ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
15 sonuç · “Matlûb”
01ashâb-ı matlûb
UjLL uL^l) huk. İflas durumundaki kimsenin alacaklarınm kanunî olarak tamamı için kullanılan bir terim. ashâb-ı Medyen a. JmaI) Şuayb peygamberin gönderildiği, Akabe Körfezinden Humus vadisine kadar uzanan bölge ve bu bölgede yaşayan halk. İtaatsiz, zalim ve haksız işler peşinde olan bu halk, Şuayb’ın Allah’a ve adalete davetine karşı çıktı. Bunun üzerine Allah ı onları zelzele ile helak etti. Kur’ân-ı Kerîm bu hadiseyi “Şu'arâ suresi”, i “A ’râf suresi” inde anlatmaktadır. u
Matlûb
Kavuşmak istenilen, aranılan şey, maksat. (Bkz. Maksad) Tâlib (isteyen, arayan), matlûba tam bağlanınca, rehber aradan büsbütün kalkar. Böylece tâlibi matlûba aracı olmadan kavuşturur. (İmâm-ı Rabbânî) "Lâ ilâhe illallah" kelimesinin iki makâmı vardır. Birinci bakımdan bâtıl tanrıların ibâdete hakları yok edilmekte ve hak olan ma'bûdun ibâdete hakkı var olduğu bildirilmektedir. İkinci bakımdan ise, maksûd olmayan ve matlûb olmayan maksadlara (gâyelere) olan bağlantıları yok edilmekte ve hakîkî matlûba olan bağlılığın varlığı bildirilmektedir. (Muhammed Bâkibillah)
Matlûb-I Hakîkî
Gerçekte taleb olunacak, kavuşmak istenilecek ve gönül bağlanacak olan Allahü teâlâ. Hakîkî Matlûb. Hakîkî matlûbdan başka hiçbir şeye gönül bağlamamalı, faydası olmayan şeylerle uğraşmamalıdır. (Muhammed Ma'sûm Fârûkî)
Sayfalar 65–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · ninle mezarda kalmak istemez. Hattâ, ruhunu teslim eder etmez, seni evinde bile tutmazlar, alelacele yıkatıp bir kefene sarar, tabuta koyar, önce musallâ taşına ve daha sonra da dü
Sayfalar 88–94
Muzaffer Ozak Külliyatı · ve radıyallahu anh efendimize sevgi gösterisinde bulunanların mekr-ü hiyleleri, bugün sadakat ve samimiyete ve Imam-i müşârünileyhe gerçek muhabbete dönüşmüştür. Vaktiyle, Imam-ı H
Sayfalar 353–361
Muzaffer Ozak Külliyatı · kılıcı ile cihad-1 ekber eyleyerek nefs kılıcı ile katlolunanlara ÖLÜ demeğe hayâ etmiyor muyuz? Azizim, sultanım: Bu gafleti terkediniz, okuduğunuzu anlamağa, anlamadığınızı sorup
Sayfalar 311–318
Muzaffer Ozak Külliyatı · cemalinle dilşâd, lûtuf ve ihsanlarını müzdâd, dünya ve âhirette bermurâd eyle Yâ Rabbi.. Aziz yurdumuzu ve necib milletimizi, her türlü şerden ve şerirden, zulûmden ve zâlimden, k
Sayfalar 362–369
Muzaffer Ozak Külliyatı · «TEVHIDE GEL!» Âkılim diyen kişi, revhide gel tevhide.. Ucmadan bu can kuşu Tevhide gel tevhide.. Arifler tevhid eder, Yönelir hakka gider, Bir kez Allah de, yeter; Tevhide gel tev
Sayfalar 319–326
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah yolunda çekilen zahmet, mü'minler için ayn-ı rahmettir. Allahu teâlâ'ya yapılan hizmetler, indallah zâyi olmaz. Ufacık bir amel, küçücük fiil, büyük büyük sevaplara, âli dere
Sayfalar 327–334
Muzaffer Ozak Külliyatı · Benim biçare, Kaldım avâre, Derdime çare, Derman sendedir, Ihsan sendedir.. Yatma seherde, Uğrarsın derde, Gamda kederde, Derman sendedir, İhsan sendedir.. Derviş HIMMET'e, Çare vu
Sayfalar 378–385
Muzaffer Ozak Külliyatı · Zikrimiz illallah olsun, Kalplerimiz safa bulsun, Gönlümüze nurlar dolsun, Gelin illallah diyelim.. Allah ile olur her iş, Kalpten ihraç olur teşviş, Edelim yar ile cünbüş, Gelin i
Sayfalar 386–393
Muzaffer Ozak Külliyatı · minlere ise, dünya ve âhirette rahmet olduğu, tabii ve âşikârdır. Söze başlarken de açıklamaya çalıştığımız gibi, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz risâlet ve nüb
Sayfalar 373–378
Muzaffer Ozak Külliyatı · Taberiye gölünün ise suları taşmıştı. Kâbe'de bulunan putların hepsi yüz üstüne kapanmış; Lât, Uzzâ, Menât denilen üç büyük put, parça parça olmuş, Kâbe'nin duvarlarından sesler ge
Sayfalar 424–430
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Ey Habib-i zişân!.. Biz, Kur'an-ı aziymi sana meşakkat ve mihnet olarak zorluk için inzâl etmedik. Mübarek ayaklarının ikisini de yere basarak namazını kıl ki, vücud-u pâkine zah
Sayfalar 431–437
Muzaffer Ozak Külliyatı · rid olan bu haber, bir öğünme vesilesi değildir. Dünya âleminde iken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin kadr-ü kıymetini bilemeyenler, onun NIMETULLAH olduğunu akıl edemeyenl