Ara
Menü
ذ

Cûd

Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları

Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

2.3.1.

Cûd ve Sehâ Tasavvufî terbiyede önemli bir haslet olan cömertlik, sûfî terminolojisinde cûd ( دوجلا), sehâ (ء اخسلا) ve îsâr ( راثيإ لا) kavramları ile ifade edilmektedir.

Tasavvuf klasiklerine bakıldığında, kimi müelliflerin her üç kavrama da eserlerinde yer verdiği, kimisinin ise aynı mânâları ifade ettikleri gerekçesiyle bir veya ikisine odaklanmakla yetindikleri görülmektedir.

Söz gelimi Kuşeyrî cûd ve sehâ kavramlarının ikisine birden makamlar ve hallere dair bölümde yer vermiş, îsâr kavramını ise ayrı bir başlıkta ele almamıştır.1043 Hücvîrî, tasavvufî fırkaları açıklarken N uriyye ile ilişkili olarak îsâr kavramına, hakikatler ve muâmelelere dair bölümde ise cûd ve sehâ kavramlarına yer vermiştir.1044 Gazâlî her üç kavrama da eserinde yer vermiştir.1045 Cûd ve sehâ eş anlamlı kelimeler olup “mal ve ilim gibi kazanımlardan başkalarına harcama”, “bol bol verme”, “cömert olma”, “eli açık olma”, “ihtiyacı olmayanın ihtiyacı olana karşılık- 1041 Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb, II, 105.

Ayrıca bkz.

Taberî, Tefsîr, s.

XIII, 518; Vâhidî, el- Vasît, III, 15.

1042 İbn Fûrek. 1043 Kuşeyrî. 1044 Hücvîrî. Sehâ konusunda sûfîler Hz. İbrâhim’i örnek alır. Nitekim Hz. İbrâhim oğlunu kurban edecek kadar cömerttir. Bkz. Hücvîrî, Keşfü’l-mahcûb, s.

102.

1045 Bkz.

Gazâlî, İhyâ, III, 314.

sız vermesi” gibi anlamları ifade etmekte;1046 îsâr ise “tafdîl/üstün görme” ve “takdîm/önceleme” anlamlarına gelmektedir.1047 Tasavvuf ıstılâhı olarak bakıldığında, cûd, sehâ ve îsârın yakın anlamlı kavramlar olduğu ve cömertliğin üç derecesini ifade etmek için kullanıldığı görülmektedir.

Buna göre, cömertliğin ilk mertebesi sehâdır.

Sehâ, kişinin imkânlarının çoğunu kendisine ayırarak az bir kısmını hayır yolunda sarf etmesi, sehâdan daha üstün bir meziyet olan cûd ise kişinin imkânlarının az bir kısmını kendisine ayırarak çoğunu başkaları için sarf etmesidir.1048 Bazı sûfîlere göre ise cûd ve sehâ kavramları aynı mânâyı ifade etmektedir.

Nitekim Kuşeyrî’ye göre sûfîlerin lisanında cûd ve sehâ arasında fark yoktur.

Fakat tevkîfî olmadığından dolayı Allah için sehâ ve semâhat sıfatları kullanılmaz.

Ona göre cûdun hakikati insana harcamanın zor gelmemesidir.1049 Hücvîrî de ulemanın, beşeri sıfatlardan ve insanın vasıflarından olması bakımından cûd ile s ahavetin mânâsını bir ve aynı gördüklerini belirtmektedir.1050 Gazâlî’ye göre mal ve mülk Allah’ın insanın ihtiyaçlarını karşılaması için yaratılmıştır.

Onu harcamak da biriktirmek de mümkündür.

Fakat harcanması gereken yerde biriktirmek cimriliktir.

Harcanmaması gereken yerde harcamak ise savurganlıktır.

Bu ikisinin arasındaki itidal ise makbul bir davranış olan sehâ ve cûddur.1051 Sûfîlere göre cömertliğin en üst derecesi ise îsârdır.

Îsâr, kişinin kendisi muhtaç olduğu halde başkalarını kendisine tercih etmesidir.1052 İhtiyaç duyulmayan bir şeyin başkasına verilmesi îsâr değil sehâdır.1053 Îsâr kavramına daha önce değindiğimiz için burada yalnızca cûd ve sehâ kavramları kaynakları açısından ele alınacaktır.

Kur’an’da cûd ve sehâ kelimeleri geçmemekte, îsâr ise kök itibariyle biri terim anlamıyla olmak üzere beş yerde geçmektedir.1054 Bazı mutasavvıfların cûd 1046 Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, s.

211; İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, IX, 720, XXII, 1967; Semîn el-Halebî, Umdetü’l-huffâz, I, 357; Zebîdî, Tâcü’l-arûs, VII, 527.

1047 Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, I, 62; İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, I, 26; Semîn el-Halebî, Umdetü’l-huffâz, I, 59.

1048 Gazâlî, İhyâ, III, 334; Kâşânî; Cürcânî, et-Ta‘. 1049 Kuşeyrî. 1050 Hücvîrî.

1051 Gazâlî, İhyâ, III, 334, 335. 1052 Gazâlî, İhyâ, III, 331; Kâşânî; Cürcânî, et-Ta‘; Çağrıcı, “Îsâr”, DİA, XXII, 490.

1053 Gazâlî, İhyâ, III, 331.

1054 Haşr, 59/9’da terim anlamında; Nâziât 79/38, Yusuf 12/91, A’lâ 87/16 ve Taha 20/72’da “üstün tutmak” ve “tercih etmek” gibi kelime anlamında kullanılmıştır.

Bkz.

Abdülbâkî, elve sehâ kavramları için, çoğunluğun ise îsâr kavramı ile ilgili olarak eserlerine aldıkları âyet.

ةٌ صَ اصَ خَ مْ هِ بِ نَ اكَ وْ لَوَ مْ هِ سِ فُ نْأَ ىلَعَ نَ ورُ ثِؤْ يُوَ “Muhtaç durumda olsalar bile onları kendilerine tercih ederler.”1055 âyetidir.

Bu âyeti Kuşeyrî ve Sülemî cûd ve sehâ kavramları ile ilgili olarak,1056 Hücvîrî, Herevî ve Gazâlî ise (نَ ورُ ثِؤْ يُ) lafzına istinaden îsâr kavramı için delil getirmektedir.1057 Hücvîrî, bu âyetin özellikle fakirler hakkında nazil olduğunu ayrıca vurgulamaktadır.1058 Tefsir kaynaklarına bakıldığında â yetin1059 ensârın, hicret sonrası tüm mal varlıklarını bırakıp Medine’ye gelmiş olan muhacirlere karşı yapmış oldukları fedakârlığı konu edindiği ve müfessirlerin îsâr kavramına verdikleri anlam ile sûfîlerinkinin örtüşmekte olduğu görülmektedir.1060 Fakat tefsirlerde sûfîlerin işaret ettiği cûd v e sehâ kavramlarına değinilmemektedir.

Kuşeyrî’nin Letâifü’l-işârât’ında bu âyetin yorumunda cûd v e sehâ kavramlarına değinmezken diğer bazı âyetlerin tefsirinde her üç kavrama da değinmiş olduğu görülmektedir.1061 Kur’an’da cömertliği, harcamayı, infakı ve ihsânı teşvik eden pek çok âyet olmasına1062 rağmen Kuşeyrî’nin er-Risâle’de bu âyeti cûd ve sehâ i le ilgili olarak nakletmiş olması cömertliğin îsâr d erecesindeki önemine vurgu yapmak için olmalıdır.

Kur’an’da yer almayan cûd ve sehâ kavramlarının hadislerde Mucemü’l-müfehres, s.

11-12.

1055 Haşr, 59/9. Bkz. Kuşeyrî; Hücvîrî, Keşfü’l-mahcûb, s.

253; Herevî; Gazâlî, İhyâ, III, 331. 1056 Kuşeyrî. Hücvîrî ise cûd ve sehâ kavramlarından bahsetmekle birlikte Kur’an’dan bir referans göstermemektedir. 1057 Hücvîrî; Herevî; Gazâlî, İhyâ, III, 331. 1058 Hücvîrî, Keşfü’l-mahcûb, s.

254.

1059 “Muhacir müminlerden önce Medine’yi yurt edinip imanı kalplerine nakşetmiş kimseler (ensâr), yanlarına hicret eden müminleri severler.

Onlara verilen ganimetler sebebiyle içlerinde kıskançlık duymazlar.

Hatta muhtaç durumda bile olsalar muhacirleri kendilerine tercih ederler.

(Bilin ki) nefsini tamahkârlık ve cimrilik duygusundan arındıranlar, kurtuluşa erip umduklarına kavuşacak kimselerdir.” Haşr, 59/9.

1060 Bkz.

Taberî, Tefsîr, 23/284; Sa’lebî, el-Keşf ve’l-beyân, IX, 279; Fahreddin er-Râzi, Tefsîr, XXIX, 508; İbn Cüzey, et-Teshîl, II, 360.

1061 Örneğin Kuşeyrî (هِدِاهجِ قَّ حَ هِلَّلا يفِ اودُهِاجوَ) “Allah yolunda hakkıyla mücâhede edin!” (Hac 22/78) âyetini açıklarken mücâhedenin nefis, kalp ve mal ile olmak üzere üçe ayrıldığını, mal ile olan mücâhedenin ise sırasıyla bezl (harcama), sehâ, cûd ve son olarak da îsâr ile olacağını belirtmektedir. (Bkz.

Kuşeyrî, II, 564.) Kuşeyrî’nin Tefsîr’inde sehâ, cûd ve îsâr kavramlarına değindiği diğer yerler için bk.

Kuşeyrî, Letâifü’l-işârât, II, 565, III, 161, III, 190.

1062 Örn. Bkz.

Zümer, 34/39; İbrâhim, 14/31; Bakara 2/264, 267; İnsân, 76/8; Münâfikûn, 63/10; Tegâbûn, 64/17; Leyl 92/5-7; İsrâ, 17/26. geçtiği görülmektedir. Nitekim (دَ وجُ لا بُّ حِ يُ دٌ اوَ جَ...

هَ لَّ لا نَّ ِٕا) “Allah cömerttir, cömertliği sever”1063 ve Kuşeyrî’nin naklettiği (نَ مِ بٌ يرِ قَ يُّ خِ سَّ لا هِ للا) “Sahî (cömert) Allah’a, cennete, insanlara yakın, cehennemden ise uzaktır.

Cimri Allah’tan, cennetten, insanlardan uzak, cehenneme ise yakındır.

Cahil sahî, Allah katında â bid cimriden daha sevimlidir.”1064 rivayetleri bu kavramları içermektedir.

Buradan söz konusu her iki kavramın da lafız itibariyle Kur’an değil hadis kaynaklı olduğunu söylemek daha uygun olacaktır.1065 Bununla birlikte cömertliğe teşvik eden âyetlerin bu kavramların muhtevasını oluşturduğu veya en azından desteklediği söylenebilir.

Cömertliğin derecelerine dair sûfîlerin üçlü ayrımlarının da aynı şekilde Kur’an kaynaklı olmadığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan cömertliğe dair cûd ve sehâ kavramları Kur’an’da yer almadığından dolayı mutasavvıfların bu kavramları açıklarken cimriliği kınayan âyetleri delil getirdikleri de görülmektedir.

Nitekim Gazâlî’nin eserine aldığı cimriliği zemmeden âyetler arasında şunlar bulunmaktadır: “Nefsini cimrilik duygusundan arındıranlar, kurtuluşa eren kimselerdir.”,1066 “Allah’ın, kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gösterenler, bu zenginliğin kendilerine hayır getireceğini sanmasınlar.

Bilakis bu (gelip geçici zenginlik) kendileri için bir şerdir.

Bu cimrice sarıldıkları (mal mülk de) kıyâmet gününde boyunlarına dolanacaktır.”,1067 “Böyle kimseler kendileri cimrilik ettikleri gibi başkalarını da cimriliğe teşvik eder ve Allah’ın kendilerine lütfettiği nimetleri başkalarından gizlerler.

İşte biz bu kâfirlere/ nankörlere zelil ve perişan edici bir azap hazırladık.”1068 Yukarıdaki âyetlerden anlaşıldığı üzere Kur’an’da cimrilik kınanmakta, dolayısıyla cömertlik övülmektedir.

Buradan yola çıkarak cömertliğin tasavvuftaki ifadesi olan cûd ve sehâ kavramlarının mânâ itibariyle Kur’an kaynaklı olduklarını söylemek uygun 1063 Tirmizî, Edeb, 41, no.

2799.

1064 Tirmizî, Birr ve sıla, 40, no.

1961.

Hadisin metni şu şekildedir: ،رِانَّلا نَ مِ بٌ يرِقَ سِ انَّلا نَ مِ دٌ يعِبَ ةِنَّجَ لا نَ مِ دٌ يعِبَ هِللا نَ مِ دٌ يعِبَ لُ يخِ بَلاوَ ،رِانَّلا نَ مِ دٌ يعِبَ سِ انَّلا نَ مِ بٌ يرِقَ ةِنَّجَ لا نَ مِ بٌ يرِقَ هِللا نَ مِ بٌ يرِقَ يُّ خِ سَّ لا.ﹴليخِ بَ دﹴ بِاعَ نْ مِ لَّ جَ وَ زَّعَ هِللا ىلَِٕا بُّ حَ أَ يُّ خِ سَّ لا لُ هِاجَ لْاوَ 1065 Nitekim Gazâlî eserinde bu âyete cûd ve sehâ kavramları ile ilgili olarak yer vermezken sehânın faziletine dair çok sayıda hadis almaktadır. Bkz. Gazâlî, İhyâ, III, 314 v.dğr. 1066 Tegâbûn, 64/16. Bkz.

Gazâlî, İhyâ, III, 326.

Ayrıca bkz. İbn Fûrek, el-İbâne, s.

200.

1067 Âl-i İmrân, 3/180. Bkz. Gazâlî, İhyâ, III, 326. Ayrıca bkz. İbn Fûrek. 1068 Nisâ, 4/37. Gazâlî cimriliğin kınanmasına dair de eserine çok sayıda hadis almıştır bkz. Gazâlî, İhyâ, III, 326 v.dğr. olacaktır. Fakat her iki kavram arasındaki ayrımın Kur’an’dan çıkartılamayacağını da burada ifade etmek gerekmektedir.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Cömerdlik, eli açık olmak. (Bkz. Cömerdlik)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, cömertlik anlamına gelir. Karşılık beklemeden vermek. Bu kökten türemiş Cevvâd (cömert) kelimesi, layık olsun olmasın herkese iyilik yapan kişi anlamınadır. Cevvâd, karşılık beklemez. Seha sahibi (sahî) ise, layık olana verir, olmayana vermez.

Sözlüğe dön