HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Bu metin, Cerrâhî silsile arşivindeki kişi dosyasının tamamı esas alınarak paragraf ve manzume düzeni korunmak suretiyle hazırlanmıştır. Gelenek içi menkıbeler tarihî kayıtlarla aynı kesinlikte değerlendirilmez.
Hayatı ve silsiledeki yeri
Şeyh Rükrıüddin Sincasi Hazretlerini Beyan Eder. O, alem bağının hoş kokulu gülü tevhid bahçesinin bülbülü aşıkların ve sadıkların hamisi olan şeyhlerin büyüklerindendir. Bir kimse eğer halk içinde istenen ve ehiullah katında hisse sahibi olmayı diliyorsa şu üç şeyden kendilerini korumalıdırlar؛ 1- Kendisi gibi mahluk olan bir şeyin meydana gelmesine sözüyle ve davranışıyla mani olmamalıdır. Zira hakikatte o mani ve Allaha itaat edendir. Z~ Bedenini iç ve dış azalarını ahlakın, temiz ve yüksek tutan kişi hakkında dedikodu yapıp kötü sözler söylemekten kaçınmalıdır.
Hatta ona eziyet dahi etseler ihsan sahibi kişiler gibi davranıp bu hareketini sözüyle yüzüne vurup hatırlatmamalıdırlar. 3- Davetsiz kimsenin evine misafir oîunmamalıdır. Belki o fakir olup yoksul halini gizlemek ister ve misafiri yeterince ağırlamaya kudreti olmayacağından mahcub ve rencide olur, diye buyurmuşlardır. Kendisinin değerli sözlerinden: MSalik üç kısma ayrılır. Birincisi Mübtediler. İkincisi Mutavassıtlar, Üçüncüsü Müntehalardır. Mübtedi'ye gerekli olan teslimiyet ve rızadır. Mutavassıta İİm-؛ kaza ve Müntehi'ye ise Allah'la seyr ila'llah ve sefa etmektir" diye buyurdu.
Kendisine Muhyİddin ibn Arabi hazretleri ile çağdaştı. ٥Ört meşhur halifesi şunlardır. Birincisi Şeyh Bvhadüddin İkincisi Şeyh Şahabüddin el Maktül; üçüncüsü Şeyh Şemsüddin-i Tebrizi, dördüncüsü ve postnişini Şeyh Şahabüddin-i Tebrizi hazretleridir. not: Şeyh Muhammed Dineverİ Hazretleri buyurur; İnsanın gıdası onun karakterini oluşturan şeydir. ٠, eğer helal lokmada karar kılarsa o helal lokma onun azasma kadar uzanır. Ondan ibadet etmesine vesile olacak kuvvet ve irade doğar.
Silsiledeki yeri
İbrâhim Zâhid'in tarikat silsilesi Cemâleddîn-i Tebrîzî, Şehâbeddin Mahmûd, Rükneddîn-i Sücâsî, Kutbüddîn-i Ebherî vasıtasıyla Ebü'n-Necîb es-Sühreverdî'ye ulaşır. Silsile Sa'dî-yi Şîrâzî vasıtasıyla da Sühreverdiyye ile birleşir.
Cerrâhî silsilenâmesi onu “Rükneddîn Sincâşî (i. 628/1230)” şeklinde, Kutbüddin Ebherî ile Şihâbüddin-i Tebrîzî arasında kaydeder.
Ad kaydındaki fark. Cerrâhî silsilenâmesi bu üç halkayı Rükneddîn Sincâşî · Şihâbüddin-i Tebrîzî · Cemâleddin-i Tüsterî şeklinde yazar; TDV maddesi ise Rükneddîn-i Sücâsî · Şehâbeddin Mahmûd · Cemâleddîn-i Tebrîzî der. Sıralama iki kaynakta aynıdır, ayrışan yalnız nisbelerdir.
Kaynak notu. Rükneddîn-i Sincâsî'nin TDV İslâm Ansiklopedisi'nde müstakil bir maddesi bulunmamaktadır. Bu kart, silsilesindeki komşu halkaların maddelerine, CMS künyesine ve Cerrâhî silsilenâmesine dayanan bir silsile kartıdır. Elde bunun ötesinde bilgi yoktur ve uydurulmamıştır. Buna karşılık adı İbrâhim Zâhid-i Geylânî maddesinde iki ayrı bağlamda geçmektedir.
Adı, nisbeleri ve kaynakları
Sefîne-i Evliyâ, Rükneddin Sincâsî'yi anlatırken hayat hikâyesinden çok kimliğinin doğru tespitine ağırlık verir. Buna göre asıl adı Ali, künyesi Ebü'l-Hasan, lakabı Rükneddin'dir. “Sincâs” ise bir yer adıdır ve onun doğum yeridir; nisbesi buradan gelir.
Metin, bu nisbe etrafında oluşmuş bir karışıklığı da düzeltir. Bakırcılık yapmasından kinâye kendisine “Nehhâs” diyenler olmuş; “Garîbî”, “Sincâsî” ve “Nehhâsî” biçimleri ise tarikat silsile-nâmelerinde zamanla “Necâşî”ye çevrilerek yazılır olmuştur. Vassâf bu son biçimin ona nispet edilmesini ağır bir yanlış (galat-ı fâhiş) sayar. Ayrıntılı tercüme-i hâli için de okuyucuyu, Halvetî tabakatının temel kitabı olan Lemezât'a havale eder; yani Sefîne bu bahiste birincil anlatıcı değil, aktaran ve tashih eden konumundadır.
Lemezât'ta tavsifi ve halifeleri
Lemezât-ı Hulviyye, ona ayırdığı bölümde "âlem bağının hoş kokulu gülü, tevhid bahçesinin bülbülü, âşıkların ve sâdıkların hâmisi olan şeyhlerin büyüklerinden" diye tavsif eder. Şeyhi Kutbüddîn-i Ebherî'nin dört halifesi Mahmud Fakih, Muhammed Mübârek-Şah, Rükneddîn-i Kirmânî ve kāim-i makamı ile postnişini olan Rükneddîn-i Sincâsî olarak sayılır.
Aynı kaynak onun Muhyiddin İbnü'l-Arabî ile çağdaş olduğunu belirtir ve dört meşhur halifesini şöyle sıralar: Şeyh Evhadüddin, Şeyh Şehâbüddin el-Maktûl, Şeyh Şemsüddîn-i Tebrîzî ve dördüncüsü ile postnişini olan Şeyh Şehâbüddîn-i Tebrîzî.