ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
18 sonuç · “VedÛd”
01VedÛd
Sözlük anlam “Çok seven ve sevilen.” olan b söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah güzel isimleri)dan olup “Sa kullarını çok seven, güzel amel ri sebebiyle onlardan razı olan bundan dolayı onlara ihsan bulunan, aynı zamanda onlar t rafindan da çok sevilen” an mmda olup Allah’a nispet ed miştir. Bu söz, Kur’ân Kerîm’de iki ayette yer alma tadır: “Hûd suresi” n “Şüphesiz Rabbim rahimd vedûddur.” biçiminde g çerken “Bürûc suresi” n “O gafurdur, vedûddur.” o rak zikredilmektedir. Vedû adı, AUah’m doksan dokuz ism ni veren İbn Mâce ve Tirmizî vayetlerindeki Üstede de yer mıştır
Vedûd (el-Vedûd)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Bütün yarattıklarına ihsân eden, onlara iyilik ve ihsân etmeyi seven, beğenen Allahü teâlâ. El-Vedûd ism-i şerîfini söyliyen karı-kocanın birbirine karşı sevgi ve muhabbeti çoğalır. (Yûsuf Nebhânî)
Abdu’l-Vedûd
el-Vedûd, çok seven, çok sevilen anlamına gelir. Allah ve velilerine sevgisi olgunlaşıp da, Hakk’ın sevgisine mazhar olan kula, Abdu’l-Vedûd denir. O kişi, sevgisini bütün mahlûkâta yayar insü cinnin câhilleri hâriç, herkes onu sever. Hz. Peygamber (s) şöyle der: “Allah bir kulu sevdiğinde Cibril’i çağırır, ona ‘Ben, filanı seviyorum, sen de onu sev’der. Böylece Cibrîl, onu sevmeye başlar. Sonra semâya şöyle seslenir: ‘Allah filanı seviyor, o halde onu siz de seviniz’. Böylece onu, semâdakiler de sevmeye başlarlar. Bundan sonra o, yeryüzünde de makbul olur” (A. i. Hanbel, Musned, II., 267). Kur’an’da iki yerde geçer.
Amasya (Yâvedûd Tekkesi)
Amasya · Türkiye · 857'de (1453) kurulan ve ilk şeyhi Sun'ullah Buhârî'nin Kâşgarî'nin halifelerinden olduğu kaydedilen tekkenin bulunduğu şehir. Konum şehir merkezine göre verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Sa‘deddîn-i Kâşgarî : Nizâmeddin Hâmûş'un halifesi Sa‘deddîn-i Kâşgarî, Herat'ı önemli bir Nakşibendî merkezine dönüştürdü ve Abdurrahman Câmî'yi yetiştirdi.
Yâ Vedûd Türbesi
Kaynakta geçen mekân Yâ Vedûd Türbesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki defin, ziyaret ve çevresindeki kişi bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Şeyh Abdullâh Efendi Hazretleri.
Sa‘diyye'nin On İki Esmâlı Sülûk Dizisi
Esmâ dizisi Sefîne kaydında sülûk şu on iki isimle açıklanır: Lâ ilâhe illallah, Allah, Hû, Hak, Hayy, Kayyûm, Kahhâr, Vâhid, Azîz, Vedûd, Vehhâb ve Müheymin. Liste değil eğitim Esmâ yalnız ardışık kelimeler değildir; şeyhin gözetiminde zikir, ahlâk, hizmet ve hâl denetimiyle yürüyen eğitimin aşamalarıdır. Kaynak farkl
Sayfalar 18–25
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl
Sayfalar 96–102
Muzaffer Ozak Külliyatı · peygamberler o güneşten nur alan ay ve yıldızlar gibidirler. Nebiyyi ins-ü can aleyhi ve âlihi salâvatullah-ir-Rahman, ruh mesâbesinde ve bütün diger peygamberler vücuttaki diger u
Sayfalar 109–115
Muzaffer Ozak Külliyatı · şi Nemrud'un ve kavminin üzerlerine savurup onları yakmayı ve yağmurlarla ateşi söndürmeyi teklif etti. Ibrahim aleyhisselâm, bu teklifi reddettiği gibi, yardımına gelen Cebrail al
Sayfalar 147–161
Muzaffer Ozak Külliyatı · el-lâtifü, eş-şekûrü, el-aliyyü, el-kebirü, el-hafizü, el-mukiytü, el-hasiybü, el-celilü, el-cemilü, el-kerimü, er-rakıybü, el-müciybü, el-vâsi'ü, el-hakimü, el-vedûdü, el-mecidü,
Sayfalar 145–151
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kısaca özetlemeğe çalıştığımız bu âlem-i ervahtan sonra, dört anâsır ile Hz. Adem aleyhisselâmın vücud-u şeriflerini yaratarak bütün cesetlere onu miftah eylemiştir. Netekim, bütün
Sayfalar 180–189
Muzaffer Ozak Külliyatı · reyşi, Mekki, Medeni, imam-i Enbiyâ-i vel-mürseliyn ve rahmeten lil-âlemiyn olan efendimizin mübarek ve mutahhar Ravza-l pâk-i itırnâk-i Nebeviyyelerine dervişane, fakirane, miskin
Sayfalar 273–280
Muzaffer Ozak Külliyatı · obale erel ete ne ar end ermal var: Her kemalin ardından bir zeval, her nâkısın ardından bir kemal ve her celâli takiben bir cemâl vardır. Bunlar, yekdiğerini velyeder yani birbiri
Sayfalar 354–360
Muzaffer Ozak Külliyatı · Çölde bir kişi gördüm ve kendisine selâm verdim. ALLAH diye cevap verdi, selâmıma mukabele ettiğini anlayarak kim olduğunu sordum, cevabı ALLAH oldu. Nereden geldiğini sorduğum zam
Sayfalar 386–393
Muzaffer Ozak Külliyatı · minlere ise, dünya ve âhirette rahmet olduğu, tabii ve âşikârdır. Söze başlarken de açıklamaya çalıştığımız gibi, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz risâlet ve nüb
Sayfalar 394–401
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bir kulun ki, meddâhı Allah ola; Kim kadir ki, ol ona meddâlı ola... Yerlerin ve göklerin ve yerlerle gökler arasında görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen âlemlerin yaratıc
Sayfalar 417–423
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bütün peygamberler, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize ümmet olmayı, kendilerine tevcih buyurulan nübüvvetten üstün gördüklerinden dolayı ayrı ayrı izzet ve devlet v
Sayfalar 424–430
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Ey Habib-i zişân!.. Biz, Kur'an-ı aziymi sana meşakkat ve mihnet olarak zorluk için inzâl etmedik. Mübarek ayaklarının ikisini de yere basarak namazını kıl ki, vücud-u pâkine zah