ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1305 sonuç · toplam 1305 · “Düş” · 8/55
01Asuman-ı gayb
سيان غيب) 1) Gayb seması. tas. İlâhî tecelli ve nurlar (SP). Âşık i. ves. ar. (5 e) ¢. Uşşak, Âşıkin. r. Tutkun, düşkün, vurgun; haddinden çok fazla ve aşırı derecede seven. 2. tas. Allah Teala'yı son derece ve azami mertebede seven. Hak âş…
Atas
1, Susuzluk, teşne olma. 2. tas, a Umulana düşkün ve onun tesiri altında bulunma. b Şevk ve hasret halinin galebe çalması. c Şiddetli bir arzuyla muradın hararetli bir biçimde aranması,, Tasavvufta içmeye şürb, kanmaya reyy, kendinden geçme…
A‘yân-ı sâbite
Varlıkların Allah’ın ilmindeki ezelî ve değişmez hakikatleri. Tasavvuf literatüründe, özellikle vahdet-i vücûd düşüncesinde, eşyanın dış dünyada var olmadan önce ilâhî ilimde bilinen sûret ve hakikatlerini anlatır. İlim ile dış varlık arası…
Bade
ه) 5) Şarap, içki. 2. tas. a sülûkün başlangıcındaki zayıf aşk; avamda da bulunan ask (11s; ). b İlahi inayet, ilâhî aşk. Bkz. Mey. Saki getir ol badeyi kim dafi-i gamdır Saykal vur mir'ata kim pür-jeng-i elemdir Rühi Ba Huda divâne baş Bâ…
Basiret
Öngörü, sağgörü, gaflete düşmeden ve duygulara kapılmadan ileriyi ve gerçekleri isabetli olarak görme yeteneği. 2. tas. Kutsiyet nuruyla aydınlanmış kalbin bir gücüdür ve onun sayesinde nesnelerin hakikati ve içyüzü görülür. Nefse göre nesn…
Beççe-i muğ
Zerdüşt dininde din adamı, keşiş. tas, mürit,
Bekçi
Koruyan, gözeten ve muhafaza eden kimse. Tasavvufî halk inanışında bazı şehir ve beldelerin mânevî koruyucusu kabul edilen velîler için mecazen kullanılır. Okuma notu Bir beldenin “mânevî bekçisi” olduğu düşüncesi gelenek içi velâyet tasavv…
Ber çü-sim
Gümüş sine, tas. Sâlikin tabiatına uygun düşen terbiye; sâlikte hiçbir ters tutumun görülmemesi. Sıkıntı ve zorluk, terbiyenin sâlikin tabiatına aykırı düşmesinden hasıl olur.
Biat
veya Beyat. Ahdetme, söz verme, bu amaçla el sıkma. tas. El almak; seyhine sadik ve bagh kalacagina, ona kayıtsız şartsız teslim olacağına, her dediğini itiraz etmeden yapacağına dair müridin mürşidine söz vermesi, bu amaçla tarikat mensupl…
Bilal
(J (بلا Bkz. Hümeyra. Bilmek-bulmak-olmak, Bil-bul-ol Tasavvufta üç mertebe Kendini bilmek, Hakk'ı bulmak, “kendini bilen Rabb'ini de bilir,” insan-ı kâmil olmak. Bayram özünü bildi bilen'i anda buldu Bulan ol kendi oldu sen seni bil sen se…
Cefa
x, Iskence, azap. 2. tas. Sâlikin, gönlünü marifet ve temaşaya kapatması. Sevgilinin vefasızlığı. Bir dil-rübaya düştü gönül mubtelâsı çok Aşkın safası yok değil amma cefası çok Ş. Yahya Cefâ vu cevr ile mu'tadem onlarsız nolur halim Cefâsı…
Cevher-i subbuhi
جو > صبو حى) Çok tesbih eden cevher. tas. a İnsanın meleküti ruhu. Buna mürğ-ü kuddusi çok takdis eden kuş da denir.
Cihad-ı asgar
Küçük Savaş. tas. Düşmanla cephede yapılan savas,
Cihat
6 Ye. Savaş. 2. tas. Sâlikin nefsini dizginlemesi için vermiş olduğu mücadele, bu amaçla çekilen çile. 2i''l-cihadeyn: Hem nefs hem düşmanla savaşan.
Cihet-i dik ve sia
I. Darlık ve genişlik yönü. 2. tas. Zat-ı kibriyanın düşünülen ve anlaşılan her şeyden münezzeh oluşu, ki buna gerçek birlik adı da verilir. Zat düşünülemez ve anlaşılamaz; ne varlık olarak ne düşünce olarak zata hiçbiri sığmaz. Allah'ı All…
Çeşm-i âhuvâne
Ceyla gözlü. tas. Hakk'ın sâlikin kusurlarını örtmesi, ama onu bundan haberdar etmesi. Bu durum, silikin kusurlu davranışlardan vazgeçerek kendine çekidüzen vermesini sağladığından Allah'ın ona olan en büyük inayeti ve lütfu sayılır. Çeşm o…
Dam
م) |») 1, Tuzak; damgeh-i vehm u hayal, yani vehim ve hayal tuzağının kurulduğu yer. 2. tas. Dünya, madde âlemi “Âlemde olan her şey vehim ve hayalden başka bir sey değildir” (sr). Âşıkların gönül kuşu düşmez dünya tuzağına Gerçek eren bu d…
Dert
(2 (در >. Gam, ıstırap, elem. 2, tas. a Sevgiliden sevene gecen ve katlanilmasina Süç yetmeyen hal (1s). Hak'tan uzak ve ırak düşme tarzındaki dert tam
Devriye
. Tasavvuftaki devr düşüncesini, insan ruhunun ve evrenin Yaratan'dan çıkıp yine ona varacağı inancını konu edinen şiirler. Bkz. Devr. Ben ezelde var idim Yerdeydim göğe ağdım Ma'şük ile yâr idim Gökten de yere yağdım Hak beni bunda saldı A…
Don
Giysi, kıyafet, tas. Bürünmek, donanmak. Menkıbelerde bazı erenlere atfedilen, kendini başka bir varlığın görünüşüyle gösterme kerameti; örn. güvercin donuna girmek. Dost i. ves. fars, وست) 3) Yar, sevgili, arkadaş, ahbap, muhabbet ve sevgi…
Dünya
Içinde yaşadığımız yer küresi. 2. tas. İnsanı Allah'tan uzaklaştıran ve gaflete düşüren her şey, mal ve menfaat, itibar, mevki, hırs, şan ve şöhret. Zahit ve mutasavvıflar dünyayı yılana, zehire, cadıya, fahişeye benzetirler (ct ١ 11:196).…
Gala ea cae Ebced
بجد) N) x. Arap alfabesinin harflerini içeren kısa ei إلا Obirmetin 2. tas. a Süfiler bazı ayet ve hadislerden ebced Wi a hesabıyla bazı anlamlar çıkarır; bunların, işaretle anlatılan e > tasavvufi bilgiler olduğunu ifade ederler, Bkz. Alla…
Ebna
ع Ibn r. Ogullar, çocuklar, ürünler, sonuçlar, 2. tas, Hizmetçiler, uşaklar, Mutasavviflar ahireti unutup yalnızca dünya için çalışanlara ebnâu'ddünya (dünya hizmetkârları), yalnızca ahiret için çalışanlara ebndu”-ahiret (ahiret hizmetkârla…
Ebru
Kaş. tas. a İlâhî sıfat, Allah'ın zatını perdelediği için sıfata ebru, perde denilmiştir. b Sâlikte görülen kusur sebebiyle derecesinin düşmesi ve ihmale uğraması, Bkz. Keman ebru, Tâk-ı ebru.