ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
15 sonuç · “Câhil”
01câhiliyyet
Bilgisizlik, cahillik. 2. İslâm öncesi Arap yarımadasmdaki puta tapanlara ve o döneme verilen ad. bk. câhiliyye İslâm öncesi Arap yarımadasmdaki puta tapanlara ve o döneme verilen ad. bk. câhiliyye
câhîliyye
ve a. [Ar. câhili sözünün müennes (dişil) biçimi] İslâmdan önceki dönem ve bu dönem adamları. Araplarm İslâmiyet öncesi dinî ve sosyal hayat anlayışlarmı, bireylerin ya da cemaatlerin günah ve isyanlarım ifade eden terim. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de ilk defa “Âl-i İmrân suresi” nde “zanne’l-câhiliyyeh” ibaresinde yer almış; ikinci defa “Ahzâb suresi” nde “Câhiliyye devrindeki kadınlar gibi açılıp saçılmayın. ” mealinde kullanılmış; bir sonraki geçtiği yer ise “Feth suresi” nde “Câhiliyye taassubu” olarak dikkati çekmektedir. Câhiliyye dönemi Hz. Peygamber’e vahyin inmeye başlamasıyla sona erdiği kaynaklarda belirtilir. Bununla birlikte Hz. Muhammed bu dönemi tamamen reddetmemiş, o dönemin faziletli davranışlarınm ve geleneklerinin devam ettirilmesini salık vermiştir. Bu konuda bir sahabeye, “Ey Sâib, Câhiliyye devrinde yaptığın faziletli şeylere İslâmî devirde de devam et. Misafiri ağırla, komşuna iyi davran, yetimin karnını doyur. ” veya “İnsanların Câhiliyye devrinde hayırlı olanları İslâm devrinde de hayırlıdır. ” yolundaki sözleri bunun en çarpıcı örnekleridir.
kenz-i câhili
İslâm öncesi bir döneme ait bulunan bir define
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFÎ OLMADIKLARI HALDE SÛFÎLERE NİSBET EDİLENLER
Avârifü’l-Maârif · 9. bölüm · Kendilerini bazen “Kalenderi” bazen de “Melâmetî” diye isimlendiren bir grup, sûfiler arasında zikredilmektedir. Az önceki bölümde melâmetînin hâlini zikrettik. Onların hâlinin şer
SEFERİN (YOLCULUĞUN) FARZLARI VE FAZİLETLERİ
Avârifü’l-Maârif · 17. bölüm · Önce şunu belirtelim ki; seferin fıkhî durumu ve hükümleri fıkıh kitaplarında genişçe açıklanmıştır ve kitabımız aslen bu konular için yazılmamıştır. Fakat biz, teberrüken bu konud
SÛFİLERE GÖRE EVLİLİK VE BEKARLIK
Avârifü’l-Maârif · 21. bölüm · Sûfi, Allah için bekarlığı tercih ettiği gibi; Allah için de evliliğe adım atar. Bekarlığın bir maksat ve dönemi olduğu gibi, evliliğin de bir gaye ve zamanı vardır. Sâdık bir müri
SEMÂ ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 25. bölüm · Bu bölüm, semâ’ın edeblerini, sema yaparken düşen hırkayı parçalamanın hükmünü, bu hususta büyüklerin işâretlerini, bu konuda tavsiye edilen ve sakındırılan durumları içine almakta
HALVET (ÇİLEHÂNE) ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 26. bölüm · Sûfiler, kırk gün çilehaneye girmekle, diğer zamanlarda peşine düşmedikleri özel bir şeyi arıyor değillerdir. Ancak, onlar, nefsin edebe muhalif tutumları ve içinde bulundukları ha
SÛFİLERİN AHLÂKI
Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo
Sayfalar 73–79
Muzaffer Ozak Külliyatı · lâdına dehşetli bir düşmandır. Şeyh şeklinde görünür ve seni namazından, niyazından alıkoyar. Şeytan, mü'mine şu şekilde vesvese verir: — Namaz da ne imiş? der. — Yatıp, kalkmaktan
Sayfalar 122–128
Muzaffer Ozak Külliyatı · kötü ve çirkin fiil ve amellerinle, suçların ve kabahatlerinle, irili ufaklı günahlarınla başbaşa kalacaksın. Acaba, o korkunç ânı, ölüm acılarını, pişmanlık sancılarını, o karanlı
Sayfalar 168–176
Muzaffer Ozak Külliyatı · ümmetimin Yahudileridirler. Bunlar, kafalarını traş ettirirler, seslerini yükselterek bağırır gibi Allah'ı zikrederler ve kendilerini ebrâr tarikinden zannederler. Halbuki, bunlar
Sayfalar 248–262
Muzaffer Ozak Külliyatı · illâ hüver-Rahman-ür-Rahiym.. Hüvallahüllezi lâ ilâhe illâ hüvel-melik-ül kuddüs-üs selâm-ül mü'min-ül müheymin-ül aziz-ül cebbâr-ül mütekebbirü hüvallahül-hâlik-ül bâri-ül musavvi