ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
16 sonuç · toplam 16 · “Nûrânî” · 1/1
01Nûrânî
Nûrlu, ışıklı, parlak, münevver. Alev iki kısımdır. Biri zulmânî (karanlık) ikincisi nûrânî. Zulmânî olandan cin, nûrânî olandan ise melekler yaratılmıştır. İnsanlar toprak maddelerinden yaratıldığı hâlde, Allahü teâlâ bu maddeleri, organik…
Lem'a-i Nûrâniyye
Ya‘kūb Afvî Efendi · Hüdâyî ilâhisinin şerhi.
ed-Dürerü’n-nûrâniyye
Abdülmün‘im b. Abdünnebî Ali el-Kādirî · Şer‘iyye evrâd ve esaslarıyla ilişkilendirilen eser.
Şeyh Yûnus-ı Bahrî Efendi
Şeyh Yûnus-ı Bahrî Efendi Zamânımızda İstanbul’da bulunan bu zât-ı şerîf herkesin nazar-ı dikkatini celb eder. Uzun boylu, beyaz sakallı, nûr yüzlü, siyah cübbeli, siyah amâmeyi hâvî Halvetî taclı bir pîr-i nûrânîdir. 1260/(1844) senesinde…
Perde
) Hicap, örtü. 2. tas. Hak ile kulu arasındaki engel; âşığı maşukundan ayıran hususlar. Hak ile kul arasında kimi zülmetten (karanlık), kimi nurdan (ışık) binlerce perde vardır. Madde, menfaat, mal, mülk, nefs ve şehvet zulmani perdeler olu…
Kebîr (el-Kebîr)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Varlığından önce yokluk geçmemiş olan. ur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: O'ndan (Allah'tan) başka tapdıkları hiç şüphesiz bâtıldır, yok olucudur. Şüphesiz Allahü teâlâ yücedir, Kebî…
Kalb
1. Gönül. Yürek denilen, et parçasına yerleştirilmiş nûrânî ve mânevî kuvvet. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Biliniz ki kalbler zikr ile (Allahü teâlâyı anmakla) rahat bulur. (Ra'd sûresi: 30) Kalbleri bozuk olanlar, hak…
Latîf (el-Latîf)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından. Lütf ve ihsân edici, dâimâ güzel muâmelede bulunan. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Gözler O'nu idrâk edemez. Ama O, gözleri idrâk eder. O latîftir, (her şeyden) haberdârdır. (En'âm…
Server-İ âlem
Âlemin efendisi, en üstünü Muhammed aleyhisselâm. Server-i âlem (sallallahü aleyhi ve sellem) bizim bilmediğimiz bir hayat ile şimdi hayattadır. Cesed-i şerîfi (mübârek bedeni) aslâ çürümez. Kabrinde bir melek durup ümmetinin okudukları sal…
Harf
Arapça, dönmek, meyletmek anlamına gelen bir kelime. Tasavvufî anlamda, Hakk’ın, kulunu, bazıibarelere muhatap kılmasıdır. Cifr ilmiyle uğraşanlara göre; harfler, nuranî ve zulmanî olarak ikiye ayrılır. Nuranî harflere Hakk’ın harfleri, zul…
Yakute-İ Sahra
Arapça, sahranın, çölün yakutu anlamında bir tamlama.Nefs-i külliye. Bu ismin veriliş nedeni, nuraniyyetin karanlık olan zulm ile karışmasıdır. Cisimden ayrı olan akıl, böyle değildir. O, sırf nur olduğu için, “dürr-i beyzâ” (beyaz inci) ad…
Sayfalar 289–299
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kevkeben dürriyen şemsen mudiyyen kameren nuriyyen nurâniyyen beşiren neziren sirâcen müniren sallallahu aleyhi ve alâ âlihi ve evlâdihi ve ashabihi ve ezvâcihi ve etba'ihi ve hule
Sayfalar 811–818
Muzaffer Ozak Külliyatı · bakmaları, namazın hudû ve huşu'unu ihlâl eder, ruhaniyyet ve nuraniyyetini kaybettirir. Bayram namazı kılındıktan sonra, hutbesini okumak üzere minbere doğru yürürken ağır ve vaku
YEMENİN FAYDA VE ZARARLARI
Avârifü’l-Maârif · 42. bölüm · Sûfinin niyetinin güzelliği, maksadının sağlamlığı, ilminin derinliği ve amellerdeki edebe tam riâyeti sâyesinde, âdet gibi görülen işleri ibâdet olur. Sûfi, bütün vaktini ve hayat
MAKAMLARIN İZAHI
Avârifü’l-Maârif · 59. bölüm · l-TEVBE MAKAMI Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî, bize, Enes b. Mâlik in (r.a) şunları anlattığını haber verdi: Rasûlullah (s.a.v)’a bir adam gelerek: 435- Ebû Nuaym, Hilye, VIII,
Sayfalar 394–401
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bir cennet bahçesidir, Kokar sünbül içinde, Muhammed lehçesidir, Okur bülbül içinde.. Eba-Bekir yâr-1 gar, Cümle ashap içinde; Oldu ana hemcivar, Kaldı ahbap icinde. Ömer adl ile k