ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
17 sonuç · “Varid”
01Abdullah-ı İlâhî
Abdullah-ı İlâhî (Molla İlâhî, Simavî; ö. 896/1491), Ubeydullah Ahrâr'a intisap edip Nakşibendiyye'yi Anadolu ve Rumeli'de yayan mutasavvıf; Şeyh Bedreddin'in Vâridât 'ının ilk şârihidir.
Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba
Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba (1130/1718-1197/1782-83), Üsküdar’da Celvetî terbiyesiyle yetişen; Mısır ve Hacıbektaş’ta Bektaşîlik tecrübesi kazanan, melâmet yorumunu Dîvân, Vâridât, Ankā-yı Maşrık ve Devriyye-i Ferşiyye’de işleyen mutasavvıf şairdir.
Molla Gürânîli Ömer Efendi
Molla Gürânîli Ömer Efendi (1683–1744), Fütûhât-ı Mekkiyye’den geniş seçmeleri Türkçeye tercüme ve şerh eden; vâridât, mektup ve tasavvufî kavram açıklamaları bırakan İstanbul sûfî-müellifidir.
Şeyh Abdülhâlık el-Mısrî
Abdülhâlık el-Mısrî, Nûreddinzâde Halvetî çevresine mensup; kendisine ait Vâridât ve mektupları sonraki kataloglarda Niyâzî-i Mısrî’ye yanlışlıkla nispet edilebilen sûfî müelliftir.
Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî
Şeyh Bedreddin Simâvî (yak. 760/1359 – 823/1420), Kahire'de Memlük sultanının oğlunu yetiştiren, Mûsâ Çelebi devrinde kazasker olan ve nihayet Serez'de idam edilen fakih-mutasavvıf; müctehid derecesinde bir fıkıhçı, Vâridât 'ta te'vilci bir vahdet-i vücûdçu.
Varid
¢. Varidat Gelen, varan, inen. tas. Kulun kasdi olmaksizin gaybten (Hak'tan) kalbe gelen manalar. Allah'tan gelen vâride (ilhama, feyze) vârid-i Hak, ilimden (şeriattan) gelen varide varid-i ilim denir. Bazı vâridler neşe ve sevinç, bazıları hüzün ve sıkıntı tesiri yapar. Bunlara da vârid-i surar, varid-i bast, varid-i hüzn, vârid-i kabz gibi isimler verilir. Hak'tan gelen feyz ve ilhama vâridât-ı ilahiye, varidat-1 rabbâniye de denir (xr 44; İFM).
Vâridât-I İlâhiyye
Allahü teâlâdan gelen feyzler ve ilhamlar. Vâridât-ı ilâhiyyenin hepsi âdet-i ilâhiyye içinde yâni bir sebeb altında meydana gelmektedir. (Abdülhakîm bin Mustafa) Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin çok kerâmetleri görüldü. En büyük kerâmeti, gelen sâdık kimselerin kalblerine teveccüh (nazar) ederek feyz ve bereketle doldurmasıydı. Binlerce âşıkı bir bakışta vâridât-ı ilâhiyyeye kavuştururdu. (Raûf Ahmed Müceddidî)
Sinân-ı Erdebîlî Zâviyesi
İstanbul · Türkiye · Sefîne'ye göre Sinân-ı Erdebîlî'nin sülûkünü tamamladıktan sonra kendi kazancından artan varidatı biriktirerek Ayasofya civarında bina ettiği ve irşadla meşgul olduğu zâviye; kaynak dergâhın Ayasofya Câmi-i şerîfinin karşısında bulunduğunu belirtir. Vakfını da kendisi tayin etmiştir. Vassâf'ın devrinde yeniden inşa edilmiş ve meşîhatine Şeyh Sırrı Efendi tayin edilmiştir. Koordinat Ayasofya karşısı tarifine göre yaklaşık değerdir. 1910 Meşihat kayıtları Ayasofya-i Kebîr çevresindeki Sinân-ı Erdebîlî Dergâhı için 1910’da vekâlet, tahsisat ve meşihat cihetine dair ayrı Meclis-i Meşâyih kararları vardır. Bu olaylar, pîrin biyografisi değil dergâhın sonraki kurumsal işleyişi olarak okunur. 1890 Meşihat kaydı Büyük Ayasofya’daki Sinân-ı Erdebîlî Dergâhı Vakfının Çorlu’daki hâsılatından, dergâhın şeyhi Mustafa Safvet Efendi’nin hissesinin usule uygun bir şekilde verilmesi. Bu belge, kurumun 1890 tarihli idarî hafızasına aittir; manevî silsile veya kişi ilişkisi iddiası olarak kullanılmaz. 1892 Meşihat kaydı Sinân-ı Erdebîlî Dergâhı’na meşruta olan Çorlu’da Kemahlı karyesi öşür hâsılatının; meşihat hissedarları olan dergâhın şeyhi Mustafa Safvet Efendi ile biraderi Rıza ve amcazâdesi Rifat efendilere pay edilmesinin Çorlu niyâbetine tebliği. Bu belge, kurumun 1892 tarihli idarî hafızasına aittir; manevî silsile veya kişi ilişkisi iddiası olarak kullanılmaz. 1893: vakıf geliri ve dergâh masrafları 1893 tarihli kayıtta, Sinân-ı Erdebîlî Dergâhı’na bağlı Çorlu Kemahlar köyü âşâr gelirinin bir bölümünün dergâhın taamiye masrafına ayrıldığı; kalan hisselerin ise kayıtta adı geçen görevliler arasında paylaştırıldığı belirtilir. Bu kayıt, kurumun vakıf gelir düzenine dairdir. 1896: vakıf gelir paylaşımının yeniden düzenlenmesi 1896 tarihli kayıtta, Sinân-ı Erdebîlî Dergâhı’na bağlı Çorlu gelirleriyle ilgili önceki paylaşımın masrafları karşılamadığı belirtilir; dergâh giderleri ve kayıtta geçen hissedarlar için yeni bir dağıtım kararı ele alınır. Bu, vakıf idaresine ilişkin kurum kaydıdır. 1909: vekâlet sırasında tayinatın sürdürülmesi 1909 tarihli kayıtta, Ayasofya’daki Sinân-ı Erdebîlî Dergâhı meşihatı hakkındaki dava sonuçlanıncaya kadar Sırrî Efendi’nin resmî vekil tayin edildiği ve dergâh açık olduğundan ekmek ile diğer tayinatın sürdürülmesinin istendiği görülür. Bu, geçici vekâlet ve kurum işleyişi kaydıdır.
Ahmed Hadi Muhibbi el-Cerrahi Türbesi
İstanbul · Türkiye · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “EŞ-ŞEYH AHMED HADİ MUHİBBİ EL-CERRAHİ” adıyla, CERRAHİYYE çevresinde, EYÜPSULTAN/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi EDİRNEKAPI DÜRRİZADE TARLASI'NDA MEDFUN. BU BÖLGE ŞAİR BAKİ'NİN KABRİ CİVARIDIR. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 12 ŞEVVAL 1370 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.
Ali Haydar Hidayetullah Efendi el-Cerrahi Türbesi
İstanbul · Türkiye · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “EŞ-ŞEYH ALİ HAYDAR HİDAYETULLAH EFENDİ EL-CERRAHİ” adıyla, CERRAHİYYE çevresinde, EYÜPSULTAN/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi EDİRNEKAPI DÜRRİZADE TARLASI'NDA MEDFUN. BU BÖLGE ŞAİR BAKİ'NİN KABRİ CİVARIDIR. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 8 MUHARREM 1378 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.
Mehmed Emin Naci Efendi el-Cerrahi Türbesi
İstanbul · Türkiye · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “EŞ-ŞEYH MEHMED EMİN NACİ EFENDİ EL-CERRAHİ” adıyla, CERRAHİYYE çevresinde, EYÜPSULTAN/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi EDİRNEKAPI DÜRRİZADE TARLASI'NDA MEDFUN. BU BÖLGE ŞAİR BAKİ'NİN KABRİ CİVARIDIR. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 1337 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.
SÛFİLERİN AHLÂKI
Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo
HALLERİN AÇIKLANMASI
Avârifü’l-Maârif · 61. bölüm · 1- MUHABBET Allah için muhabbet konusunda Rasûlullah (s.a.v) buyurmuştur ki: “Üç şey var ki, onlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını bulur: Allah ve Rasûlünün kendilerinin dışı
Sayfalar 247–255
Muzaffer Ozak Külliyatı · zun olarak gezenler, bu sıfatlara bürünen kişiyi temsil ederler. Bayram günü aç gezenler de, dünyada orucunu tutmamış, aç kimseleri doyurmamış oldukları için mahşerde aç ve susuz o
Sayfalar 289–295
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALLÛ ALÂ RESÛLÜNÂ MUHAMMED Sallû alâ seyyidina Muhammed Sallû alâ mürşidina Muhammed Sallû alâ şemsiddûha Muhammed Sallû alâ bedriddûca Muhammed Sallû alâ nurül hûda Muhammed Sall
Sayfalar 285–291
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ne mübarek bir ay ki, bu ramazan; bu mübarek ay, bizlere rahmet, magfiret ve lûtfu-keremi-ilâhi oluyor. Resûlü efham efendimizden, Ibni Abbas radiyellahu anh rivayet etmiştir: «Ege
Sayfalar 351–356
Muzaffer Ozak Külliyatı · siz olarak haşrolunur. Bana, ümmetimin günahları arzolundu. Kur'anı unutanın günahından daha büyük bir günah görme. dim!) buyurdular. Çocuğa Kur'anı öğrettikten sonra, ilmihalini,