Ara
Menü

Ebû Necîb Ziyâüddin Abdülkāhir es-Sühreverdî

Ebû Necîb es-Sühreverdî (490–563/1097–1168), Şâfiî fıkhını ribât terbiyesiyle birleştiren; Âdâbü’l-mürîdîn, Bağdat’taki Dicle ribâtı ve yeğeni Ebû Hafs Ömer üzerinden Sühreverdiyye’nin kurumsal temelini atan âlim–mürşiddir.

Doğum
1097
Vefat
1168
Unvan
Âdâbü’l-mürîdîn müellifi, Bağdat ribâtının kurucusu ve Sühreverdiyye’nin ilk pîri
Temalar
Sühreverdiyye, Bağdat Nizâmiye, Dicle ribâtı, Âdâbü’l-mürîdîn, Şâfiî fıkhı, Ahmed el-Gazzâlî, Ebû Hafs Ömer, fütüvvet

Sühreverdiyye’nin ilk kurucu halkası

Ebû Necîb Ziyâüddin Abdülkāhir b. Abdullah es-Sühreverdî, VI/XII. yüzyıl Bağdat’ında Şâfiî fıkhı, hadis, vaaz ve sûfî terbiyesini aynı kurum çevresinde birleştiren âlimdir. Adına nispet edilen Sühreverdiyye, onun ribâtı, mürid ağı ve Âdâbü’l-mürîdîni üzerinde yükselmiş; yeğeni Ebû Hafs Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî döneminde geniş bir tarikat teşkilatına dönüşmüştür.

Ebû Necîb, 587/1191’de Halep’te öldürülen İşrâk filozofu Şehâbeddin Yahyâ es-Sühreverdî ile aynı kişi değildir. Yeğeni ve Avârifü’l-maârif müellifi Ebû Hafs Ömer’den de ayrılmalıdır. Üç ismin ortak “Sühreverdî” nisbesi, İran’ın Zencan havzasındaki Sühreverd kasabasına dayanır; düşünce ve kurum tarihleri birbirine karıştırılamaz.

490/1097’de Sühreverd’de doğuşu

Kaynaklarda 490/1097 civarında Sühreverd’de doğduğu kabul edilir. Ailesinin nesebi Ebû Bekir’e bağlanır; bu soy anlatısı sonraki tabakat ve aile şecerelerinde güçlü biçimde korunmuştur. Çocukluğu hakkında ayrıntılı çağdaş kayıt bulunmaz. Genç yaşta ilim tahsili için Bağdat’a gitmesi, taşra kökenli âlimlerin Abbâsî başkentindeki medrese ağlarına katılma biçimini yansıtır.

Sühreverd coğrafyası onun doğum ve nisbe alanıdır; Bağdat ise hayatının ilmî ve kurumsal merkezidir. Daha sonraki Sühreverdî kollarının Hindistan, İran ve Anadolu’ya yayılması, kurucunun şahsî seyahat haritasına eklenmemelidir.

Bağdat Nizâmiye Medresesi’nde tahsil

Ebû Necîb Bağdat’ta Şâfiî fıkhı, hadis ve diğer dinî ilimleri okudu. Nizâmiye Medresesi, yalnız bir ders binası değil, hukuk, vaaz ve kamusal otoritenin kesiştiği başlıca eğitim kurumuydu. Onun daha sonra burada fıkıh okutması, tasavvufî kimliğinin medrese eğitiminden kopuk olmadığını açıkça gösterir.

Hocalarının listesi kaynaklara göre değişir. Es‘ad el-Mîhenî gibi Şâfiî âlimlerle bağlantısı zikredilir. Bir ismi yalnız sonraki şecerelerde geçtiği için doğrudan hoca kaydı yapmak yerine, fıkıh tahsilinin Nizâmiye çevresinde ve dönemin Şâfiî ağı içinde gerçekleştiğini esas almak daha güvenlidir.

Ahmed el-Gazzâlî ve tasavvuf terbiyesi

Ebû Necîb’in tasavvuf yolundaki başlıca isimlerinden biri Ahmed el-Gazzâlî’dir. Bazı kaynaklar Vecîhüddin Ömer el-Kādî’yi de şeyhleri arasında gösterir. Bu çevre, Horasan ve Bağdat’ın aşk, sohbet, zikir ve fütüvvet dilini bir araya getiriyordu. Ebû Necîb bu mirası daha kurallı bir ribât hayatı ve mürid âdâbı içinde yeniden düzenledi.

Ahmed el-Gazzâlî bağı, Ebû Necîb’i kardeşi Ebû Hâmid el-Gazzâlî’nin doğrudan talebesi yapmaz. Benzer adlar ve aynı aile çevresi sebebiyle bu iki bağlantı sıkça karışır. Tasavvufî aktarım Ahmed el-Gazzâlî üzerinden; medrese ve fıkıh tahsili ise Bağdat’ın Şâfiî kurumları üzerinden okunmalıdır.

İsfahan’da emek, zühd ve sâkilik anlatısı

Biyografi kaynakları onun bir dönem İsfahan’a gittiğini, geçimini su taşıyarak sağladığını ve boş zamanlarını zikirle müridlerin terbiyesine ayırdığını anlatır. Sâkilik motifi, helâl kazanç ve hizmet anlayışını somutlaştırır. Bunun bütün ayrıntıları eşit derecede erken belgelenmese de İsfahan bağlantısı gelenekte güçlüdür.

Bu dönem, tasavvufun yalnız medrese kürsüsündeki teorik bir bilgi olmadığını gösterir. Bedensel emek, yoksulluk, hizmet ve kendi kazancıyla yaşamak, Âdâbü’l-mürîdîndeki ahlâk düzeninin biyografik arka planı olarak okunmuştur.

Nizâmiye’de müderrislik ve vaaz

Bağdat’a döndüğünde Nizâmiye’de Şâfiî fıkhı okuttu ve vaazlarıyla geniş bir topluluğa ulaştı. Onun kamusal şahsiyeti yalnız tekkedeki müridlerle sınırlı değildi; medrese öğrencileri, şehir halkı ve Abbâsî çevreleri aynı ilmî otoritenin farklı muhataplarıydı.

Fıkıh öğretimiyle sûfî terbiyeyi birleştirmesi, XII. yüzyıl Bağdat’ında tasavvufun “medrese dışı” bir karşı kültür olmadığını gösterir. Ebû Necîb’in tasavvufu, şeriat hükümlerine bağlı, toplumsal davranışı düzenleyen ve kurum içinde öğretilebilir bir ahlâk yoludur.

Dicle kıyısındaki ribât

Ebû Necîb Bağdat’ın batı yakasında Dicle kıyısında bir ribât kurdu. Burası barınma yeri, ders halkası, zikir ve sohbet merkezi, yolcularla yoksulların ağırlandığı sosyal kurum işlevlerini bir arada taşıyordu. Ribâtın şöhreti, farklı bölgelerden taliplerin Bağdat’a gelmesini sağladı.

Yapının kesin modern parseli güvenle belirlenemediğinden haritada Dicle’nin batı yakası şehir ölçeğinde gösterilmelidir. Daha sonraki Ebû Hafs ribâtı, halife en-Nâsır’ın himayesindeki yapılar ve Sühreverdiyye’nin sonraki merkezleri, Ebû Necîb’in ilk ribâtıyla otomatik olarak aynı bina sayılmamalıdır.

Âdâbü’l-mürîdîn: bir mürid hayatı kılavuzu

Âdâbü’l-mürîdîn, Ebû Necîb’in günümüze ulaşan en önemli eseridir. Kitap tasavvufu soyut metafizik tartışmalardan çok davranış, disiplin ve topluluk hayatı üzerinden anlatır. Tevbe, zikir, sohbet, şeyhe ve kardeşlere karşı edep, yemek, giyim, yolculuk, uyku, semâ ve hizmet gibi konuları düzenler.

Eserin önemi yalnız ferdî ahlâk öğütlerinde değildir. Ribâtta yaşayan müridlerin gündelik ilişkilerini ortak kurallara bağlayarak yeni oluşan sûfî topluluklara uygulanabilir bir kurum dili verir. XII. yüzyıl Bağdat sivil toplumunda tasavvufun medrese, vakıf, esnaf ve şehir halkıyla uyumlu biçimde yer almasını yansıtır.

Şeriat, sünnet ve ölçülü tasavvuf

Ebû Necîb’in yaklaşımında sahih tasavvuf Kur’an, sünnet ve fıkıhla sınanır. Müridin olağanüstü hâl iddiasından önce farzları, helâl kazancı, doğru arkadaşlığı ve nefsini denetlemeyi öğrenmesi gerekir. Âdâb, dış görünüşe indirgenmez; iç niyetin toplumsal davranışta görünür hâle gelmesidir.

Bu “uyumlu” yapı, tasavvufî tecrübeyi reddetmez. Zikir, halvet, semâ ve vecd kabul edilir; fakat ehliyet, zaman, niyet ve şeriat ölçüsü aranır. Böylece ribât hayatının karizmatik şeyhlik etrafında keyfîleşmesini önleyen bir disiplin kurulur.

Diğer eser nispetleri

Ebû Necîb’e Şerhu esmâillâhi’l-hüsnâ ve Garîbü’l-Mesâbîh gibi eserler de nispet edilir. Bu metinlerin yazma dolaşımı ve müellif kayıtları Âdâbü’l-mürîdîn kadar açık değildir. Başlık benzerlikleri ve Sühreverdî ailesindeki çok sayıda müellif, nispetlerin ayrı ayrı denetlenmesini gerektirir.

Onu yalnız tek kitap yazmış bir zâhid saymak eksik; bütün nispetleri tartışmasız kabul etmek de hatalıdır. Sağlam çekirdek, fıkıh ve hadis tedrisi, ribât kuruculuğu ve mürid âdâbına dair eseridir.

Müridleri ve bölgesel aktarım

Ebû Necîb’in çevresi Irak’tan İran ve Orta Asya’ya uzanan geniş bir etki alanı doğurdu. İsmâil el-Kasrî ve Ammâr b. Yâsir el-Bitlisî gibi isimler Sühreverdî–Kübrevî aktarım yollarında anılır. Necmeddîn-i Kübrâ’nın Ebû Necîb’le doğrudan talebelikten ziyade İsmâil el-Kasrî ve Ammâr el-Bitlisî gibi ara halkalar üzerinden ilişkilenmesi kronolojik olarak daha güvenlidir.

Mürid listeleri sonraki tarikat şecerelerinde genişlemiştir. Her ismi doğrudan yüz yüze talebe kaydına dönüştürmek yerine, yakın müridler, hırka zinciri ve fikrî tesir ayrı tutulmalıdır. Bu ayrım kişi ağındaki sahte kısayolları önler.

Yeğeni Ebû Hafs Ömer es-Sühreverdî

Ebû Necîb’in en önemli devam halkası yeğeni Ebû Hafs Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî’dir. Ebû Hafs Nizâmiye’de amcasından fıkıh okudu; Dicle kıyısındaki ribâtta tasavvuf terbiyesi aldı ve onun ölümünden sonra vaaz çevresini sürdürdü. Daha sonra Abbâsî Halifesi en-Nâsır’la yakın ilişki kurarak Sühreverdiyye’yi diplomasi ve fütüvvet siyasetiyle genişletti.

Avârifü’l-maârif, amcanın Âdâbü’l-mürîdînde kurduğu davranış ve kurum dilini daha kapsamlı bir tarikat el kitabına dönüştürdü. Bu sebeple Ebû Necîb “ilk kurucu”, Ebû Hafs ise ağı genişleten ve kurumsallaştıran pîr olarak ayrılmalıdır.

Sühreverdiyye’nin sonraki yayılımı

Sühreverdiyye Ebû Hafs’ın halifeleri aracılığıyla İran, Orta Asya ve Hindistan’a yayıldı. Bahâeddin Zekeriyyâ’nın Multan merkezli faaliyeti, Celâleddin Tebrizî ve başka halifelerin Güney Asya’daki çalışmaları tarikatı büyük bir uluslararası ağa dönüştürdü. Bu şehirler Ebû Necîb’in şahsî seyahatleri değildir.

Tarikatın sonraki siyasî ve toplumsal gücünün temeli, Ebû Necîb’in bıraktığı üç kaynaktı: itibarlı bir Bağdat ribâtı, fıkıh ve tasavvufu birleştiren eğitim modeli ve müridlerin gündelik hayatını düzenleyen Âdâbü’l-mürîdîn. Onun katkısı, sonradan kurulmuş geniş teşkilatın erken altyapısıdır.

563/1168’de vefatı

Ebû Necîb 563/1168’de Bağdat’ta vefat etti. Bazı kataloglarda 1166 veya 1167 biçimleri görülür; hicrî 563 yılının milâdî karşılığı 1167-68 aralığına düştüğü için gün ve ay verilmeden 1168 ana kayıtta korunur. Kesin kabir noktası güvenle belirlenmediğinden şehir merkezi defin hafızası için yeterlidir.

Ölümünden sonra ribât çevresi ve yeğeni Ebû Hafs’ın vaazları devam etti. Onu geriye dönük olarak tamamlanmış bir dünya tarikatının tek başına kurucusu göstermek kadar, yalnız yerel bir zâhid saymak da yanlıştır. Ebû Necîb, medrese âlimliğinden ribât terbiyesine geçişin ve tasavvufun kurumsal âdâba dönüşmesinin ana şahsiyetidir.

Kaynak sınırı ve dengeli portre

Hayatının bazı ayrıntıları sonraki menâkıblarda kerametlerle genişlemiştir. Kasap dükkânındaki hayvanın haram olduğunu söylemesi gibi rivayetler, tevbe ve şeyh firâseti temasını taşır; bağımsız tarihî olay olarak kronolojiye yön vermemelidir. Aynı biçimde halifelerle “yakın dostluk” anlatıları somut görev ve belge olmadan abartılmamalıdır.

Kaynakların desteklediği portre; 490/1097’de Sühreverd’de doğan, Bağdat’ta Şâfiî fıkhı okuyan ve okutan, Ahmed el-Gazzâlî çevresinden tasavvuf terbiyesi alan, Dicle kıyısında ribât kuran, Âdâbü’l-mürîdîni yazan, Ebû Hafs Ömer’i yetiştiren ve 563/1168’de Bağdat’ta ölen âlim–mürşiddir.

COĞRAFÎ HAFIZA15 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi15 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Hayatından kayıtlar

İlk 5 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Üç ayrı kıyafetle sokağa çıkmak

Sarık, hırka, ulemâ kisvesi.

Metni gösterMetni daralt

Verdiği fetvalar dolayısıyla Iraklılar'ın müftüsü unvanını alan Ebü'n-Necîb'in halk arasına bazan sarık, bazan sûfî hırkası, bazan da ulemâ kıyafetiyle çıktığı… kaydedilmektedir.

Çerçeve. Kılık, o çağda bir mensubiyet beyanıdır: hırka sûfîyi, ulemâ kisvesi fakihi gösterir. Üçünü dönüşümlü giymek, hangisine ait olduğunu söylememek anlamına gelir — nitekim hayatı da öyledir: medreseyi bırakıp dağlara çıkmış, sonra aynı medresenin başmüderrisi olmuştur. Müridlerine “başta fıkıh olmak üzere zâhir ilimlerini tahsil ettirdiği” kaydı da bu tavrın devamıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38.
BİYOGRAFİK KAYIT

Sığınma yeri olan dergâh

Gazaba uğrayanların kapısı.

Metni gösterMetni daralt

Bu dönemde sultanın ya da halifenin gazabına uğrayanlar onun dergâhına sığınıyordu.

Abbâsî Halifesi Râşid-Billâh'ın 27 Zilkade 529'daki (8 Eylül 1135) biat merasimine katıldığı ve halifeye önemli nasihatlerde bulunduğu belirtilmektedir (İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, XI, 28).

Çerçeve. Dergâhın sığınma yeri sayılması, tekkenin devlet karşısında tanınmış bir dokunulmazlığa sahip olduğunu gösterir. İki kayıt birlikte okunduğunda şeyhin konumu netleşir: hem halifenin biat merasiminde nasihat eder, hem halifeden kaçanı barındırır. Yirmi yıl sonra aynı denge bozulacak, kendisi hapse girecektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38.
BİYOGRAFİK KAYIT

Başmüderrislikten kırbaca

İki yıl içinde düşüş.

Metni gösterMetni daralt

27 Muharrem 545'te (26 Mayıs 1150) Nizâmiye Medresesi'ne başmüderris tayin edildi… Receb 547'de (Ekim 1152) medreseyi bırakmak zorunda kaldı. Sultanın yakın adamı olarak görüldüğü için 1153'te halifenin emriyle tutuklanıp kırbaçlandı ve bir müddet hapiste kaldı.

Çerçeve. Sebep şahsî değil siyasîdir: halife ile Selçuklu sultanı arasındaki çekişmede sultanın adamı sayılmıştır, sultan ölünce koruması kalkmıştır. Nizâmiye başmüderrisliği İslâm dünyasının en itibarlı ilmî mevkiidir; oradan kırbaca giden yol üç yıl sürmüştür. Talebesi olduğu medresenin başına geçip yine oradan atılması, hayatının ikinci büyük dönüşüdür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kudüs'e varamayan yolcu

Dımaşk'ta duran seyahat.

Metni gösterMetni daralt

557'de (1162) Musul üzerinden Dımaşk'a, oradan da Kudüs'e gitmek üzere Bağdat'tan ayrıldı. Dımaşk'ta kendisini Sultan Nûreddin Mahmud Zengî karşıladı. Sultanla Kudüs kralı arasındaki çatışma yüzünden Dımaşk'tan ileriye gidemedi.

Orada kaldığı kısa süre içinde hadis halkaları, zikir ve sohbet meclisleri teşkil ettikten sonra Bağdat'a döndü.

Çerçeve. Kudüs o tarihte Haçlı Krallığı'nın elindedir; Nûreddin Zengî ile arasındaki savaş yolu kapatmıştır. Şeyh geri dönmek yerine kaldığı yerde ders halkası kurmuştur — engellenen bir hac yolculuğunun bir ilim seferine dönüşmesi, hayatındaki tekrarlayan örüntüyü sürdürür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38.
BİYOGRAFİK KAYIT

Yirmi beş yaşında medreseyi bırakmak

İsfahan'a giden mürid.

Metni gösterMetni daralt

Yirmi beş yaşlarında iken tamamen zühd hayatı yaşayabilme düşüncesiyle medreseden ayrılıp dönemin ünlü sûfîsi Ahmed el-Gazzâlî'ye mürid olmak için İsfahan'a gitti. Orada ağır riyâzetler yaptı, dağlarda dolaştı.

Önemli eseri Âdâbü'l-mürîdîn'in şârihlerinden Ali el-Kārî, Ebü'n-Necîb'in ilk mânevî fethinin Debbâs'ın yanında gerçekleştiğini söyler.

Çerçeve. Ahmed el-Gazzâlî, İmam Gazzâlî'nin kardeşi ve “aşk ekolü”nün kurucusudur. İlgi çekici olan şudur: bu ekol, bir asır sonra kendi yeğeni Şehâbeddin es-Sühreverdî tarafından bid'atçılıkla suçlanacaktır. Ebü'n-Necîb ise Muhammed b. Müslim ed-Debbâs'a — yani Abdülkādir-i Geylânî'nin şeyhine — intisap ederek daha temkinli hatta yerleşmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Âdâbü'l-mürîdîn

Sûfîlerin el kitabı.

Metni gösterMetni daralt

Müridlerin tasavvuf yolunda uyması gereken kurallardan bahseden eserin metni (nşr. Menahem Milson, Jerusalem 1978) ve bazı Farsça çevirileriyle Farsça ve Arapça şerhleri yayımlanmıştır.

Eser ayrıca Ali el-Kārî (Fethu ebvâbi'd-dîn fî şerhi Âdâbi'l-mürîdîn, Hacı Selim Ağa Ktp., nr. 498), Cemâleddin b. Rükneddin el-Çiştî el-Gucerâtî, Muhammed b. Yûsuf ed-Dihlevî ve Şerefeddin Ahmed b. Yahyâ el-Münîrî el-Hindî tarafından şerhedilmiştir.

Çerçeve. Şârihlerin üçünün Hint alt kıtasından olması tesadüf değildir: Sühreverdiyye ve Çiştiyye oranın iki büyük tarikatıdır ve ikisi de bu metni temel kitap saymıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38.
ESER / METİN

Garîbü'l-Mesâbîh

Begavî şerhi ve bir nisbet hatası.

Metni gösterMetni daralt

Şerhu ba'zi'l-elfâzi'l-müşkile fi'l-Mesâbîh (Garîbü'l-Mesâbîh). Ferrâ el-Begavî'ye ait Mesâbîhu's-sünne'nin bazı kısımlarının şerhidir (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 453).

Ömer Rızâ Kehhâle, Mesâbîhu's-sünne üzerine yapılan en meşhur çalışma olan Hatîb et-Tebrîzî'nin Mişkâtü'l-Mesâbîh'ini yanlışlıkla Ferrâ el-Begavî'ye nisbet etmiş ve Sühreverdî'nin bu eseri ihtisar ettiğini belirtmiştir.

Ebü'n-Necîb'in Şâfiî tabakatına dair bir eseriyle Şerhu'l-Esmâi'l-hüsnâ adlı diğer bir eserinin olduğu da kaydedilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38.
ESER / METİN

Ona ait olmayanlar

Üç yanlış nisbet.

Metni gösterMetni daralt

Nehcü's-sülûk fî siyâseti'l-mülûk isimli eserin müellifi Ebü'n-Necîb Abdurrahman b. Nasr es-Sühreverdî eş-Şeyzerî ile Ebü'n-Necîb Ziyâeddin es-Sühreverdî'nin aynı kişi olduğu zannedilerek eser ona nisbet edilmişse de bu doğru değildir.

Âdâbü'l-mürîdîn'den bir alıntı ile başlayan Risâle mine't-tasavvuf ve Şehâbeddin es-Sühreverdî'nin bir sözüyle başlayan Risâle fi'l-fakr ve mekâidi'n-nefs adlı risâle Ebü'n-Necîb'e ait olmayıp anonim bir derlemeden ibarettir.

Kaynaklarda Ebü'n-Necîb'in bazı şiirleri de kaydedilmiştir (İbnü'l-Müstevfî, I, 107-108, 111-112; Safedî, XIX, 48-49).

Çerçeve. Üç hatanın ikisi aynı sebeptendir: bir risâlenin başındaki alıntı, müellif zannedilmiştir. Üçüncüsü ise künye benzerliğidir — “Ebü'n-Necîb es-Sühreverdî” adını taşıyan iki ayrı kişi vardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Âdâbü'l-mürîdîn'in tezi

Hâl ve makamların şeriata bağlanması.

Metni gösterMetni daralt

Ebü'n-Necîb sûfîlerin el kitabı niteliğinde olan bu eserde önce akaid konularına yer vermiş, ardından şeriat hükümlerinin bilinmesi ve uygulanmasının önemi üzerinde durmuş, daha sonra tasavvufî meselelere geçmiştir.

İlim sahibi olmayan tasavvuf ehlinin dinin hükümleri konusunda hadis ve fıkıh âlimlerinin bilgisine başvurmasını, nefisle mücâhede, rızâ, muhabbet, yakīn, fenâ, bekā gibi tasavvufî hal ve makamların zâhir hükümlerine riayetle gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgulamıştır (Âdâbü'l-mürîdîn, s. 13-15).

Çerçeve. Kitabın sıralaması tezin kendisidir: önce akaid, sonra şeriat, en sonda tasavvuf. Bu, sonraki iki asrın tarikat el kitaplarının kalıbı olacaktır — yeğeninin Avârifü'l-maârif'i ve onun oğlunun Zâdü'l-müsâfir'i aynı çatıyı sürdürür. Üç kuşak, üç kitap.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38.
TARİHÎ KAYIT

Ondan doğan dört yol

Ebheriyye, Sühreverdiyye, Kübreviyye ve ötesi.

Metni gösterMetni daralt

Sühreverdî'den sonra makamına başhalifesi ve Ebheriyye tarikatının kurucusu Ebû Reşîd Kutbüddîn-i Ebherî oturmuştur.

Sühreverdî'nin yanında yetişen yeğeni Ebû Hafs Ömer es-Sühreverdî, Sühreverdiyye tarikatını kurmuş, Ammâr-ı Yâsir el-Bitlisî, İsmâil Kasrî gibi şeyhler de Kübreviyye tarikatının kurucusu Necmeddîn-i Kübrâ'yı yetiştirmiştir.

Fasîh Ahmed-i Hâfî, Necmeddîn-i Kübrâ'nın bizzat Ebü'n-Necîb'den istifade ettiğini gösteren bir silsile kaydetmiştir.

Çerçeve. Tek bir Bağdat ribâtından çıkan hat şudur: Sühreverdiyye (yeğeni; Hindistan'a kadar), Kübreviyye (halifelerinin talebesi; Hârizm'den Keşmir'e), Ebheriyye (başhalifesi Kutbüddîn-i Ebherî). Sonuncusu bu ansiklopedi için ayrıca önemlidir: Cerrâhî silsilesi Ebü'n-Necîb'den sonra doğrudan Kutbüddin Ebherî'ye geçer; oradan Rükneddin Sincâsî ve İbrâhim Zâhid-i Geylânî yoluyla Halvetiyye'ye ulaşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38.
KAVRAM

Silsilesinin ikinci kolu

Ahmed el-Gazzâlî üzerinden Cüneyd'e.

Metni gösterMetni daralt

Cemâleddin Hulvî, Ebü'n-Necîb'in amcası Kādî Vecîhüddin Ömer b. Muhammed'den icâzet alarak başhalifesi olduğunu belirtmekte, öte yandan Ahmed el-Gazzâlî'ye intisap etmekle tarikat silsilesinin bu kanaldan Cüneyd-i Bağdâdî'ye kadar şu şekilde ulaştığını kaydetmektedir: Ahmed el-Gazzâlî, Ebû Bekir en-Nessâc, Ebü'l-Kāsım el-Cürcânî, Ebû Osman el-Mağribî, Ebû Ali İbnü'l-Kâtib, Ebû Ali er-Rûzbârî, Cüneyd-i Bağdâdî.

Fasîh Ahmed-i Hâfî bu silsileyi Ahmed el-Gazzâlî ile Ebû Bekir en-Nessâc arasına Muhammed el-Gazzâlî'yi de koyarak zikretmiştir.

Çerçeve. Nakleden Cemâleddin Hulvî, Lemezât-ı Hulviyye müellifi bir Halvetî-Gülşenî şeyhidir; yani bu silsile kaydı Halvetî geleneği içinden gelir. Kaydın önemi şudur: Cerrâhî silsilesinin Ebü'n-Necîb'den geriye giden kısmı — Ömerü'l-Bekrî, Kādı Vahyüddin, Muhammedü'l-Bekrî, Mimşâd Dîneverî yoluyla Cüneyd'e — burada anlatılan ikinci koldan farklı bir hattır. Aynı şeyh için birden fazla silsile kaydedilmesi olağandır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38.
KAVRAM

Iraklılar'ın müftüsü

Fetva ile tasavvufun birleşmesi.

Metni gösterMetni daralt

Verdiği fetvalar dolayısıyla Iraklılar'ın müftüsü unvanını alan Ebü'n-Necîbmüridlerine başta fıkıh olmak üzere zâhir ilimlerini tahsil ettirdiği, ayrıca onlara Serrâc'ın el-Lüma'ı ile kendi eseri Âdâbü'l-mürîdîn gibi kitapları okuttuğu kaydedilmektedir.

Çerçeve. Ders programı ikiye bölünmüştür: fıkıh ve el-Lüma'. Serrâc'ın el-Lüma''ı (IV./X. yüzyıl), tasavvufu Kitap ve Sünnet'e dayandıran ilk sistemli savunmadır. Yani mürid hem şeriatı hem tasavvufun meşruiyet delillerini öğrenir. Şeyhin hem müftü hem sûfî olması, bu programın kişide görünmüş hâlidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bağdat · IrakDicle kıyısındaki ribât ve medresesiMüridleriyle birlikte kaldığı Dicle kenarındaki harabenin yerine yapılan tekke (ribât) ve yanındaki medrese. Zehebî, diğer müelliflerin aksine burada iki ribât yapıldığını kaydeder. Bağdat'ta vefat edince bu medresenin yanına defnedilmiştir.Bağdat · IrakEbü'n-Necîb Ribâtı ve Medresesi (Dicle kenarı)Müridleriyle birlikte kaldığı harabenin yerine yapılan tekke ve yanındaki medrese; 563/1168'de vefat edince medresesinin yanına defnedilmiştir. Zehebî diğer müelliflerin aksine iki ribât yapıldığını kaydeder. Konum yaklaşıktır.Zencan · İranSühreverd490/1097 civarında doğduğu, Cibâl bölgesindeki kasaba; yeğeni Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî de burada doğmuştur. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebü’n-Necîb es-Sühreverdî : Ebü’n-Necîb Ziyâeddin Abdülkāhir es-Sühreverdî (ö. 563/1168), Ahmed el-Gazzâlî’den yetişen sûfî, fakih ve muhaddis; Âdâbü’l-mürîdîn’in müellifi ve Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin amcası ve mürşididir.Bağdat · IrakNizâmiye Medresesi507/1113 civarında talebe olarak girdiği, 545/1150'de başmüderris tayin edildiği ve 547/1152'de bırakmak zorunda kaldığı medrese. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebü’n-Necîb es-Sühreverdî : Ebü’n-Necîb Ziyâeddin Abdülkāhir es-Sühreverdî (ö. 563/1168), Ahmed el-Gazzâlî’den yetişen sûfî, fakih ve muhaddis; Âdâbü’l-mürîdîn’in müellifi ve Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin amcası ve mürşididir.İsfahan · İranİsfahanEbû Ali el-Haddâd'dan hadis okuduğu, sonra medreseyi bırakıp Ahmed el-Gazzâlî'ye mürid olmak için gittiği ve ağır riyâzetler yaptığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ebü’n-Necîb es-Sühreverdî : Ebü’n-Necîb Ziyâeddin Abdülkāhir es-Sühreverdî (ö. 563/1168), Ahmed el-Gazzâlî’den yetişen sûfî, fakih ve muhaddis; Âdâbü’l-mürîdîn’in müellifi ve Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin amcası ve mürşididir.Dımaşk · SuriyeDımaşk557/1162'de Kudüs'e giderken vardığı ve Sultan Nûreddin Mahmud Zengî tarafından karşılandığı şehir; savaş yüzünden ileri gidememiş, burada hadis ve zikir meclisleri kurup Bağdat'a dönmüştür. İlişkili kişi dosyası Ebü’n-Necîb es-Sühreverdî : Ebü’n-Necîb Ziyâeddin Abdülkāhir es-Sühreverdî (ö. 563/1168), Ahmed el-Gazzâlî’den yetişen sûfî, fakih ve muhaddis; Âdâbü’l-mürîdîn’in müellifi ve Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin amcası ve mürşididir.Kudüs · FilistinKudüsUlaşmayı hedeflediği fakat Haçlı Krallığı ile Nûreddin Zengî arasındaki çatışma sebebiyle varamadığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ebü’n-Necîb es-Sühreverdî : Ebü’n-Necîb Ziyâeddin Abdülkāhir es-Sühreverdî (ö. 563/1168), Ahmed el-Gazzâlî’den yetişen sûfî, fakih ve muhaddis; Âdâbü’l-mürîdîn’in müellifi ve Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin amcası ve mürşididir.Musul · IrakMusulDımaşk yolculuğunda uğradığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ebü’n-Necîb es-Sühreverdî : Ebü’n-Necîb Ziyâeddin Abdülkāhir es-Sühreverdî (ö. 563/1168), Ahmed el-Gazzâlî’den yetişen sûfî, fakih ve muhaddis; Âdâbü’l-mürîdîn’in müellifi ve Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin amcası ve mürşididir.Zencan · İranEbherMakamına oturan başhalifesi Kutbüddîn-i Ebherî'nin nisbe aldığı şehir; Cerrâhî silsilesi Ebü'n-Necîb'den sonra doğrudan ona geçer. İlişkili kişi dosyası Ebü’n-Necîb es-Sühreverdî : Ebü’n-Necîb Ziyâeddin Abdülkāhir es-Sühreverdî (ö. 563/1168), Ahmed el-Gazzâlî’den yetişen sûfî, fakih ve muhaddis; Âdâbü’l-mürîdîn’in müellifi ve Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin amcası ve mürşididir.Bağdat · IrakEbü'N-Necib Sühreverdi TürbesiZiyaretgâh kaydı Kaynakta “HZ. PİR EBÜ'N-NECİB SÜHREVERDİ” adıyla, SÜHREVERDİYYE çevresinde, BAĞDAT/IRAK ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi IRAK'IN BAĞDAT ŞEHRİNDE TÜRBESİ BULUNUYOR. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 563 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sühreverdî, Ebü'n-Necîb”, c. 38
  2. [2]Silsile-i Cerrâhiyye ve Halvetiyye kol şeması
  3. [3]Kişi kartı kaynak paketi — Ebü’n-Necîb es-Sühreverdî
  4. [4]Hatırat / İstanbul Ziyaretgâhları uygulaması, sürüm 1.0.5 — çıkarılmış veri kümesi
Ortak kaynak kataloğunu aç →