Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

801 sonuç · toplam 1305 · “Düş” · 5/34

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İstiğnâ

!) Zengin olmak, zenginlik istemek, ihtiyaç duymamak, tenezzül etmemek. tas. Allah'la istiğna: Sâlikin Allah'ın kendisine kâfi olduğuna inanarak ondan başkasına ihtiyaç duymaması ve tenezzül etmemesi. İstiğnabillah ile iftikârbillah birbiri…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İstihare

i ar. Hayır dilemek. 2. Bir iş konusunda, hayırlı olanı göster- | İstikamet 10 te mesini Allah'tan niyaz etmek, ondan bir işaret beklemek. Bunun çeşitli yolları geliştirilmiştir; bunlardan birisi Kur’ân'ı rastgele açıp bir ayet okumak ve ay…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İstihsan

Taliplerin yararını ve müritlerin iyiliğini düşünen muta- | savvıfların, bu maksadı gerçekleştirmek için kendi içtihat ve kanaatlariyle ortaya | koydukları, güzel gördükleri için savundukları hususlar. Hırka giydirmek, çile çıkarmak, tekke…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İyd

Bayram, şenlik, ihtifal, 2. tas. a Amellerin tekrarlanmasıyla kalbe tekrar gelen (âdet eden) tecelliler (İFM; KI). b Cem makamı (1s), İzin a zin Bu nice perhiz eyleyip savm-ı visâl etmek nedir İyd-i ekber eyleyip evliyaya vuslattir garaz 1.…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kabiliyet

İstidat ve yetenek. Tasavvufî düşüncede varlığın ilâhî tecelliyi kabul etme imkânını ifade eder. Kabiliyet-i ûlâ İlk taayyün ve istidadın temelini oluşturan aslî kabul gücü. Zuhur kabiliyeti Bir hakikatin belirli bir varlıkta görünmesini mü…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kademeyn

45) İki ayak. 2. tas. Birbirine zit iki zati hüküm ki, aslında ikisi de birdir. Hudus ve kıdem, halkiyyet ve hakikiyet, adem ve vücut, sonlu ve sonsuz, teşbih ve tenzih gibi zıt vasıflara ise na'leyn denir. Na'leyn kademeynin altındadır (ci…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kalak

Sıkıntı. tas. Özlem hissinin insanı dayanılmaz ve çekilmez derecede tahrik etmesi. Istiyak ve sevk (özlem) güçlü olunca müştak (özleyen) bitap düşer.

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kallâşi

95) Keyfince hareket eden, çevrenin tepkisine aldırmadan gönlünce yaşayan, baldırıçıplak, berduş. tas. Harâbâti, içinde bulunduğu halin icabına göre amel eden. Hal sahibi, dünyayla ilgisini kesen. Rind (sr).

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kat'-ı esbap

Sebepleri koparıp atmak. 2. tas. Süfinin, kendisini maddi âleme bağlayan hususları terk etmesi, onlarla olan ilgisini kesmesi (sr). am لا e ği Katra (* (قطر 1. Damla, 2. tas. İlahi tecelliler; kalp; insan-ı kâmil; nokta. Ey gönül bir derde…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kavâmi

Köstekler, engeller. tas. Tabiatın, nefsin, hevâ ve hevesin ica- | bına göre insanın hareket etmesine engel olan köstekler. Kavâmi Allah’a doğru | seyreden ve o tarafa yönelen inayet ehline gelen isim imdatlan | ve ilâhî teyitleridir (kn).…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Keder

Üzüntü. Bkz. Safa. Kefaf (5 (كفا veya Kefaf-1 nefs İhtiyaç duyulan kadar, dilenmeye lüzum hissettirmeyen dünyalık (cr). Kefaf asgari miktarda rızk ve dünyalık demektir. Süfilere | göre gıdanın, elbisenin ve evin kefaf miktarı olması gerekir…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Keman ebru

و) wl OLS):. Keman kaş. 2. tas a Sâlikin kendi kusuru sebebiyle de- Tece ve makamının düşmesi, sonra inayet ve cezbeyle önceden bulunduğu derecesine ve makamına dönmesi (11). Düşüş ve çıkış kavisli bir çizgi takip eder. b Sevgiliden gelen v…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kesp

( Kazanma, çalışma. tas. Süfiler çalışmaya ve kazanmaya önem verir, insanın alın teri dökerek el emeğiyle geçinmesi gerektiğini söylerler. el- Kâsibu habibullâh, Allah çalışan ve kazanan kulunu sever. Genellikle tasavvufta tedbir tevekküle…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mahv-i ubüdiyet

Kullugun mahvı. tas. A'yâna varlık nispet etmemek. Aslında | aynlar (ç. a'yan) yoktur, yalnızca Hak onlarda zuhur ettiği için vardır. Bu türlü varoluş aslında yok oluştan başka bir şey değildir. Haktan başka fail ve mevcut yoktur. Kul suret…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Medhûş

Hayrete düşmüş, kendinden geçmiş. Tasavvufta güçlü bir hâl veya tecellinin etkisiyle olağan idrak ve davranışına hâkim olamayan sâlik için kullanılır. Dehşet maddesine de bakınız.

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mert

1, Adam. 2. tas. Er, eren, aziz, veli, Mesalik-i cevami-i esya (LA لك جو | مع Lor. Şeylerin ana yolları. 2. tas. Zat-ı kibriyayı ilim ve kudret gibi sıfatlarla değil, Kuddus, Subbuh, Selam, Âli, Hak | gibi zata delâlet eden isimlerle zikret…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

pîr

ve a [F.] tas. Sözlükte, er) “Koca, yaşlı adam, ihtiyar.” olarak tanımlanan bu söz, bir ar tarikatın kurucusu veya öncüsü m’m anlamında terim, eşanlamlısı rz” “mürşid, velî, şeyh” (bk. bu nde maddeler). şan pîr-i çarh 554 § tam. pîr-i çarh…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mizan

Ölçü, terazi, tas. Insanın doğru düşünceye, isabetli söze ve güzel işe ulaşmasını ve bunları zıtlarından ayırt etmesini sağlayan esaslar. Şeriattarikat-hakikat bilgisini içeren hakiki vahdetin gölgesi olan adalet budur. Ahadi- yet-i cem ve…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Muharremiye

Kerbela olayını lanetlemek için yazılan makteller, mersiyeler.; Düştü Hüseyin atından sahra-yı Kerbela'ya Cebrail var haber ver sultan-ı enbiyaya Kazim pasa

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mürüvvet

Adamlık, insanlık, mertlik. tas. a Din ve akıl yönünden öğülmeye değer güzel davranışların ortaya çıkmasını sağlayan nefsin bir kuvveti, ruhi yetenek (cr). b Allah için yapılan işleri gogumsamamak. c Dostların kusurlarını görmezlikten gelme…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müsafir

Sefere çıkan, yolcu, mihmân. tas. Düşünüp taşınarak (fikri ve itibarıyla) makullerde sefer yaparak bu geçeden öbür geçeye geçen (iFM). Sefer, Mihmân.

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Muizdver

254) 1. İşçi, ücretle çalışan. 2, tas. Muamele ehli, Allah'tan ecir ve sevap almak için çalışan, böylece cehennemden kurtulup cennete girmek için çabalayan kimse, abit. Halbuki arifler, Allah emrettiği ve O'nun hakkı olduğu için ibadet eder…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nazar

Bakmak, bakış. tas. Şeyhlerin ve ermişlerin müritlere ve sülûk ehline bakışı ki, bu bakış ruhlarına tesir ederek onlara yeni bir şekil verir; gönüllerini feyzle doldurur; ruhlarını olgunlaştırır. Bu nazarın eğitimci ve yetiştrici bir özelli…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nefs

veya Nefis. ع Nüfus Can, benlik, ruh; aşağı duygular. tas. a Kulun kötü huyları ve çirkin vasıfları, kötü his ve huyların mahalli olan latife, cism-i latif. Bu anlamdaki nefs kişinin en büyük düşmanı olduğundan onu ezmek, kırmak ve mücâhede…

↗