ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
15 sonuç · “Nass”
01Hâfız Muhammed Cemâleddin Efendi
Hâfız Muhammed Cemâleddin Efendi (d. 1870), Kasımpaşa tekke çevrelerinde zâkirbaşılık yapan; Kādirî-Eşrefî terbiyesi yanında Rifâî ve Bayramî icâzetleri alan mûsikişinas şeyhtir.
Şeyh Muslihuddin Mustafa Vefâ
Şeyh Muslihuddin Mustafa Vefâ (1426–1491), Konyalı Zeynî şeyhi; İstanbul’da kendi adıyla anılan külliye çevresinde irşad yapan, fıkıh, tasavvuf, mûsiki, şiir, astronomi ve takvim ilimleriyle meşgul âlim ve mutasavvıftır.
Manassa
Çardak tas. Mahrem tecelliler, yani ruhani tecelliler. Bu terim özellikle İbni Arabi'nin el-Futuhatu'l-Mekkiyesi'nin son kısmında kullanılır.
Dela^let-İ Nass
Nassın delâleti. Nass'da (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîfte) zikredilen şeyin hükmünün, müşterek (ortak) illet sebebiyle zikredilmeyen şey hakkında da sâbit olduğuna delâlet etmesi. Bâzı âlimler delâlet-i nass'a, kıyâs-ı celî(açık kıyâs) demişlerdir. "Ana-babana öf (bile) deme" meâlindeki İsrâ sûresi yirmi üçüncü âyet-i kerîmesi, açıkça ana-babaya öf demenin haramlığını delâlet-i nass ile bildirmektedir. Öf demenin haram oluşunun illeti (sebebi), eziyet vermektir. Bu illet, ana-babayı dövmede ve sövmede fazlasıyle bulunduğundan, âyette açıkça bildirilmeyen ana-babayı dövmenin, onlara sövmenin de haramlığı ile hükmolunmuştur. (İbn-i Melek, Serâhsî)
Nass
1.Âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler. Çoğulu nüsûs'tur. Ehl-i sünnet âlimleri nassları zâhirleri üzere almışlardır. Yâni açık olan mânâlarını vermişlerdir. Zarûret olmadıkça nassları te'vil etmemişler (yorumlamamışlar), bu mânâları değiştirmemişlerdir. Kendi bilgileri ve görüşleri ile bir değişiklik yapmamışlardır. (Teftâzânî, Kemâleddîn Beydâvî) Nass ile bildirilmiş olan ahkâm (hükümler) hiçbir zaman değişmez. Örf ve âdetlerden hüküm çıkarılabilmesi için, bunların nasslara muhâlif olmaması ve sâlih müslümanlar arasında selef-i sâlihînden (ilk devir müslümanlarından) gelmiş olması lâzımdır. (Ali Haydar Efendi) Kâfirleri sevmemek, onlara kalb ile düşmanlık etmek, nass ile emredilmiştir. (Abdülganî Nablüsî) 2. Fıkıh usûlü ilminde mânâsı açık ve meydanda olan âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler.
İbâret-İnass
Mânâya delâleti bakımından lafzın dört kısmından biri. Nassın (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfin) yalnız ibâresinden anlaşılan mânâya delâlet etmesi. Nûr sûresi yüz yirmi dördüncü âyet-i kerîmesinde meâlen; "Namaz kılın, zekât verin" buyrulmaktadır. Burada ibâret-i nass, yalnız namaz ve zekâtın farz olduğunu ifâde etmekte, başka bir mânâ bildirmemektedir. (Serahsî, Senâullah Dehlevî)
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
Sayfalar 41–48
Muzaffer Ozak Külliyatı · ETVAR-I-SEB'ADA OLAN ESMÂ-I-İLÂHİYYENİN RENKLERI Tevhidin nuru hava'i mavi Ism-i-celâlin nuru kırmızı İsm-i-Hû'nun nuru yeşil İsm-i-Hak'kın nuru beyaz Ism-i-Hay'yın nuru sarı İsm-i
Sayfalar 49–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birinci tevhid; ehl-i şeriatin ve avamın, tkinci tevhid; ehl-i ilmin ve havassın, Ücüncü tevhid; ehl-i hakikatin yani havassül - havassın tevhidleridir. MÜRŞİD KIMDEN OLUR? Sâlik-i
Sayfalar 90–96
Muzaffer Ozak Külliyatı · gibi tövbe suyu da, insanda mâ'siyyet, günah ve yüz karası olan kotulüklerı tathır eder. Netekim, Kibar-1 evliya 'ullah: (Tövbe, öyle bir sabundur ki, günahları yıkar ve temizler v
Sayfalar 189–195
Muzaffer Ozak Külliyatı · Netekim, Enbiyâ'ya bahş ve ihsan buyurulan mü'cizeler de üç kısımdır: I. Mû'cize-i kevniyye II. Mû'cize-i ilmiyye III. Mü'cize-i vücudiyyedir: Evliyâ'ullaha bahş ve ihsan buyurulan
Sayfalar 386–393
Muzaffer Ozak Külliyatı · minlere ise, dünya ve âhirette rahmet olduğu, tabii ve âşikârdır. Söze başlarken de açıklamaya çalıştığımız gibi, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz risâlet ve nüb
Sayfalar 445–452
Muzaffer Ozak Külliyatı · isyan ve günahlarından ötürü taraf-ı ilâhiden derhal azap inmemesi veya yok edilmemeleri, yahut Israil oğulları gibi yüzlerinin ve şekillerinin değiştirilerek herhangi bir hayvan s
Sayfalar 488–494
Muzaffer Ozak Külliyatı · Resûlünü unutmuş, günah ve mâ'siyyet yolunu tutmuş, kendisini bir takım heves ve vesveselerle avutmuş, nefsini içki ve sefahatle uyutmuş kimselerin, sabaha kadar yataklarının içind
Sayfalar 675–681
Muzaffer Ozak Külliyatı · bu çirkin olayları, kısaca hatırlatmarnı hoşgörünüz aziz kardeşlerim! Şimdi, insaf ile düşünelim: Bütün bunlar neden böyle oluyor? Bu cinayetler, fecaatlar ve rezaletler, Allah Teâ