ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1305 sonuç · toplam 1305 · “Düş” · 10/55
01Hem
Kast; azm, düşünce, kaygı. tas. İyi ya da kötü bir işi yapmaya kalbin karar vermesi (cr), Sâlikin bütün düşünceleri ve kaygıları tek bir düşünce ve kaygı haline getirmesi tasavvufta esastır. Bir sâlikin biricik kaygısı Allah olur- sa Allah…
Heyamân
Şaşkınlık, hayret. tas. Coşkun varlık denizinde ve ilâhî tecelli nurlarının pırıltılarında hayrete düşmek, kendinden geçmek ve mahvolmak, cem makamında istiğrak halinde olmak.
Hicran
veya Hecr Ayrılık, ırak olma. tas. Zahiren veya bâtınen Hak'tan başkasına iltifat etme. Âşıkın sevgilisinden ayrı ve uzak düşmesi ki, son derece acı ve dayanılması güç bir haldir. Bkz. Vuslat. Fenn-i aşka başladım dikkatle gördüm bir nice b…
Hikmet
a Felsefe. b Düşünme melekesinin itidal halinde olması. c Uygulamayla birlikte olan bilgi, tecrübeyle kazanılan doğru bilgi. 4 Hakka uygun düşen söz. e Söz ve davranıştaki isabet. Her şeyin en mükemmeli. g Olanı olduğu gibi bilmek. Hikmet A…
Hubb-i dünya
د نيا) or. Dünya sevgisi ve hırsı. tas. Zahit ve süfiler dünyayı ve maddeyi Allah'ın düşmanı sayar. Onu sevmenin dostun düşmanını sevmek anlamına geleceğini vurgularlar (Gi 11:197). “Her türlü günahın kaynağı dünya sevgisidir,” “dünya bir l…
Huluk
ç. Ahlak Huy, tabiat. 2. tas. Fazla düşünüp taşınmaya ihtiyaç göstermeden iyi davranışların kolaylıkla sergilenmesini sağlayan bir meleke (Tk 1:426; CT; ). Huluk-i azim Fevkalade mükemmel huy. Sâlikin iki cihanı terk edip bütün varlıgıyla A…
Husus
(ye (خصو Hak Teala'nın kendilerine hakikatler, haller, makamlar tahsis | ettiği müminler zümresi. Bunlara ehl-i husus ve havas da denir. Hususu'l-husus veya hassu'l-havas ise mücerret tevhit ve tefrit ehlidir. Bunlar halleri aşmışlar, makam…
İbret
Hâzırı gâib olarak görmek ibret, gaybi hâzır olarak görmek fikirdir. Bir göz ki onun ibret olmaya nazarında Ol düşmenidir sahibinin baş üzerinde Misti
Ilham
I) Bildirmek, haber vermek. tas. a Feyz yoluyla kalbe gelen özel bir anlam ve bilgi. Düşünmekle kazanılan bir bilgi değildir. b Kalbe konulan iyilik hissi, hayır duygusu. İlhamın kaynağı ya Allah ya da melektir. Veliler ilhamı, peygamberler…
Isar
Fedakârlık, başkalarının hak ve menfaatlerini kendi hak ve menfaatlerinden önde tutma. 2. tas. Bir insanın, fayda sağlama ve zarardan korunma | konusunda kendisinden çok başkalarını, özellikle dostlarını ve din kardeşlerini düşünmesi ( 122,…
İstiğnâ
!) Zengin olmak, zenginlik istemek, ihtiyaç duymamak, tenezzül etmemek. tas. Allah'la istiğna: Sâlikin Allah'ın kendisine kâfi olduğuna inanarak ondan başkasına ihtiyaç duymaması ve tenezzül etmemesi. İstiğnabillah ile iftikârbillah birbiri…
İstihare
i ar. Hayır dilemek. 2. Bir iş konusunda, hayırlı olanı göster- | İstikamet 10 te mesini Allah'tan niyaz etmek, ondan bir işaret beklemek. Bunun çeşitli yolları geliştirilmiştir; bunlardan birisi Kur’ân'ı rastgele açıp bir ayet okumak ve ay…
İstihsan
Taliplerin yararını ve müritlerin iyiliğini düşünen muta- | savvıfların, bu maksadı gerçekleştirmek için kendi içtihat ve kanaatlariyle ortaya | koydukları, güzel gördükleri için savundukları hususlar. Hırka giydirmek, çile çıkarmak, tekke…
İyd
Bayram, şenlik, ihtifal, 2. tas. a Amellerin tekrarlanmasıyla kalbe tekrar gelen (âdet eden) tecelliler (İFM; KI). b Cem makamı (1s), İzin a zin Bu nice perhiz eyleyip savm-ı visâl etmek nedir İyd-i ekber eyleyip evliyaya vuslattir garaz 1.…
Kabiliyet
İstidat ve yetenek. Tasavvufî düşüncede varlığın ilâhî tecelliyi kabul etme imkânını ifade eder. Kabiliyet-i ûlâ İlk taayyün ve istidadın temelini oluşturan aslî kabul gücü. Zuhur kabiliyeti Bir hakikatin belirli bir varlıkta görünmesini mü…
Kademeyn
45) İki ayak. 2. tas. Birbirine zit iki zati hüküm ki, aslında ikisi de birdir. Hudus ve kıdem, halkiyyet ve hakikiyet, adem ve vücut, sonlu ve sonsuz, teşbih ve tenzih gibi zıt vasıflara ise na'leyn denir. Na'leyn kademeynin altındadır (ci…
Kalak
Sıkıntı. tas. Özlem hissinin insanı dayanılmaz ve çekilmez derecede tahrik etmesi. Istiyak ve sevk (özlem) güçlü olunca müştak (özleyen) bitap düşer.
Kallâşi
95) Keyfince hareket eden, çevrenin tepkisine aldırmadan gönlünce yaşayan, baldırıçıplak, berduş. tas. Harâbâti, içinde bulunduğu halin icabına göre amel eden. Hal sahibi, dünyayla ilgisini kesen. Rind (sr).
Kat'-ı esbap
Sebepleri koparıp atmak. 2. tas. Süfinin, kendisini maddi âleme bağlayan hususları terk etmesi, onlarla olan ilgisini kesmesi (sr). am لا e ği Katra (* (قطر 1. Damla, 2. tas. İlahi tecelliler; kalp; insan-ı kâmil; nokta. Ey gönül bir derde…
Kavâmi
Köstekler, engeller. tas. Tabiatın, nefsin, hevâ ve hevesin ica- | bına göre insanın hareket etmesine engel olan köstekler. Kavâmi Allah’a doğru | seyreden ve o tarafa yönelen inayet ehline gelen isim imdatlan | ve ilâhî teyitleridir (kn).…
Keder
Üzüntü. Bkz. Safa. Kefaf (5 (كفا veya Kefaf-1 nefs İhtiyaç duyulan kadar, dilenmeye lüzum hissettirmeyen dünyalık (cr). Kefaf asgari miktarda rızk ve dünyalık demektir. Süfilere | göre gıdanın, elbisenin ve evin kefaf miktarı olması gerekir…
Keman ebru
و) wl OLS):. Keman kaş. 2. tas a Sâlikin kendi kusuru sebebiyle de- Tece ve makamının düşmesi, sonra inayet ve cezbeyle önceden bulunduğu derecesine ve makamına dönmesi (11). Düşüş ve çıkış kavisli bir çizgi takip eder. b Sevgiliden gelen v…
Kesp
( Kazanma, çalışma. tas. Süfiler çalışmaya ve kazanmaya önem verir, insanın alın teri dökerek el emeğiyle geçinmesi gerektiğini söylerler. el- Kâsibu habibullâh, Allah çalışan ve kazanan kulunu sever. Genellikle tasavvufta tedbir tevekküle…
Mahv-i ubüdiyet
Kullugun mahvı. tas. A'yâna varlık nispet etmemek. Aslında | aynlar (ç. a'yan) yoktur, yalnızca Hak onlarda zuhur ettiği için vardır. Bu türlü varoluş aslında yok oluştan başka bir şey değildir. Haktan başka fail ve mevcut yoktur. Kul suret…