ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
24 sonuç · “ebedî”
01Katl
Bir insanın hayatına hukuka aykırı biçimde son verme; adam öldürme. İslâm hukukunda fiilin kasıt, kullanılan araç ve sonuç bakımından niteliğine göre kasten, kasta benzer ve hataen öldürme gibi türleri ayrılır. Canın korunması dinin temel amaçlarından biridir. Ceza, diyet, kefaret ve mirastan mahrumiyet gibi sonuçlar olayın türüne ve ispatına göre değerlendirilir.
Lâ-yezâl
Zeval bulmayan, sonu ve tükenişi olmayan. Tasavvuf metinlerinde kalıcı ve ebedî oluşu bakımından Hak için kullanılan bir sıfat. Ezel–lâ-yezâl maddesine de bakınız.
Bâkî
Sözlük anlamı “sürüp gitmek, sebat etmek’ olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleriydin, olup Allah’ın sıfatı olarak “Varlığının sona ermesi düşünülemeyen” anlammdadır. Bütün İslâm âlimleri Allah’ın bu sıfatı etrafında görüş birliği içindedirler. Öte yanda Türk-İslâm inanç dünyasında mezar taşlarmda en üstte yer alan “Hüve’l-bâkî” (Ölümsüz olan sadece O’dur) sözü, Allah’ın üstün kudretini, varlığmın ebedî oluşunu ifade eden bir yaygın ifadedir. “Bâkî” adı Allah’ın doksan dokuz ismini veren îbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede de yer almıştır.
bekâ-billah
Hak ile bütünleşerek ebedî olma. bekâ-ba'de’l-fenâ a. [Ar.] tas. Yokluk içinde ebedîlik.
hüvelbâkî
“Ebedî olan O’dur, ölümsüz olan Allah'tır.” anlamında olan r] ve Osmanlı mezar taşlarında kive tabenin başma konulan yazı. m
Kunût duası
Namazda kıyam hâlindeyken Allah’a yönelerek okunan dua. Hanefî uygulamasında vitir namazının üçüncü rekâtında tekbirden sonra; bazı mezheplerde sabah namazında veya felâket zamanlarında okunur. Kunût metinleri Allah’tan yardım, bağışlanma ve hidayet istemeyi; O’na bağlılığı ve şükrü ifade eder.
kurb
Lji) [Ar.] tas. Tasavvuf inancına göre, Allah’a yakın olma. Sufî inancına göre Allah’a yakınlık, ebedî mutluluğun bir ifadesidir. Bunun karşıtı olan “bu'd” (uzaklık) (bk. bu madde) ile birlikte kullanılan ve değerlendirilen bu terim, daha çok olumlu manada düşünülmüştür.
râfi
Hadis biliminde, m’in bir hadisi “merfû” (bk. bu mad nnet de) olarak rivayet eden kimse. dilr’in rağbet ve rehbet a. (c^j j cuij bk. [Ar.] tas. “Arzu etme, ihlâs ile, C. yalvarıp yakarma.” anlamındaki “rağbet” sözü üe “Korkma, çekinme, endişelenme.” anlammnde, daki “rehbet” sözünün oluştur nisduğu bu terim, Allah’ı arzulama rma ve O’ndan çekinme kaygısı ola nan rak tasavvuf ehli arasmda kul lanılmaktadır. Bu söz, “havf ü. b. recâ, kabz ü bast, heybet ü tan üns” gibi benzer yapıda kulla an nımlara eşdeğerde görülmüştür bk. Bazı sûfîler, “rağbef’i recadan daha güçlü bir ümit hâli olarak nitelemişler; “rehbet”i de amrecanın neticesi olarak görmüş Ebû lerdir. eriden râh a. (»IJ [f.] Yol, iz, tarik. 2. Meslek, uğraşı, usul, ayin. amı § tam. râh-ı adem a. Çat «IJ ar Yokluk, ölüm. ü’lrâh-ı aşk a. (y^. »IJ Aşk ve mlesevda yolu. mürâh-ı bekâ a. (lı »IJ Ebedî celyol, ölümsüzlük yolu. ân-ı edil râh-ı cennet a. (oia. »Ij) Cen ve nete giden yol. ste râh-ı fenâ a. (lü »IJ bk. râh-ı nâ”- adem râh-ı gül-dâr 558 râh-ı gül-dâr a. (jUS JJ 1. Zaman. 2. Hayat. 3. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu. Meslek, uğraşı, usul, ayin. amı § tam. râh-ı adem a. Çat «IJ ar Yokluk, ölüm. ü’lrâh-ı aşk a. (y^. »IJ Aşk ve mlesevda yolu. mürâh-ı bekâ a. (lı »IJ Ebedî celyol, ölümsüzlük yolu. ân-ı edil râh-ı cennet a. (oia. »Ij) Cen ve nete giden yol. ste râh-ı fenâ a. (lü »IJ bk. râh-ı nâ”- adem râh-ı gül-dâr 558 râh-ı gül-dâr a. (jUS JJ 1. Zaman. 2. Hayat. 3. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu. Zaman. 2. Hayat. 3. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu. Hayat. 3. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu.
esmâ
GL-I) [Ar. ism’in ç. b.] “İsimler" anlamındaki bu söz, başka kelime ve terkiplerle birleşerek yeni terimler oluşturur. § tam. esmâ-i hüsnâ a. Ç^ı^ o Uçul) bk. esmâ'ü’l-hüsnâ esmâ-i İlâhiyye a. (^11 fLJ) bk. esmâ-i hüsnâ esmâ-i nebi a. (^. Ul) tas. ed. Tasavvuf! edebiyatta mutasavvıf şairlerin Hz. Peygamber’in güzel adlarmı şiirleştiren eserler. esmâ-i seb'a a. (^ »Ul) (yedi isim) tas. Allah’ın yedi adı: Lâ ilâhe illallah. 2. Allah. 3. Hû. 4. Hakk. 5. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. Allah. 3. Hû. 4. Hakk. 5. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. Hû. 4. Hakk. 5. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. Hakk. 5. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler.
necât
Bir müminin dinî yükümlülüklerini yerine getirmesi ile dünyada ve âhirette ulaşacağı ebedî huzur ve mutluluğu ifade eden kelâm terimi, eş anlamlısı, “felâh, fevz, halâs” (bk. bu maddeler). îslâm bilginlerine göre “necât”, insanoğlu için önceden belirlenmiş veya hazırlanmış bir olgu değil, tam aksine insanın onu kazanması gereken bir başandır.
ölüm meleği
ölüm meleği a. bk. Azrâ'il ölümsüzlük a. “Ebedî hayatın varlığı ve sonsuzluğu.” olarak ifade edilen bu terim, İslâmî inançta “âhiret” (bk. bu madde) hayatı ile ifadesini bulmuştur. Geçici, yani fani olan bu dünya hayatına karşılık ahret hayatı kalıcıdır. Yani bu dünya ölümlüdür, âhiret ölümsüzdür ve ebedîdir.
Hâdî
“Doğru yolu gösteren, hidayet eden, hayır ve mutluluk veren.” anlammdaki bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup “İnsana akıl, muhakeme ve zarurî bütün bilgileri veren, ebedî mutluluğu sağlayacak manevî yolu gösteren.” anlamıyla Allah’ın sıfatı olarak Kur’ân-ı Kerîm’de geçmektedir. “Hâdî” adı Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede de yer almış ve O’nun zatî sıfatları arasında gösterilmiştir.
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 1–8
Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 9–16
Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny
Sayfalar 14–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 13–18
Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 25–30
Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı