ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
144 sonuç · toplam 308 · “diyet” · 4/6
Arşivin bazı koleksiyonları şu anda güncellenemiyor. Sonuçlar eksik veya son başarılı okumaya ait olabilir.
01Şüh
Nazlı, cilveli, şen şakrak; hal ve hareketleri serbest, neşeli, güzel. tas, İlahi cezbe, ilâhî tecelli (sr). Ey Fuzüli nola ger saklar isen cân-ı aziz Vakt ola kim ola bir sah-1 sitemkâra feda Şuhüd (5443) Görme, müşahede, temaşa, tas. Hakk…
Taayyün
Belirme, belirlenme, belli olma, ortaya çıkma. 2. tas. Müşahhas hale gelme, birbirinden seçilme, ayırt edilme, ayn olarak ortaya çıkma. Ilk taayyün, vahdet mertebesi; ikinci taayyün ise vahidiyet mertebesidir. Süfilere göre Hakk'ın zatında…
Tecelli
Aşikâr olmak, açığa çıkmak, görünmek, zuhur etmek. tas. Gaybten gelen va kalpte zahir olan nurlar. Görünmeyenin (guyab) kalplerde görünür hale gelmesi. Her ilâhî ismin, tecelli ettiği yere ve yöne göre türlü türlü şekilleri vardır. İçinden,…
Türrehât
1, Patika, çıkmaz yol, bâtıl ve boş laf, herze, saçma 562. 2. tas. Bazı mutasavvıfların ipe sapa gelmeyen anlamsız sözleri, Ruveym öğüt isteyen birine, “Bu yolda katlanılacak en aşağı fedakârlık, can feda etmek, bu yola baş koymaktır. Bu şa…
Varlık
Vücut. 2. tas. a Kibir, enâniyet. b kişinin ferdi, şahsi ve maddi varlığı. Vârımı Hakk’a verdim gayrı vârım kalmadı Cümlesinden el çekip bes dü cihanım kalmadı Çünkü hubbullah erişti çekti beni kendine Açtı gönlüm gözünü gayri gümanım kalma…
Vefa
Bağlılık. 2. tas. a Ruhu gaflet uykusundan uyandırmak, zihni dünya dağdağasıyla meşgul etmemek (sr 88). Sözde samimi olma, ruhun dürüstlük içinde bulunması. b Ezelde, bezm-i elestte Allah’a verilen söze, misaka bağlı kalmak. c Insanlara ver…
Verâ-i lübs
Karışıklığın ve şekillenişin ötesi, tas, Vahidiyetten önce ahadiyet mertebesinde bulunan Hak. Bu, hakkın birinci mertebesidir; ikinci mertebede vahidiyet gelir. Sonra Hak üçüncü mertebede isimlerin manası ve al'yânın hakikatleriyle karışır,…
Vuslat
Vusül, ulaşmak, erişmek, ermek tas. Hakk’a ermek, kemale ermek, olgunlaşmak; seyr ve sülüku tamamlamak. Bkz. Hicran, Vasl. Vücudiyye (وجود يه) Panteizm, “heme üst,” diyenlerin felsefi ekolü. Her şey Allah'tadır (hem me der üst) görüşünde ol…
Yâd-kerd
Zikretmek, hatırlamak. tas. a Murakabe mertebesine ulaştıktan sonra sâlikin lisanla belli sayıda nefy ve ispatı (La ilahe nefy, illallah ispat kısmıdır) zikretmesi. Bu yolla kalbin pası silineceğinden müşahede mertebesine ulaşılır. b Zakir…
Zenahdân
Çene. tas. Sevgilinin lütfu. Fakat sâliki ebediyet kuyusundan karanhk kuyuya atan kahredici bir lütuftur (sr).
Zılla ilah
Tanrı'nın gölgesi. tas. Vahidiyet mertebesini kendi gerçeği haline getiren insan-ı kâmil.
asabe
fık. Önceleri erkek çocuklar ve baba tarafından gelen akraba anlamma gelen bu söz, Hz. Muhammed sonrasmda diyet ve miras hakkı konusunda yakm akrabalar için kullanılmıştır. İslâm hukukunda ise tek başma olan asabe mirasın tamammı alır. Beli…
deccâl (I)
deccâl (I) a. [Ar.] Tek tanrıh dinlerde kıyamet alâmetlerinden sayılan ve insanları doğru yoldan saptırmaya çalışacağı ve olağanüstü güçlere sahip olduğu söylenen kimselere verilen ad. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de doğrudan doğruya geçmemekte…
afv an-il-şecce
afv an-il-şecce a. (4-ül ûW Wr-1 fik. Başı veya yüzü yaralanan bir kimsenin bu olaydan dolayı oluşacak olan kısas ya da diyetten vazgeçmesi, yani kısas ya da diyet istememesi.
domuz
İslâm dinînin yenmesini yasak kıldığı hayvan. İnsanı maddî ve manevî pisliklerden ve zararh maddelerden korumak için birtakım kurallar ve yasaklar koyan İslâm dinînin bu konudaki temel kaynağı Kur’ân-ı Kerîm'dir. Kaynak almarak kısastan diy…
dîn
“Allah'ın hükmü ve yönee timi” anlamındaki bu söz zaman u içinde “Allah’a inanma ve ibadet etme konusunda herkesin veya r her milletin tuttuğu yol. ” biçie minde terimleşmiştir. Kur’ân-ı - Kerîm’de bu söz doksan iki yern de geçmektedir. Bu…
câriye
Kölelik sistemi içinde hür olmayan, hukukî, ekonomik ve sosyal bakımdan sahibi olan bir efendiye tabi olan kadm köle veya esir, eme, memlûke. Dünya tarihi içinde köleliğe daha İnsanî vasıflarla yaklaşan İslâmiyet, gerek Kur’ân-ı Kerîm’de ge…
afv an-il-kat'
afv an-il-kat' a. [Ar.] fik. Bir uzvu kesilmiş olan bir kimsenin bundan dolayı oluşacak kısas ya da diyetten vazgeçmesi, yani kısas ya da diyet istememesi.
âkile
Diyet ödeyenler.
Kasâme
Faili bilinmeyen bir öldürme olayında, belirli şartlar altında bölge halkından elli kişinin yemin ettirilmesi usulü. Klasik fıkıhta ceza ve diyet hükümleri içinde ele alınır. Okuma notu Kasâme, Kur’ân’daki Kasas sûresiyle ilgili değildir; ö…
afv an-il-cerâha
afv an-il-cerâha a. [Ar.] fik. Bir kimsenin kendisini kısas ya da diyet gerektirecek biçimde yaralayan bir kimse üzerinde olan bakından, yani kısas veya diyet hakkından vazgeçerek o kimseyi affetmesi durumu.
kassâs
LpM [Ar.] Dinî toplantılarda veya camilerde hediye toplamak ya da ün kazanmak amacıyla hikâyeler anlatarak vaalar veren kimseler.
hezl
Q>) [Ar. ] İslâm hukukunda sözün anlamını ve hükmünü h kasdetmemekle gerçekleşen ve düşünce üe ifade arasında bilinçli uyumsuzluk durumunu doğuran ciddiyetsizlik anlamında kullanılan bir terim. hıdrellez a. [T. < Ar. Hızır + İlyâs] İslâmî-T…
imzâ
C=LaJ) [Ar.] İslâm devlet geleneğinde mektup, belge, beyanname ve buyruk gibi resmî veya hususî evrak altma yazınm görüldüğünü, okunduğunu, onaylandığını veya aidiyetini ifade etmek üzere konulan simge yazı ya da mühür. Buna “tevki” (bk. bu…