İrşad II · kaynak sayfaları 321–330 zâlim kişi bu âsî kavime Allah tarafından musallat edilir. O kavmin yaptığı fenalığı neticesini, o zülmü işleyen kavime, millete muhakkak tattırır. Allah celle, zulumden munezzentir. Kul, kendı yaptıgı zulmün, cezasını çeker. Buna binaen, bizler de tövbekâr olur isek; işin rengi değişir. Bize zulm edenler, adil oluverirler. Zira, kalpleri çeviren Allah celle celâluhudur. Akşam zâlim olan, sabah âdil olabilir. Sabah âdil olan da, akşama zalim olabilir. Ayıbı başkasında arama! Kendinde ara! Biz, kendimizi ıslah edersek. Kur'anı-Kerîmin ve Resûli-bâsafânı ahlâkı ile ahâklanırsak; Allah da zâlimlerin zulmünü ad'le tebdil ediverir. Yahut, o zâlimin ruhunu kabz edip, tövbekâr olan kullarını onun şerrinden halâs eder. HIKAYE Eski devirlerde, Iran Şahı olan Feridun isimli hükümdar; bir bahçede hesna, müstesna güzel bir hanım görüp ona âgık olur. O kadını kendisine getirilmesini adamlarına emreder. Müsahipleri; «Ey şahı âlem! Bu emriniz, can, başımız üzere Fakat bu kadının bir kocası var, sizin de hasımlarınız…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.