Köken ve kullanım
i. ar.
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Hâzırı gâib olarak görmek ibret, gaybi hâzır olarak görmek fikirdir.
Bir göz ki onun ibret olmaya nazarında
Ol düşmenidir sahibinin baş üzerinde
Misti
Dinî Terimler Sözlüğü
İnsanın karşılaştığı, gördüğü veya işittiği hâdiselerden ders alması, kendi hâlini düşünmesi.
Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki:
Gerçekten onların ( peygamberlerin ) kıssalarında, akıl sâhibleri için birer ibret vardır. ( Bu Kur'ân ) uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden evvel ( inen kitabların ) tastîki ve ( dîne âit ) her şeyin tafsîlidir ( beyânıdır ). O, îmân edecek bir kavim için, bir hidâyet ve bir rahmettir. (Yûsuf sûresi: 111)
Davarlarda ( deve, sığır, koyun, keçide ) da sizin için elbette bir ibret vardır. Karınlarında bulunan sütten size içiririz. Sizin için onlarda daha birçok faydalar vardır. Hem onları ( etlerini ) da yersiniz. (Mü'minûn sûresi: 21)
Allahü teâlâ, gece ile gündüzü değiştiriyor ( biri gidiyor, yerine öbürü geliyor; birini uzatıyor, öbürünü kısaltıyor; hâllerinde karanlık, aydınlık, sıcaklık, soğukluk gibi değişiklikler yaratıyor ). Bütün bunlarda, basîret sâhibleri ( görür gözlere mâlik olanlar ) için elbette birer ibret vardır. (Nûr sûresi: 44)
Cenâb-ı Hak, kullarını küfürden (îmânsızlıktan), suçtan korumak için, herkesin anlayamayacağı fen bilgilerini, kitaplarında açıklayıp, bunlara işâret buyurmuş; yer küresini, güneşi, gökleri göründükleri gibi anlatarak bunlardan ibret alınmasını; varlığının, büyüklüğünün anlaşılmasını emir buyurmuştur. (Abdülhakîm Arvâsî)
Allahü teâlânın adı bulunmayan söz, kıymetsizdir. Allahü teâlâyı hatırlamadan susmak, boşuna vakit geçirmektir. İbret almadan bakmak, faydasızdır. (Ebü'l-Hüseyin bin Sem'ûn)
İbret almak istersen, hatâ sâhiblerinin ve günahkârların âkıbetlerine (sonlarının nasıl olduklarına) bak da kalbini topla. (İmâm-ı Şâfiî)
Her kim gördüğünden ibret almazsa, onun görmemezliği görmesinden üstündür. (Cüneyd-i Bağdâdî)
Tasavvuf Sözlüğü
ibret, hâllere bakıp ibret alma, ders alma vs. gibi manaları ihtiva eden Arapça bir kelime. Hayır ve şer konusunda, insanların hallerinin dışa vuran durumlarından ders almak, dünyada (orada insanların başına gelenler, sonra âhirete göçmeleri, âhirette başa gelecekler vs. gibi) gizli hususlardan ibret almak, bu gibi durumlara bakarak, gereği gibi davranışlarda bulunmak şeklinde açıklanan bir tâbirdir. Hz. Peygamber (s) bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Dilimin zikir, himmetimin fikr, bakışımın ibret olmasıyla emrolundum”. (Sahih-i Müslim, c. V.) Eşyanın dışına ait hikmetleri görmek, hakîmlerin işidir. Varlığın dışa ait formlarından, içyüzüne yönelme sonucu kul, her şeyde Hakk’ı ve O’nun sıfatlarını görür.