ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
14 sonuç · “Kisve”
01Kisve
Giyecek. Nafaka vermekle vazîfeli kimsenin bakmakla mükellef bulunduğu kimselere te'min etmekle yükümlü olduğu giyecek. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: ...Onların (annelerin) âdet olduğu şekli ile yiyeceği ve kisvesi; çocuk kendisinin olana (babaya) âittir. Kimse gücü yettiğinden fazlasıyla sorumlu tutulmaz. (Bekara sûresi: 233) Dînimizce nafaka; yiyecek, kisve ve oturacak yer demektir. Kitapların çoğunda, yalnız yiyecek mânâsına kullanılmak âdet olmuştur. Fakir olan zevcin, zengin olan zevcesine, orta hâllilere âdet olan nafaka vermesi lâzımdır. Fakir nafakası verip, aradaki farkı, zengin olunca öder. (İbn-i Âbidîn) Kisve, senede iki gömlek ve iki himâr (baş örtüsü) ve iki milhâfedir. Milhâfe (ferâce veya manto), kadının sokağa çıkarken giydiği bir şeydir. Bunların biri yazlık, biri kışlıktır. Şimdi kisveye, iç donu, cübbe (kalın manto), yatak, yorgan da ilâve etmek lâzımdır. Kış mevsiminde, gömlek yünden, manto ve himâr ipekten olur. Ayakkabı, mest sokağa çıkmak için olduklarından, nafakaya dâhil edilmemiştir. Fakat zaman ve memleketin âdetine göre dâhil edilirler. Memleketin âdetine göre, kadına lâzım olan gıdâ, elbise ve ev eşyâsının hepsi nafakaya dâhil olur. Zevcin bunları getirmesi lâzımdır. (İbn-i Nüceym)
Kisve-İ Şerîfe
Resûlullah efendimizin medfûn bulundukları hücre-i seâdet üstündeki kubbe üzerine serilen örtü. Hücre-i seâdetin beş köşeli duvarları yapılırken üzerlerine bir de küçük kubbe yapılmıştı. Bu kubbeye, Kubbet-ün-nûr denir. Osmanlı pâdişâhlarının gönderdikleri kisve-i şerîfe bu kubbe üzerine örtülürdü. Kubbet-ün-nûr üzerine gelen, mescid-i seâdetin büyük yeşil kubbesine Kubbet-ül-hadrâ denir. (Eyyûb Sabri Paşa)
SÛFÎ OLMADIKLARI HALDE SÛFÎLERE NİSBET EDİLENLER
Avârifü’l-Maârif · 9. bölüm · Kendilerini bazen “Kalenderi” bazen de “Melâmetî” diye isimlendiren bir grup, sûfiler arasında zikredilmektedir. Az önceki bölümde melâmetînin hâlini zikrettik. Onların hâlinin şer
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 37–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · nur, herhangi bir kimseyi çağırır gibi Yâ Ahmed, Yâ Muhammed diye çağırırsanız bütün hayırlı amellerinizi iptal etmiş olursunuz. Siz, bunun farkına bile varamazsınız. Dikkat ediniz
Sayfalar 66–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · ME'de, islâm ordularının bu hareketine HAMLE-I ARAP yani arap saldırısı, islâm mücahitleri de ÇIPLAK AYAKLI BIR KA- VIM olarak vasıflandırıldıktan sonra bir beyitte de aynen şöyle
Sayfalar 81–87
Muzaffer Ozak Külliyatı · o ll Sebilss Ve min-en-nâsi men yeşriy netseh-ubtiga e merdatillahi vallahu râ 'utun bil-ibâd... El-Bakara: 201 (Insanların öylesi vardır ki, Allahu tâlâ'nın rizası uğruna öz nefsi
Sayfalar 88–95
Muzaffer Ozak Külliyatı · -- Yâ Resûl.. Benim dostlarım da on sınıf kimsedir: Birincisi, zâlim hükümdar ve beylerdir, halkın üzerine âmir olanlardır. Ikinci dostlarım, kibirlilerdir. Üçüncüsü, zâlimlere uşa
Sayfalar 140–146
Muzaffer Ozak Külliyatı · gelince; O, mühim bir sıfattır. Onu sana bu gün öğretemem, yarın gel» dedi. Ertesi günü alelâcele mürüvveti öğrenmeye koşan zat, Hallacı dârağacında asılı buldu. Dün bunu, yâni mür
Sayfalar 264–272
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Siz beni tâ'atle anın ki, ben de sizi sevapla anayım. Siz beni ni'met ve bolluk içinde anın ki, ben de sizi şiddet ve belâda anayım. Ve bana tâ'atle şükredin, mâ'siyyetle küfran e
Sayfalar 343–349
Muzaffer Ozak Külliyatı · edebilecek miydin? Senin yerine ben cevap vereyim: HAYIRI.. Aziz bir dine mensup bulunuyorsun, ne yazık ki dinin hakkında en iptidaî malümatın dahi yok.. Anandan babandan duyduklar
Sayfalar 392–399
Muzaffer Ozak Külliyatı · HIKAYE Mecnun, Leylâ'nın köyüne gitti. Köydeki köpeklerin gözlerinden ve ayakları altından öptü. Mecnun'un bu halini görüp: — Ne yapıyorsun? Köpeğin gözü ve ayağı öpülür mü? diyenl
Sayfalar 469–476
Muzaffer Ozak Külliyatı · ALEM-ÜL-İYMANİ (Sallallahu aleyhi ve sellem) Resûl-ü müctebâ, iyman alâmeti olduklarından, kendilerine Alem-ül-iyman ism-i şerifi verilmiştir. ALEM-ÜL-YAKİN (Sallallahu aleyhi ve s