Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

29 sonuç · “ba's

01
Kol

Abbâsiyye

Ebü'l-Abbas Ahmed b. Muhammed el-Endelüsî'ye (ö. 1236) nispet edilen kol.

02
Kol

Karabaşiyye

Karabaş-ı Velî'nin İstanbul merkezli yayılma ve kurumsallaşma dönemini anlatan nispet. Kaynak, bunu ayrı bir tarikattan çok Şâbâniyye'nin güçlü devamı olarak yorumlar.

03
İlişkili kol

Aleviyye-Derkāviyye

Ahmed el-Alevî'nin XX. yüzyıl başında Müstegānim merkezli olarak teşkilâtlandırdığı Şâzelî-Derkāvî irşad kolu.

04
İlişkili kol

Bayrâmî Melâmîliği

Bıçakçı Ömer Dede'den sonra Osmanlı coğrafyasında gelişen; kutup merkezli silsile, tevhid yorumu ve zaman zaman siyasî baskılarla şekillenen ikinci devre.

05
İlişkili kol

Bekriyye

Mustafa Kemâleddin el-Bekrî'nin eser ve halifeleriyle Suriye, Mısır, Hicaz ve Kuzey Afrika'da büyüyen Şâbânî-Karabaşî hattı.

06
İlişkili kol

Kādiriyye-i Nakşibendiyye

Şeyh Ahmed Hatîb Sambasî’nin XIX. yüzyıl Mekke’sinde Kādirî cehrî zikir ile Nakşibendî hafî zikir, râbıta ve murakabe usullerini müşterek bir terbiye düzeninde buluşturduğu; halifeleriyle Nusantara’ya yayılan çoklu nispetli yol.

07
İlişkili kol

Medeniyye

Muhammed Hasan Zâfir el-Medenî ve Zâfir ailesiyle Trablusgarp, İstanbul ve başka merkezlere yayılan kol.

08
İlişkili kol

Sebtiyye (Medyeniyye)

Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Ca‘fer es-Sebtî’nin Merakeş merkezli irşadına nispet edilen; sadaka, cömertlik, fütüvvet ve toplumsal dayanışmayı öne çıkaran Medyenî kol.

09
Şahsiyet

Basrıkî İbrâhim Efendi

Basrıkî İbrâhim Efendi (ö. 1070/1659-60), Öziçeli Muslihuddin Efendi’nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlayan; Saraybosna’da zâviye kuran, Ayasofya’da vaaz eden ve Saraybosna dışındaki Bosna eyaletinin fetva görevini üstlenen şeyhtir.

10
Şahsiyet

Basrıklı İbrâhim Efendi

Basrıkî İbrâhim Efendi (ö. 1070/1659-60), Öziçeli Muslihuddin Efendi’nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlayan; Saraybosna’da zâviye kuran, Ayasofya’da vaaz eden ve Saraybosna dışındaki Bosna eyaletinin fetva görevini üstlenen şeyhtir.

11
Şahsiyet

Başmakçı Ali Dede

Başmakçı Ali Dede, Hâşimî Emîr Osman Efendi’nin halifesi olan; Kasımpaşa Küçükpiyale’de kendi adıyla anılan tekkeyi kuran ve Bayramî-Melâmî irşadını sürdüren şeyhtir.

12
Şahsiyet

Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi

Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi (1636-1691), babası Abdülahad Nûrî Sivâsî’nin terbiyesinde yetişen; onun vefatından sonra yaklaşık kırk yıl Mehmed Ağa Zâviyesi postunu taşıyarak Sivâsî-Nûrî irşad ve kurum hafızasını sürdüren Halvetî şeyhidir.

13
Şahsiyet

Abdülkerîm el-Kuşeyrî

Abdülkerîm el-Kuşeyrî (986-1072), Nîşâbur’da fıkıh, hadis, Eş‘arî kelâmı, tefsir ve tasavvufu birleştiren; er-Risâle ve Letâifü’l-işârât ile Sünnî tasavvuf dilinin başlıca kaynaklarını kuran âlim ve mürşiddir.

14
Şahsiyet

Abdülkuddûs Gengûhî

Abdülkuddûs Gengûhî (yaklaşık 1456–1537), Rudevl’de aldığı Sâbirî terbiyeyi Şâhâbâd ve Gengûh’a taşıyan; Rüşdnâme, Mektûbât-ı Kuddûsî ve Envârü’l-uyûn gibi eserleriyle Kuzey Hindistan tasavvufunun başlıca müellif şeyhlerinden biridir.

15
Şahsiyet

Abdülmelik Atâ

Abdülmelik Atâ, Arslan Baba’nın torunu ve Mansûr Atâ’nın oğludur. Babasının 1197’deki vefatından sonra irşad mevkiine geçmiş; oğlu Tâc Hâce’yi yetiştirerek Zengî Atâ’ya ulaşan Yesevî aile ve terbiye zincirini sürdürmüştür.

16
Şahsiyet

Abdürrahim Künhî Dede

Abdürrahim Künhî Dede (1183/1769–1247/1831), Yenikapı Mevlevîhânesi’nde yetişen; Hicaz Mevlevî âyini ve Anberefşan makamıyla klasik mûsikiye katkıda bulunan, kudümzenbaşılıktan dergâh meşihatına yükselen Mevlevî şeyhi ve şairdir.

17
Şahsiyet

Abdüssamed el-Câvî el-Pelimbânî

Abdüssamed el-Câvî el-Pelimbânî, Palembang ile Hicaz arasında kurduğu ilim ve irşad bağı; Gazzâlî'nin eserlerini Malayca yeniden işleyen Hidâyetü's-sâlikîn ve Seyrü's-sâlikîn'i; Semmânî evrâdı ve Nasîhatü'l-müslimîn'iyle XVIII. yüzyıl Güneydoğu Asya tasavvufunun başlıca müelliflerindendir.

18
Şahsiyet

Açıkbaş Seyyid Mahmud Resmî

Açıkbaş Seyyid Mahmud Resmî (ö. 15 Rebîülâhir 1077/1666), amcası Rûmiyye Şeyhi'nden Nakşibendî terbiyesi alan; Âmid'den Bursa'ya gelerek Dâye Hatun ve Ulu Cami'de irşad halkaları kuran şeyh ve şairdir.

19
Şahsiyet

Ahmed Celâleddîn Dede (Baykara)

Ahmed Celâleddîn Dede (1853–1946), Gelibolu'da doğup Kahire Mevlevîhânesi'nde yetişen; Üsküdar ve Galata postlarında Mesnevî, mûsiki ve şiir geleneğini sürdüren son dönem Mevlevîliğinin başlıca temsilcilerindendir.

20
Şahsiyet

Ahmed el-Bedevî

596/1200’de Fas’ta doğan, Mekke’de yetişen ve Irak seyahatinden sonra Tantâ’ya yerleşen Ahmed el-Bedevî, Bedeviyye’nin pîridir. Abdül‘âl b. Fakih’in kurumsallaştırdığı irşad halkası, Tantâ’yı Mısır tasavvuf tarihinin başlıca merkezlerinden birine dönüştürmüştür.

21
Sözlük

ba's

Sözlük anlamı, “Yönlendirmek, harekete geçirmek, uykudan uyandırmak.” olan bu terim, kıyamet gününde Allah’ın âhiret hayatmı başlatmak üzere ölüleri yeniden diriltmesi anlamında kullanılmıştır. Bu söz, genellikle “ba'sü ba'de’lmevt” (bk. bu madde) terkibi için de kullanılmakta ve “âmentü” (bk. bu madde) nün esasları arasında yer almakta dır. basar a- [Ar.] Sözlük anlam “Görmek, sezmek, bilmek, göz görme duyusu.” olan bu söz, Al lah’m “subutî sıfatlan”ndan görme sıfatını ifade eden kelâm terimidir.

22
Sözlük

Basîr

(^^ [Ar. ] Sözlük anlam “Görmek, sezmek, bilmek, göz görme duyusu” olan bu söz “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güze isimleri)dan olup “görülmesi ge reken şeyleri bütün incelikleriyle ve ruhuyla idrak edip gören” an lamıyla Allah’ın sıfatı olarak Kur’ân-ı Kerîm'de elli bir ayette geçmektedir. Bu terim, kelâm ilminde Allah’ın “subutî sıfatla rı” (bk. bu madde) nm manev grubu içinde tasnif edilmiş olup bütün kelâmcılar tarafından be nimsenmiştir. “Basîr” adı Al n lah’ın doksan dokuz ismini vea ren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede de yer almıştır (Tirmizî, “Da'avât”, 82; İbn Mâce, mı “Du’â”, 10). z, l basiret a. [Ar. ] tas. Allah’ın n sunduğu kutsal nur ile aydmm lanmış kalbin maddî ve manevî âlemlerdeki gerçekleri görme yetisi. Kur’ân-ı Kerîm’de “germı çeği arayıp bulma, onu yanlıştan eayırma, doğru yolu bulma” olaz, rak anlatılmış olan bu terim, el aynı zamanda insanlara doğruzluğu ve gerçekliği gösterdiği, ışık m tuttuğu için Kur’ân-ı Kerîm bu p sözün çokluk biçimi olan t “besâ'ir” ” lsözüyle nitelenmiştir. et bast a. [Ar. ] tas. Sözlüklerde r “İçi açılma, keyifli olma” anlamı e, verilen bu söz, tasavvufî bir terim olarak zevk ve şevk ile “evrâd” (bk. bu madde) ı olan mı Allah’ın adını zikrederek, “ruhen z, rahatlama, ferahlık duyma” biz, çiminde anlaşılmaktadır. Genelel likle “kabz” sözü ile birlikte kulelanılan bu terim, âriflerin içinde e bulunduğu durumu ifade eder. n Bast hâlinde olan sufî, gönlü şen, k zihni açık olarak nitelenmiştir. e m ba'sü ba'de’l-mevt a. (o^ii^ a [Ar. ] “Ölümden sonra dirilme. ” vî anlammdaki bu söz, İslâmın tep mel inançlarından birini ifade e etmektedir ve “Amentü” (bk. bu l madde) olarak bilinen imanın şartları içinde yer almaktadır: “Âmentü billahi ve melâ'iketihi ve kütübihi ve rusulihi ve’l-yevmi’lâhiri ve bi’l-kaderi hayrihi ve şerrihi mine’llahi ta'âlâ ve’lba'sü ba'de’l-mevti hakk eşhedü en lâ ilahe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resulühü” (Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine; ölümden sonra tekrar diriliş olacağına inandım ve iman getiridim; Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim. )

23
Sözlük

m ba'sü ba'de’l-mevt

olarak bilinen imanın şartları içinde yer almaktadır: “Âmentü billahi ve melâ'iketihi ve kütübihi ve rusulihi ve’l-yevmi’lâhiri ve bi’l-kaderi hayrihi ve şerrihi mine’llahi ta'âlâ ve’lba'sü ba'de’l-mevti hakk eşhedü en lâ ilahe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resulühü” (Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine; ölümden sonra tekrar diriliş olacağına inandım ve iman getiridim; Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim.)

24
Sözlük

Nefhat-Ül-Ba's

İsrâfil aleyhisselâmın, nasıl olduğu bizce bilinmeyen ve sûr denilen bir âlete ikinci defâ üflemesiyle bütün canlıların dirilmesi. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Kıyâmetin yok edici sûr'undan sonra, ikinci bir sûr üflenir. Bu sese, bütün beşeriyyet (insanlar) tâbi olur (uyar) . Bu emir ile kalkıp hâzır olurlar. (Zümer sûresi: 62) Bu nefhat-ül-ba's ile bütün mahlûkât (yaratılmışlar) kabirlerinden kalktıkları vakit, görürler ki, dağlar pamuk gibi atılmış, denizlerin suyu çekilmiş, yer ise kendisinde eğrilik ve yükseklik olmayan, dümdüz olmuş bir kâğıt sayfası gibi görünür. (İmâm-ı Gazâlî) Nefhat-ül-ba's ile, bütün canlıların hepsi bir anda dirilir. Meleklerden en önce diriltilecek olanlar, Allahü teâlâya yakın olan dört mukarreb melektir ki; Cebrâil, Mîkâil, İsrâfil ve Azrâil'dir. İnsanlardan en önce dirilecek olan, Muhammed Mustafâ sallallahü aleyhi ve sellemdir. (Seyyid Alizâde)

25
Eser

Sayfalar 42–50

Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de: «innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile

26
Eser

Sayfalar 120–125

Muzaffer Ozak Külliyatı · Iyi Ahlâk Derneği; ayrıca «Fukaraya Yardım Cemiyeti» adı altında bir cemiyet kurarak, buraya verilecek olan, hayırperver zatların yardım ve sadakalarını başka maksat veya menfaatle

27
Eser

Sayfalar 279–287

Muzaffer Ozak Külliyatı · olur?.. Zirâ, zerre miktarı amelimiz dahi, ister kötü, ister iyi, mutlaka önünüze getirilecekdir. Bizlere gösterilecektir. Yazıklar olsun o kimseye ki; yetim malını bigayri - hakkı

28
Eser

Sayfalar 379–384

Muzaffer Ozak Külliyatı · dül-Muttalip, Kâbe'yi tavafa gitmişti. Acaip mehuf bir şey bana göründü. Bir seda işittim ve korktum. Bir beyaz kuş zuhur edip, benim gögsümü sıvadı. Korku benden zail oldu. Bende

29
Eser

Sayfalar 456–460

Muzaffer Ozak Külliyatı · Bi-hürmeti-tâha ve Yasin ve âli-yasin ve selâmün-alel mürselin. Bir vâdiye geldim, o vâdiden çirkin kokular duyulnıakta, korkunç bir ses yükselmekte idi. O ses, Allaha şöyle münaca