ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
17 sonuç · “Kısmet”
01Kassâm Kâtibi Damad Mehmed Efendi
Kassâm Kâtibi Damad Mehmed Efendi (ö. 1726), Bolu'dan İstanbul'a gelerek medrese görevleri ve Kısmet-i Askeriyye Mahkemesi kâtipliği yapan Osmanlı âlimidir.
Kassâm Kâtibi Yahyâ Efendi
Kassâm Kâtibi Yahyâ Efendi (ö. 1720), medrese tedrisinin yanında ferâiz ilmindeki uzmanlığıyla Kısmet-i Askeriyye Mahkemesi'nde reisülküttaplık yapan Osmanlı âlimidir.
kısmet (II)
kısmet (II) a. U...,») [Ar.] Miras 78hukukunda, hisseli mallarm or “Ey taklar arasında dengeli olarak nler bölünmesi, özellikle de terekeana nin mirasçılar arasında hakkakaniyet ölçülerine göre paylaştınra rılması işi. nde al kıssa a. [Ar.] (ç. b. kısas) ara Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan ve bu anlatılan dinî veya tarihî şahsiya yetler ile olaylar. Eskiden “hikâye” için kullanılan terim. Bir hadisin söylenmesine veya b.] yazılmasına sebep olan olay. ar.” eli kıtâl a. [Ar.] bk. cihât eni Kıtâl suresi a. bk. Muhammed suresi Lûl kıyâm a. ÇLî) [Ar.] Sözlük anlamı, ey “Kalkma, ayağa kalkma, ayakta ele durma.” olan bu söz, namazda yet iftitah tekbiri ile başlayıp her çin rekâtta Kur’ân okunması gereken süre ayakta durmayı ifade eden terim. jîjî yer
kısmet (I)
G^uS) [Ar.] İnsanlar geçim derdi olan rızkın Allah t 409 kıyâmü’l-leyl bir rafindan takdir edildiğini ifade ası. eden bir terim. çin
Kısmet
1. Nasîb. Allahü teâlânın ezelde (sonsuz öncelerde) herkes için dilediği şey. Bir müslüman ancak her hangi bir işte aklını kullandığı, her çâreye baş vurduğu ve son derece çalıştığı hâlde bir başarıya ulaşamazsa, me'yûs (ümidsiz) olmamalı ve bu sonucun Allahü teâlânın kendisi için münâsip gördüğü bir husus olduğunu kabûllenerek, kısmetine râzı olmalıdır. Yoksa hiçbir şey yapmadan, çalışmadan, öğrenmeden ve bilmeden yan gelip yatmak ve ağzını havaya açarak kısmetini beklemek müslümanlıkta büyük günâhtır. (Kemahlı Feyzullah) Kısmet aynı zamanda büyük bir tesellî kaynağıdır. "Ben vazîfemi yaptım, fakat ne yapayım ki kısmetim bu imiş" diyen bir müslüman bir işte başarısız olsa bile, ümitsizliğe kapılmaz ve büyük bir iç huzûru ile çalışmaya devâm eder. (Kemahlı Feyzullah) Kısmetindir gezdiren yer yer seni, Gâfil olma, âkıbet (sonunda) yer, yir seni. (Ahmed Mekkî Efendi) 2. Birkaç kimsenin bir şeydeki hisse-i şâyialarını (ayrılmamış hisselerini) kile, terâzî, arşın gibi bir ölçü âleti ile tâyin ve tahsis etme, belli etme, ayırma. Kassâmın yâni taksimât, bölüştürmeyi yapacak olanın adâletli, emin (güvenilir) ve kısmet işini bilmesi lâzımdır. (Ebüssü'ûd Efendi, Abdullah Mûsulî)
MAKÂMLAR HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞLERİ
Avârifü’l-Maârif · 60. bölüm · 1-TEVBE HAKKINDAKİ SÖZLERİ Ruveym demiştir ki: “Gerçek tevbe; kulun tevbesinden tevbe etmesidir.” Denilmiştir ki, bu sözün mânası, Râbiatü’l-Adeviyye’nin şu sözü ile aynı manadadır
Sayfalar 18–25
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl
Sayfalar 73–78
Muzaffer Ozak Külliyatı · — 73 _ Hızır Aleyhisselâm, Cenab-i Allaha münacaat edip: «Yarabbi! Bana bir defter verip, o defterde sevdiklerinin ismini bildirdin. Bu zatın ismi burada yok. Bu kimlerdendir?» ded
Sayfalar 93–99
Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle ise, ELLi DÖRT' FARZ'1 mutlaka öğrenelim, icabını yerine getirelim, Hakkın rizasına erelim, cennetine girelim ve cemalini görelim. ELLİ DÖRT FARZ şunlardır: bilmek, ria gire o
Sayfalar 239–244
Muzaffer Ozak Külliyatı · Meal-i münifi: Onlar, o kâmil akıl sahipleri ki, ayakta iken, otururken ve yanları üstünde yatarken, hep Allahu teâlâ'yı zikrederler. Ey âşık-ı sadık: Refah ve saadet günlerinde, d
Sayfalar 309–314
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hüreyre şu hadisi şerifi naklediyor: «Kıyamette, huzuru halika harpte ölen birini getirirler. Allah, bu kişiyi nâra atmalanul, meleklere emr eder. O zat: «Yarabbi! Ben senin yolund
Sayfalar 321–330
Muzaffer Ozak Külliyatı · zâlim kişi bu âsî kavime Allah tarafından musallat edilir. O kavmin yaptığı fenalığı neticesini, o zülmü işleyen kavime, millete muhakkak tattırır. Allah celle, zulumden munezzenti
Sayfalar 363–369
Muzaffer Ozak Külliyatı · yede, her işi başarmağa kadir ve bütün yaratılmışlara hükmetmeğe muktedir olabilecek üstün sıfat ve hasletlere sahip oldular. Gerektiğinde dağları delip devirmeğe, akarsuları diled
Sayfalar 370–377
Muzaffer Ozak Külliyatı · virdik, barajlar kurduk, denizleri aştık, sırasında havalarda uçtuk, medeniyyetler ve mâ'mureler inşa ettik... Peki, sonra?!. Hepsi hâk ile yeksân oldu, emekler boşa gitti, sevdik
Sayfalar 374–378
Muzaffer Ozak Külliyatı · dılar ve Abd-i Menâf oğulları davayı kazandılar. Fakat, Sehm oğulları buna itiraz ettiler: ve dediler ki: — Biz, harplerde çok kayıplar verdik. Eger, onlar da hayatta bulunsalardı,
Sayfalar 482–489
Muzaffer Ozak Külliyatı · dimizi yatırdılar ve Kureyş kâfirlerinin üzerine bir avuç toprak atarak, hepsini bakar kör haline getirdiler. Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz de, hiç birisi tarafından görülmeksiz
Sayfalar 513–521
Muzaffer Ozak Külliyatı · dilerine şeriat-i islâmiyyeyi ögretmelidir. Buna mukabil, Allah ve Resûlünün müsaade etmedikleri yerlere kadınları göndermemeli ve asıl buna mâni olunmalıdır. Ne yazıktır ki, asıl