Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

43 sonuç · toplam 69 · “Muamele” · 1/2

01
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

Muamele

(al (مما Amel, ibadet ve tâatle ilgili tasavvufi huslar, uygulama ve fiiliyat, Muamele ilmi; ibadet ve tâatle ilgili bilgiler, Muânaka; ar. (معا نقه) 7, Kucaklaşmak, boynuna sarılmak. tas, Süfiler karşılaştıkları zaman kucaklaşır ve öpüşürl…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cilve

Kintma, nazlanma; güzellerin gönül fetheden ve hoşa giden hal ve hareketleri. 2. tas. Sülûk ehli arifin gönlünde parıldayan onu deli divane eden ilâhî nurlar, Insan da âlem de Hakk'ın nurlarının cilve mahallidir (sr). İlahi cilve: Sürpriz n…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Fevâit

Faydalar, feyzler, bereketler, marifetler. tas, a Sırrın (Ruhun) kendisi için lüzumlu olan şeyi idrak etmesi. Sırra gelen feyz ve bereketler. b Hakk'ın muamele ehli olanlara, anlayışları daha da artsın diye hizmet vakti (ve huzurda bulunduk…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Fıkıh

Derinlemesine anlamak ve kavramak. Tasavvuf metinlerinde dinî hükümlerin bilgisinin yanında, dünyaya aşırı bağlılıktan uzaklaşmayı, âhirete yönelmeyi ve davranışlarda dinî hassasiyet göstermeyi de ifade eder. Ayırım Fıkh-ı amelî ibadet ve m…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Gayret

Kiskanma. tas. a Bir kimsenin, kendisine mahsus olan bir şeye başkasının ortak olmasından veya ortak olmayı istemesinden hoşlanmaması ve rahatsız olması (cr). b Sevenin sevgilisini kıskanması. Kıskanma (gayret) sevgi alameti ve nişanesidir.…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hubb-i dünya

د نيا) or. Dünya sevgisi ve hırsı. tas. Zahit ve süfiler dünyayı ve maddeyi Allah'ın düşmanı sayar. Onu sevmenin dostun düşmanını sevmek anlamına geleceğini vurgularlar (Gi 11:197). “Her türlü günahın kaynağı dünya sevgisidir,” “dünya bir l…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Muizdver

254) 1. İşçi, ücretle çalışan. 2, tas. Muamele ehli, Allah'tan ecir ve sevap almak için çalışan, böylece cehennemden kurtulup cennete girmek için çabalayan kimse, abit. Halbuki arifler, Allah emrettiği ve O'nun hakkı olduğu için ibadet eder…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nüsk

Züht. Gİ O) x. Üçüncü şahıs zamiri (hüve, hü). 2. tas. Allah. Ahd-i sâbık denilmeden henüz “Elest” buyulmadan ee ee Ol beni dam ben ol idi bes bu nicesi kesile = 0 Oğlan وغلا ن) ( Tüysüz, emred, mahbup. e Onbeşler ونبثلر) ( Ricdl-i henân de…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Uzûbet

(عزوبة) Bekarhk. tas. İlk zahit ve süfilerin bazılarında görülen evlenmeme âdeti. “Bu ümmetin rahibi” unvanıyla tanınan Âmir b. Abdullah, Bişr Hafi gibi zahit ve süfiler bekâr yaşamayı tercih etmişlerdi. Ibrahim Edhem, Davud Tai ve Râbiatu'…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Yedân

1. tkiel. 2. tas. a Allah'ın faile ve kâbile (etkileyen ve etkiyi kabul edip etkilenen) mütekabil isimleri. Celal ve Cemal isimleri. b Zorunluluk ve zorunsuzluk (vücüp — imkân mertebesi) fakat tekabül daha genel bir kavramdır: Zira bazen fa…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

mubâh

Ma veya esir değişimi olarak ifad edilen bu terim, İslâm huku kunda savaşta ele geçirilen esir lere nasıl muamele edilmesi ge rektiğini; mal ahş verişinin is “akit” (bk. bu madde) çerçeve sinde gerçekleşmesini ifade e mektedir. 493 mübeyyen…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

ukübât

îslâm hukukuna göre, şer! olarak belirlenmiş ya da konunun ehliyetli kimselerine bırakılmış bütün cezaları, ibadetler ile muameleleri hep birlikte değerlendiren “furû-ı fıkh”ın aslî nitelikteki üç bölümünden biri.

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

bey' bi'l-vefâ

bey' bi'l-vefâ a. GLâjlL [Ar. ] Bir satış akdine dayanarak bedeli iade edildiğinde geri alınmak üzere bir malın satın alınması. Burada “vefa” sözü, tarafların usule uygun olarak yaptıkları vaatleri yerine getirmek, biçiminde tanımlanmaktadı…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

derece

İslâm inancında farkh dünyevî veya uhrevî mertebeleri ya da müsbet bilimlerde bazı ölçüm aletleri. Kur’ân-ı Kerîm’de on sekiz ayette geçmekte olan bu söz, hukukî, İktisadî, İlmî, ahlâkî, uhrevî faziletlere ve mertebe farklılıklarma işaret e…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sabûr

Sözlük anlamı “Kendine hâkim olmak, tahammül etmek.” olan bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “Günahkâ ları cezalandırma konusun acele etmeyip lütfuyla ve iyilik muamele eden, çok sabırlı.” a lamında Allah’a nispet edilme tedir (bk. M. F. Abdülbâkî,…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Zan

Sanma ve düşünme. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Zanların çoğundan kaçının, zîrâ bâzı zanlar günâhtır. ( Müslümanların ayıb ve kusurlarını ) araştırmayın; bir kısmınız bir kısmınızı ( arkasından hoşlanmayacağı sözle ) çe…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İlm-i Bâtın

1.1.6. İlm-i Bâtın Tasavvuf epistemolojisinin esasını teşkil eden ilm-i bâtın (ملعلا نطابلا) kaynaklarda bir ıstılâh olarak yer alan ve özellikle Serrâc’ın üzerinde önemle durduğu bir kavramdır.71 Gazâlî de ilimler tasnifinde mükâşefe ilmi…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sehâ

2.3.1. Cûd ve Sehâ Tasavvufî terbiyede önemli bir haslet olan cömertlik, sûfî terminolojisinde cûd ( دوجلا), sehâ (ء اخسلا) ve îsâr ( راثيإ لا) kavramları ile ifade edilmektedir. Tasavvuf klasiklerine bakıldığında, kimi müelliflerin her üç…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cûd

2.3.1. Cûd ve Sehâ Tasavvufî terbiyede önemli bir haslet olan cömertlik, sûfî terminolojisinde cûd ( دوجلا), sehâ (ء اخسلا) ve îsâr ( راثيإ لا) kavramları ile ifade edilmektedir. Tasavvuf klasiklerine bakıldığında, kimi müelliflerin her üç…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cû‘

1.1.3. C û‘ Nefis terbiyesi ve mücâhedenin üç temel esası az yemek, az uyumak ve az konuşmaktır. Bu üç ilkeyi daha ilk dönemlerden itibaren zâhid ve sûfîlerin dile getirdikleri bilinmektedir. Söz gelimi Hasan el-Kazzâz bunu “Tasavvuf üç şey…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Devr

Bir şeyi elden ele aktarma. Vefât eden bir müslümanın sağlığında kılamadığı namaz, tutamadığı oruç ve veremediği zekât gibi borçlardan kurtulması için birkaç fakirin kendilerine ölünün vasî veya velîsi tarafından verilen fidyeyi alıp, gönül…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Bin Dikene Hizmet Eder

Burada gül, mürid; bahçıvan da onu yetiştiren mürşiddir. Hakiki mürid bir gül gibi çok zor yetişir. O güle yetişsin diye hizmet eden şeyh, onunla beraber gül olamayacak kapasitede dikenlere de hizmet eder. Yani, yetişmeye kabiliyetli olmaya…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kıbtî

Mısır'a ilk yerleşen insanlar. Mısır'ın yerli halkına verilen ad. Mısır'da hüküm süren Fir'avn, kıbtîleri yıldızlara ve putlara taptırdı. Kıbtîler, Yâkûb aleyhisselâmın oğullarının neslinden gelen İsrâiloğullarını hakîr ve hor gördüler, en…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ehliyet-İ Edâ

Şahsın dînen geçerli olacak şekilde iş yapabilmeye elverişli olması. Ehliyet-i edâ, bizzat iş yapabilmeyi te'min eden aktif bir ehliyet çeşididir. İnsan bu ehliyeti sâyesinde başkaları ile tek başına hukûkî muâmelelerde bulunur. İşleri üzer…

↗