Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-9478- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>el-Vedûd, çok seven, çok sevilen anlamına gelir. Allah ve velilerine sevgisi olgunlaşıp da, Hakk’ın sevgisine mazhar olan kula, Abdu’l-Vedûd denir. O kişi, sevgisini bütün mahlûkâta yayar insü cinnin câhilleri hâriç, herkes onu sever. Hz. Peygamber (s) şöyle der: “Allah bir kulu sevdiğinde Cibril’i çağırır, ona ‘Ben, filanı seviyorum, sen de onu sev’der. Böylece Cibrîl, onu sevmeye başlar. Sonra semâya şöyle seslenir: ‘Allah filanı seviyor, o halde onu siz de seviniz’. Böylece onu, semâdakiler de sevmeye başlarlar. Bundan sonra o, yeryüzünde de makbul olur” (A. i. Hanbel, Musned, II., 267). Kur’an’da iki yerde geçer.</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-10605- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>el-Vedûd, çok seven, çok sevilen anlamına gelir. Allah ve velilerine sevgisi olgunlaşıp da, Hakk’ın sevgisine mazhar olan kula, Abdu’l-Vedûd denir. O kişi, sevgisini bütün mahlûkâta yayar insü cinnin câhilleri hâriç, herkes onu sever. Hz. Peygamber (s) şöyle der: “Allah bir kulu sevdiğinde Cibril’i çağırır, ona ‘Ben, filanı seviyorum, sen de onu sev’der. Böylece Cibrîl, onu sevmeye başlar. Sonra semâya şöyle seslenir: ‘Allah filanı seviyor, o halde onu siz de seviniz’. Böylece onu, semâdakiler de sevmeye başlarlar. Bundan sonra o, yeryüzünde de makbul olur” (A. i. Hanbel, Musned, II., 267). Kur’an’da iki yerde geçer.</p>
Tasavvuf Sözlüğü
el-Vedûd, çok seven, çok sevilen anlamına gelir. Allah ve velilerine sevgisi olgunlaşıp da, Hakk’ın sevgisine mazhar olan kula, Abdu’l-Vedûd denir. O kişi, sevgisini bütün mahlûkâta yayar insü cinnin câhilleri hâriç, herkes onu sever. Hz. Peygamber (s) şöyle der: “Allah bir kulu sevdiğinde Cibril’i çağırır, ona ‘Ben, filanı seviyorum, sen de onu sev’der. Böylece Cibrîl, onu sevmeye başlar. Sonra semâya şöyle seslenir: ‘Allah filanı seviyor, o halde onu siz de seviniz’. Böylece onu, semâdakiler de sevmeye başlarlar. Bundan sonra o, yeryüzünde de makbul olur” (A. i. Hanbel, Musned, II., 267). Kur’an’da iki yerde geçer.