Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

108 sonuç · toplam 274 · “arız” · 1/5

01
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

Arız (avarız)

Arapça. İlişen demektir. Tabii olmayan, sonradan gelen, kalbe ve ruha musallat olup, Hakk’a ulaşmaya engel teşkil eden nefsani arzu ve istekler, vesveseler.

↗
02
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

fariza

İslâm inancma göre, yapılması farz olan Allah’ın dinî emirleri. fık. Şeriat usulüne göre, mirasçılardan her birine düşen belirli pay.

↗
03
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

avârız (II)

avârız (II) ç.a. [Ar.âriz ve -i âriza’nin ç. b.] Sözlük anlamı “sonradan meydana gelen” olan S bu söz, Osmanlı maliye siste -ı minde bir vergi adıdır. Osmanlı bütçelerinde bu tür vergiler, düzenli olmayan vergilerin başmda geliyordu, genell…

↗
04
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

İyâdet-İ Mariz

Hasta ziyâreti. İyâdet-i mariz sünnettir. Hastanın kimsesi yoksa bunu yoklamak vâcib olur. (İbn-i Âbidîn)

↗
05
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

Avarız

Arapça, ilintiler demektir. Tasavvufa girmiş kişinin salikin önüne çıkıp, Hakk’a giden yolda, kendisini alıkoyan manevî engeller.

↗
06
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

dâr-ı zimmet

Müslüman devletlerin egemenliğini tanımış gayrimüslim ülkeler

↗
07
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

Ta'rîz

Üstü kapalı ve dokunaklı söz; kapalı îtirâz etmek; bir tarafı gösterip diğer tarafı kasd etmek. Gıybet, açıkça söylemek sûretiyle olduğu gibi fiille, ta'rîzle, yazıyla, hareketle ve işâretle de olur. Göz kırpmakla, elle işâret etmekle de ol…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Âdâb

İ) t. Edep Uyulması gereken görgü kuralları, göz önünde tutulması gerekli olan esaslar, izlenmesi gereken yol yordam. En iyi hal ve hareketler, ölçülü davranışlar, kişiler arasındaki iyi ilişkileri düzenleyen esaslar. tas. Süfilerin uydukla…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Anz

(عا رض) ç Avârız. Engel, gelip gecici sey. tas. a Nefs ve seytandan gelip ruh ve kalplere ârız olan ve kötüye kılavuzluk yapan arzular, düşman tarafından kurulan tuzaklar, yola konulan engeller. Düşman denilen Şeytan ve nefsten gelen her şe…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Asuman-ı gayb

سيان غيب) 1) Gayb seması. tas. İlâhî tecelli ve nurlar (SP). Âşık i. ves. ar. (5 e) ¢. Uşşak, Âşıkin. r. Tutkun, düşkün, vurgun; haddinden çok fazla ve aşırı derecede seven. 2. tas. Allah Teala'yı son derece ve azami mertebede seven. Hak âş…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Büdelâ

(Y (بد veya Budala. Bedel, karşılık, denk, bir şeyin halefi ve değişigi anlamına gelen bedelin çoğuludur (Aka ır, 1168). tas. Yediler. Bunlardan her biri gözden kaybolur, bir anda çok uzak mesafelere giderler. Gözden kayboldukları zaman, ye…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Çeşm-i humar

جشم خبار) I. Mahmur göz, humar. İçkinin neşesi geçtikten sonra ârız olan başağrısı ve sersemlik. 2. tas. Sâlikin kusurlarının kendisinden gizli tutulması. Fakat bu kusurlar, sözü edilen sâlikten daha mükemmel, daha yüksek ve daha ulu olan k…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Gasy

Kendinden geçmek. 2. tas. Dini his ve heyecan içinde kalan ve ilâhî tecellilere mazhar olan sâlikin kendinden geçmesi, ruhunu latif ve lâhüti bir perdenin bürümesi. Gavsi. ar. ( (غو 1. Sığınma, iltica etme. 2. tas. Kendisine sığınıldığı zam…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hayret

Şaşmak, şaşırmak. 2. tas. Kalbe gelen bir tecelli (vârit) sebebiyle sâlikin düşünemez ve muhakeme edemez hale gelmesi. Hayret ya delilde olur veya medlulde. Allah'ın varlığını ispatlayan delilde hayrete düşmek zindikhk ve mülhitliktir. Medl…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hız

Koruma. tas. a Evliyanın günah işlemekten ve hatada ısrar etmekten korunma hali. Peygamberlerin ismet sıfatına karşılık, ermişlerin hıfz sifatı vardır. Peygamberler masum, veliler mahfuzdur. Allah peygamberi günah işlemekten, veliyi günahta…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hürriyet

Özgürlük, azât olmak; kul köle, esir ve mahküm olmamak. tas. başkalarının kulu ve kölesi olmamak, azât olmak, serbest ve hür olmak. a Avam ve halk nefsin arzusuna Hakk'ın iradesinde fani olan aydınlar kendi şahsi iradelerine, nurların nurun…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İyd

Bayram, şenlik, ihtifal, 2. tas. a Amellerin tekrarlanmasıyla kalbe tekrar gelen (âdet eden) tecelliler (İFM; KI). b Cem makamı (1s), İzin a zin Bu nice perhiz eyleyip savm-ı visâl etmek nedir İyd-i ekber eyleyip evliyaya vuslattir garaz 1.…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Keder

Üzüntü. Bkz. Safa. Kefaf (5 (كفا veya Kefaf-1 nefs İhtiyaç duyulan kadar, dilenmeye lüzum hissettirmeyen dünyalık (cr). Kefaf asgari miktarda rızk ve dünyalık demektir. Süfilere | göre gıdanın, elbisenin ve evin kefaf miktarı olması gerekir…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mizan

Ölçü, terazi, tas. Insanın doğru düşünceye, isabetli söze ve güzel işe ulaşmasını ve bunları zıtlarından ayırt etmesini sağlayan esaslar. Şeriattarikat-hakikat bilgisini içeren hakiki vahdetin gölgesi olan adalet budur. Ahadi- yet-i cem ve…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Muamele

(al (مما Amel, ibadet ve tâatle ilgili tasavvufi huslar, uygulama ve fiiliyat, Muamele ilmi; ibadet ve tâatle ilgili bilgiler, Muânaka; ar. (معا نقه) 7, Kucaklaşmak, boynuna sarılmak. tas, Süfiler karşılaştıkları zaman kucaklaşır ve öpüşürl…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Savm

Oruç. Savmaa — Savâmi (a+! صو — dae yo) Mabet, ibadethane, rahiplerin ve keşişlerin ibadet ettikleri zaviyeler. tas. a Mescit. b Süfilerin ibadet için çekildikleri köşe, zaviye, ibadet için özel olarak ayrılan küçük yer. c Kalbin mâsivâdan…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sor

(شور) I- Tuzlu; karışık; çığlık. 2. tas. Özel hal, Hakk'ın kelamını ve ibret verici bir sözü işiten veya semâ yapan bir sâlike ârız olan hal.

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Zikir

veya Zikr Anmak, hatırlamak, yâd etmek. 2. tas. a Allah'ı anmak ve hatırlamak; onu unutmamak ve gaflet halinde olmamak. b Allah kelimesini veya lâilahe illallah cümlesini söylemek ve tekrarlamak, İlkine lafza-i celal zikri, ikincisine kelim…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

sâdık

“Söz ve vadinde doğru olan ve her sözünü yerine getiren.” anlamında AUah’m sıfatı. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “En'âm suresi” nde çokluk biçimiyle “sâdıkûn” (sadık olanlarız) diye geçmektedir.

↗