ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
18 sonuç · “mihne”
01Mihnet
Dert, sıkıntı, imtihan. Başa gelen ve can sıkan bela. tas. İster ihtiyari, ister gayr-i ihtiyari olsun, maşuk yüzünden âşığın çektiği zahmet ve. elem (115). Sensiz olmam ayrı mihnetten beladan bir zaman El aman hicran belâ vu mihnetinden el aman Fuzüli
devr-i mihnet
Dünya
mihne
Sözlük anlam “Şiddet, sıkıntı, belâ, eziyet, za met, işkence. ” olan bu terim, A basî halifelerinden bir kısmın “Halku Kur’ân” (Kur’ân’ın mahlûk o ması, yani yaratılmış olmas meselesinde önde gelen bazı b lim adamlarını sorguya çekere eziyet etmeleri ve işkenceye ta tutmaları konusu ve olayları iç kullanılan. İslâm âlimlerin önde gelen Ahmed b. Hanbe Ebû Müslim, Ahmed ib Devrâkî, Yahya ibn Main gibi kıh ve kelâm bilginleri “Kur’â ’ın mahlûk olması, yani yarat mış olması” konusuna kar çıkmışlar, “Kur’ân’ın vahiy y luyla Hz. Peygamber’e indirilm sini” savunmuşlar, bu görüşl rinden dolayı da ağır işkencel ve eziyetler görmüşlerdir. Dah sonra itidara gelen Mütevekk bu tartışmaları yasaklayara konunun kapanmasını sağlamı tır
Mihne (Ebû Saîd)
Meyhene · Türkmenistan · Meclisine gelip “bir hususta iki tercümana gerek yok” diyen Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın memleketi; semâ ve hırkaya verdiği önemle Harakānî'den ayrılır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebü’l-Hasan el-Harakānî : Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.
Mihne (Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr)
Meyhene · Türkmenistan · Ruhaniyetinden terbiye aldığını söylediği, kendisinden bir asır önce vefat etmiş Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın (ö. 440/1049) memleketi ve medfeni. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ferîdüddin Attâr : Ferîdüddin Attâr (ö. 618/1221), Nîşâbur’da eczacılık ile telifi birlikte yürüten; aşk, hayret ve fenâ yolculuğunu Mantıku’t-tayr, Musîbetnâme ve Tezkiretü’l-evliyâ gibi eserlerle klasik tasavvuf edebiyatının merkezine yerleştiren sûfî şairdir.
Mihne (Ebû Saîd)
Meyhene · Türkmenistan · Nîşâbur ve Tûs'ta iki defa görüştüğü, sohbet ve semâ meclislerine katıldığı Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın memleketi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebû Ali el-Fârmedî : Ebû Ali Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (1010/11–1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr ve Ebü’l-Kāsım el-Cürcânî çevrelerinden faydalanan; Yûsuf el-Hemedânî’nin mürşidi Horasanlı sûfîdir.
SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ
Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),
Sayfalar 13–18
Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g
Sayfalar 10–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 17–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul
Sayfalar 33–39
Muzaffer Ozak Külliyatı · bir tahta parçası üzerinde sağ ve sâlim kaldı. anası boğuldu. Işte, o öksüz yavrunun annesinin ruhunu acıyarak aldım. Allahu zül-celâl tekrar buyurdu: — Yâ Azrail.. Ruhunu sevinere
Sayfalar 42–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de: «innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile
Sayfalar 52–58
Muzaffer Ozak Külliyatı · her kim Allah resûlü bildi ve ona iyman etti, gönül verdi, iki cihan saadetine erdi. Hatırıma gelmişken söylemeden geçemeyeceğim: Resûl-ü zişânı rü'yâsında görmek saadetine erenler
Sayfalar 73–80
Muzaffer Ozak Külliyatı · ENVÂR-ÜL-KULÛB (Kalblerin Nurları) DERS: 21 MUNDERECAT! El-Bakara sûre-i celilesinin 186. âyet-i kerimesinin tefsiri- Kur'an-ı aziyı, Levh-i mahfuzda olduğu gibi tertip ve tanzim e
Sayfalar 84–89
Muzaffer Ozak Külliyatı · zamanlar, o da bizim gibi yiyor, içiyor, gezip dolaşıyor, aglıyor, gülüyor, üzülüyor ve seviniyordu. Bir tahta kurusu veya sivrisinek çıksa, tedirgin oluyor, yün veya pamuk döşekle
Sayfalar 103–109
Muzaffer Ozak Külliyatı · Muhammediyye ile nurlandırırsa, cemal-i Muhammediyyeyi ve makam-ı Ahmediyyeyi müşahede eyler ve bunun neticesi olarak da aşkı günden güne artarak mir'atı hak yolunda pervane gibi k
Sayfalar 181–188
Muzaffer Ozak Külliyatı · 1) Hulûs-u niyyet: Hâlis ve saf bir niyyet sahibi olmak. 2) Ulûvvü himmet: Candan ve gönülden üstün ve yüce bir gayret ve faaliyet göstermek. 3) Sabır ve mukavemet... Innemel-â'mâl