cinsel ilişkiden uzak kalman emreden ve müminlere farz kılınmış olan. ” bu ibadet, hicretin ikinci yılı (Şubat 624) Şaban ayında Ramazan ayı boyunca tutulması farz kılmmıştır. Bu ibadetin önemi Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi” nin 183. ayetinde mealen “Ey iman edenler, sizden evvelki (ümmet) lere yazıldığı gibi sizin üzerinize de oruç tutmak yazıldı, ta ki korunasınız. ” denilmiştir. Aynca, pek çok hadiste (Sahîh-i Buhârî ve Tercemesi, C. 1, “Kitâbu’lîmân”, 34, 40; Ebû Davûd, “Sünnet”, 16) özellikle vurgulanmıştır. Bunlardan biri, çok bilinen ve yaygın olanı Ebû Hureyre’nin rivayet ettiği şu hadistir: “Oruç bir kalkandır. Oruçlu kimse kötü söz söylemesin ve cahillik yapmasın. Eğer herhangi bir kimse kendisiyle dövüşmeye yahut söğüşmeye girişirse ona iki defa ‘Ben oruçluyum. ’ desin. Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki oruçlu ağzın kokusu, yüce Allah’ın katında misk kokusundan daha temizdir. Yüce Allah: Oruçlu kimse benim için yemesini içmesini, cinsî arzusunu terk eder. Oruç doğrudan doğruya bana edilen bir ibadettir. Onun ecrini de doğrudan doğruya ben veririm. Hâlbuki diğer amellerin hepsi on misli ile ödenir. ”. Oruç, bilhassa Allah için veya Allah’ın rızası için tutulduğu ve doğrudan O’nun buyruğu olduğu için önemli ibadetlerin başında gelmektedir. Ramazan orucu dışında farz ve vacip olmayan fakat tavsiye edilen oruç türleri de vardır. Ayrıca örücün farz ve vecibeleri, kefaretleri veya kaza gerektiren durumlan dört mezhebe göre farklı yorumlanmaktadır. Buhârî, oruç konusunu kitabmda “Kitâbu’s- Savm” başlığı altında Hz. Peygamber’in hadislerine dayanarak etraflıca incelemiştir (Sahîh-i Buhârî ve Tercemesi, C. 4. , 1766-1861)

21
Sözlük

Kasâme

Faili bilinmeyen bir öldürme olayında, belirli şartlar altında bölge halkından elli kişinin yemin ettirilmesi usulü. Klasik fıkıhta ceza ve diyet hükümleri içinde ele alınır. Okuma notu Kasâme, Kur’ân’daki Kasas sûresiyle ilgili değildir; önceki aktarımda komşu sütundaki sûre maddesi bu açıklamaya karışmıştı.

22
Sözlük

Belâyâ

Hadis ilminde senedi son derece zayıf veya uydurma rivayetler için kullanılan bir terim. Tekili beliyye olan kelime, râvi yahut rivayetin güvenilmezliğini belirten tenkit ifadeleri arasında yer alır.

23
Sözlük

Me‘âlî

Hadis rivayetinde isnadı atalardan ve dedelerden başlayarak nakletme biçimi. Terim, aile içinden kuşaklar boyunca aktarılan rivayet zincirlerini ifade eder. Okuma notu Bu madde Meâric sûresiyle ilgili değildir; önceki OCR aktarımında sonraki sütunun başlığı açıklamaya eklenmişti.

24
Sözlük

Kadir gecesi

Kur’ân’ın indirilmeye başlandığı, bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen mübarek gece. Ramazan ayının son on gecesinde, özellikle tek gecelerde aranması tavsiye edilir. Kadir sûresinde bu gecenin esenlik vakti olduğu ve meleklerin ilâhî izinle yeryüzüne indiği bildirilir. Tasavvuf çevrelerinde gece; namaz, Kur’ân tilâveti, zikir, dua, tövbe ve murakabeyle ihya edilir. Yirmi yedinci gece yaygın kabul görmekle birlikte kesin tarih konusunda farklı rivayetler vardır.

25
Sözlük

Hayız

Kadında belirli dönemlerde rahimden gelen tabiî kan. Fıkıhta namaz, oruç, tavaf ve aile hukuku bakımından sonuçları bulunan özel hâllerden biridir. Hayız kanı, doğum sonrasında görülen nifas ve hastalık sebebiyle gelen istihâza kanından ayrılır. Süre ve hükümlerin ayrıntılarında mezhepler arasında farklı görüşler vardır.

26
Mekân

Emeviyye Camii

Şam · Suriye · Yirmi yaşlarında ders vermeye başladığı ve yıllar sonra Buhârî'nin es-Sahîh'ini okuttuğu cami. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.

27
Mekân

Amcazâde Hüseyin Paşa Dârülhadisi

İstanbul · Türkiye · 1112'de (1700-1701) müderris olarak görev yaptığı dârülhadis. Haremeyn, Şam, Kahire, Kudüs ve Remle'de topladığı icâzetlerin kurumsal öğretime dönüştüğü yer; Buhârî'nin el-Câmiu's-sahîh ini ve Beyzâvî'nin Envârü't-tenzîl ini ikişer defa, Begavî'nin Mesâbîhu's-sünne si ile Kādî İyâz'ın eş-Şifâ sını defalarca okutmuştur.

28
Mekân

Süleymaniye Camii

Fatih, İstanbul · Türkiye · Kerbelâ hatibi Şeyh Nâsır Efendi'den bir yıl kadar Sahîh-i Buhârî okuduğu cami. Eserlerinin müellif hattı nüshalarının çoğu da yanı başındaki Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir. İlişkili kişi dosyası Osmânzâde Hüseyin Vassâf : Osmânzâde Hüseyin Vassâf, beş ciltlik Sefîne-i Evliyâ’sıyla geç Osmanlı tasavvuf, tekke, kişi ve edebiyat tarihinin en geniş biyografi kaynaklarından birini bırakan müelliftir.

29
Mekân

Süleymaniye Dârülhadisi

İstanbul · Türkiye · Eylül 1595'ten itibaren hizmet ettiği medrese; Sahîh-i Buhârî ta'lîkātını burada okuturken yazdığı sanılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Kefevî Hüseyin Efendi : Kefevî Hüseyin Efendi (ö. 1010/1601), Kefe’den yetişmiş; medrese ve Haremeyn kadılıklarının yanında hadis hâşiyeleri, Türkçe Gülistan şerhi, Fâlnâme, şiir ve mûsiki eserleri bırakmış çok yönlü Osmanlı âlimidir.

30
Mekân

Moritanya

Moritanya · Moritanya · Hem Kādirî şeyhi Sidya'dan tasavvuf, akaid, Mâlikî fıkhı ve Sahîh-i Buhârî okuduğu, hem de 1903'te ikinci defa sürüldüğü ülke. Konum ülke merkezine göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmedü Bamba : Ahmedü Bamba (1850–19 Temmuz 1927), Kādirî terbiyesi üzerinde Senegal Mürîdiyyesini kuran; ilim, zikir, hizmet ve üretimi dara sistemi içinde birleştiren Tûbâ merkezli irşadın pîridir.

31
Mekân

İmam Buhârî Türbesi, Hartenk

Semerkant · Özbekistan · Sık sık ziyaret edip türbesini tamir ettirdiği, içini örtü ve kandillerle süslettirdiği yer; hankahında Sahîh-i Buhârî okuttuğu düşünülürse tutarlı bir ilgidir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyfeddin Bâharzî : Necmeddîn-i Kübrâ'nın halifesi Seyfeddin Bâharzî, Moğol istilası sonrasında Buhara-Fethâbâd merkezli öğretim, vaaz ve irşad ağı kurdu.

32
Eser

SÛFİLERİN AHLÂKI

Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo

33
Eser

Sayfalar 170–175

Muzaffer Ozak Külliyatı · günaha sokmaya sebeb olurlar. Onlara uyar günaha girersin» dedi. Bu zat, tövbe ve nedamet edip aglaya ağlaya Rabbine sadakatla yalvarıp afvını niyaz ederek, kötü kişilerin yanından

34
Eser

Sayfalar 345–350

Muzaffer Ozak Külliyatı · astığı astık, vurduğu vurduk, çaldığı çaldık oldu. Eskiden insanlar görmeden çalıyordu. Şimdi ise, zorla alıyor, vermiyeni öldürüyordu. Hükümetin başına gâile, insanların üstüne bi