ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
21 sonuç · “kurrâ”
01Kurrâ Mehmed Efendi
Kurrâ Mehmed Efendi (ö. 2 Şevval 1134/1722), Tophane'de yaşayan; Tersane Camii ile Vâlide Camii'nde vaaz, hadis ve tefsir hizmeti veren kıraat âlimidir.
Ayasofya Hatibi Şeyhülkurrâ Şâban Efendi
Ayasofya Hatibi Şeyhülkurrâ Şâban Efendi (1607/08–1686), Evliyâ Mehmed Efendi’den kıraat tahsil eden; Kadırga, Fâtih, Haseki, Üsküdar Valide Sultan, Süleymaniye ve Ayasofya camilerinde imamlık ve hatiplik yapan XVII. yüzyıl Osmanlı kıraat otoritesidir.
Dârülkurrâ Muallimi Ahmed Efendi
Dârülkurrâ Muallimi Ahmed Efendi (ö. 1005/1596-97), Kahire çevresindeki Mesîr köyünden İstanbul’a gelerek dârülkurrâlarda şeyhülkurrâlık yapan ve Eyüp Camii’nde imamlık eden Osmanlı kıraat âlimidir.
Hatib Mahmud Çelebi
Hatib Mahmud Çelebi (ö. 1012/1603), tecvid ve kıraat ilimlerinin yanında mûsiki ve edvâr bilgisiyle tanınmış; Süleymaniye Dârülkurrâsı’nda muallimlik ve Ayasofya’da hatiplik yapmış Osmanlı sanatkârıdır.
Kastamonulu Şeyh Şaban Efendi
Kastamonulu Şeyh Şaban Efendi (ö. 1082/1671-72), Çorumlu İsmail Efendi’den Şâbânî terbiyesi aldı; Hoca Sâdeddin’in Eyüp’teki dârülkurrâsını 1614-15 vakfiyesiyle tekkeye dönüştürerek burada irşad etti.
Ni‘metî Şeyh Ahmed Efendi
Ni’metî Şeyh Ahmed Efendi Ali Efendi-zâdedir. 23 sene meşîhati vardır. İrtihâli 1203/(1788-89)’tedir. Semâ’-hânenin kapısı karşısında medfûndur. (Kuddise sırruhû) Şeyh Zeyneddîn Efendi Ahmed Efendi-zâdedir. 29 sene meşîhati vardır. İrtihâli 1232/(1817)’dedir. Hicâz’da beyne’l-Haremeyn vefât etmiştir. Bursa’da hem reîsü’l-kurrâ, hem reîsü’l- hattâtîn idi. (Kuddise sırruhû) Şeyh Ahmed Şemseddîn Efendi Zeyneddîn Efendi-zâdedir.…
Şeyh Ali el-Mansûrî
Mansûre doğumlu Şeyh Ali el-Mansûrî (ö. 1134/1721), Ezher'de hadis, kıraat ve tecvid tahsil eden; Belgrad, Köprülü Kütüphanesi, Süleymaniye Türbesi ve Sultan Ahmed Camii'nde ilmî görevler üstlenen şeyhülkurrâdır.
Şeyh Yahyâ Sünbülî Efendi
Bâlâda yazdığım vechile Şa'bân Efendi-zâdedir. 1050/(1640) senesinde Kastamonu’da doğmuştur. Pederi, Sünbülî tarîkatinden imiş. Bu da ondan feyz-yâb olmuştur. İstanbul’a gelip Şeyhül-İslâm Hoca Sa'deddîn Efendi’nin Dârü’l-kurrâsını, oğlu Es'ad Efendi zâviye hâline kalb etmekle (وت ََوفﱠنَ ا َم َع اﻷْ َبْ َر ِار...) َ 1082/(1671)’de pederinin yerine c
kurrâ hâfız
kurrâ hâfız a. Esas mesleği Kur’ân mi okumak olan ve geçimini bu yollla sağlayan deneyimli hafızlar. yet kurtuluşa erenler a. Kur’ân-ı e Kerîm’de “felâh, iflâh, fevz, n mefâze” kavramlarıyla geçen ı” bu terim, kurtuluşa ermek, tasa r ve kaygılardan armmak, nimet ar ve rahata ulaşmak, ahirette cennete kavuşmak amaçlarını ifade etmektedir.
re'îsü’l-kurrâ
(J>il ^ İslâmî bilimler arasmda, raat ilminde icazeti olanla başkanı
dârü’l-kurrâ
Kur’ân-ı Kerîm okuma ve iyi ) okutma okulu, bk. Kur’ân n- kursu m
kurrâ
Çok Kur’ân okuyan ve Kur’ân kıraati konu 419 kusûf y sunda uzman kişiler anlamında d bir terim. n
Kurrâ-İ Seb'a
Allahü teâlânın kelâmı olan Kur'ân-ı kerîmin kırâatini (okunuşunu) Peygamberimizin okuduğu gibi bildiren yedi büyük kırâat âlimi. Kurrâ olan büyük hâfızlar, yedi tânedir. Birincisi, Nâfi bin Abdurrahmân bin Ebû Nuaym, ikincisi, Abdullah bin Kesir bin Muttalib, üçüncüsü, Ebû Amr bin Alâ, dördüncüsü, İbn-i Âmir, beşincisi, Âsım bin Behdele Ebû Bekr-i Esed, altıncısı, Hamzâ bin Habib bin Ammâret ibni İsmâil, yedincisi, Kisâî'dir. (Taşköprüzâde)
Karrâ-Kurrâ
Arapça, okuyucu demektir. Hafız, zâhid, sofu, kaba manada dinin zahirine bağlı olan kişi, ham ruh sahibi, İlâhî zevklerden anlamayan, cennete girme, cehennemden kurtulma amacıyla kulluk yapan adam. Dinin duygu yönünden nasibi az kişi.
Hoca Sâdeddin Efendi Dârülkurrâsı (kabri)
İstanbul, Eyüp · Türkiye · Yaptırdığı dârülkurrânın hazîresine defnedildi. Yapı sonradan tekkeye ve mescide çevrilmiş, Servi Mahallesi Mescidi adıyla anılmıştır. Eyüp Camii'ndeki herkese açık kütüphanesi de buradadır. İlişkili kişi dosyası Hoca Sâdeddin Efendi : Hoca Sâdeddin Efendi (943-1008/1536-1599), III. Murad'ın şehzadelik hocası; III. Murad ve III. Mehmed dönemlerinde devlet işlerinde etkili olmuş şeyhülislâm ve Tâcü't-Tevârîh müellifidir.
Cemâlîzâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Eğrikapı savaklarının karşısında, Kırkçeşme su şebekesine bağlı olan tekke. Vezir Hırâmî Ahmed Paşa tarafından XVI. yüzyılın son çeyreğinde mescid-zâviye olarak kurulmuş, muhtemelen XVIII. yüzyıl başlarında Halvetiyye'ye intikal etmiştir. 1155'te (1742) buraya postnişin olan Cemâleddin Uşşâkī'nin vefatında buraya gömülmesi üzerine Cemâliyye şubesinin âsitânesi ve pîr evi vasfını kazanmıştır. Kaynaklarda Cemâleddin Halvetî, Cemâleddin Uşşâkî, Cemâlî, Cemâlî Efendi, Savaklar, Seyyid Cemâleddin, Seyyid Cemal Efendi ve Şalcızâde gibi çeşitli adlarla anılır. Oğlu ve halefi Mehmed Nizâmeddin Efendi mescid-tevhidhânenin dârülkurrâ olarak da kullanılması için bir vakıf yapmıştır. Tekke ve zâviyelerin kapatılmasından sonra mescid-tevhidhânesi cami olarak kullanılmaya başlanmış, 1958'den az önceki onarımda cami harimi ile türbe arasına duvar çekilerek yapının en önemli mimari özelliği yok edilmiştir.
Merkez Efendi Külliyesi
İstanbul · Türkiye · Kuruluş ve Sünbülî çevre Merkez Efendi, Sünbül Sinan’dan hilâfet aldıktan sonra 920/1514 dolayında sur dışındaki bu münzevi tekkeyi kurdu. İlk yapı mütevazı bir zâviye iken Şah Sultan’ın vakıfları ve Mimar Sinan eliyle yenilenen cami-tevhidhâne sayesinde tam teşekküllü bir tarikat merkezine dönüştü. Merkez Efendi 959/1552’de burada defnedildi. Şehirdeki yeri Külliye Sünbül Efendi Âsitânesi’nden sonra Sünbüliyye’nin en önemli İstanbul merkezlerinden biriydi. Âsitâne veya pîr makamı sayılmamasına rağmen Merkez Efendi’ye duyulan bağlılık sebebiyle güçlü bir ziyaretgâh kimliği kazandı. Dergâhın âyin günü perşembeydi; XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren meşihat Merkezzâdeler diye anılan ailede devam etti. Mimarî katmanlar Cami-tevhidhâne, Merkez Efendi Türbesi, küçük türbe, çilehâne, kuyu, şadırvan, dârülkurrâ, hamam, harem ve tekke birimleri külliyenin tarihî programını oluşturuyordu. Defterdar Abdülbâki Paşa 1608’de dârülkurrâ yaptırdı; II. Mahmud 1836’da cami-tevhidhâne, türbe ve cümle kapısını kapsayan büyük bir yenileme gerçekleştirdi. Bugünkü iz 1925’ten sonra cami-tevhidhâne cami olarak yaşamayı sürdürdü; türbeler ve çilehâne korundu. Buna karşılık selâmlık, derviş hücreleri, mutfak ve taamhâne gibi birçok tekke bölümü zaman içinde ortadan kalktı. Mekânın günümüzdeki görünümü, XVI. yüzyıl kuruluşuyla XIX. yüzyıl yenilemelerini birlikte taşır.
SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ
Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),
SÛFİLERİN AHLÂKI
Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo
Sayfalar 149–155
Muzaffer Ozak Külliyatı · yet buyurmasaydın, kendiliğimizden Hak yolunu bulamazdık, bizleri huzurundan mahrum eyleme... Sana ve rizayı ilâhiyyene varan o dosdoğru yolda bizleri sâbit-kadem eyle... Sen, bizl
Sayfalar 761–767
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ol Imameyn-il Hümâmeyn, âlimeyn-il âmileyn, sâbireyn-il kanı'ayn, mut'ayn-ü şehideyn, râdiyeyn-ü şâkireyn, mazlûmeyn-ü makdureyn, şemseyn-ül kamereyn-ül bedreyn-i nureyn, müşerrefe