ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
37 sonuç · “Akit”
01Medyeniyye (Şuaybiyye)
Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî'nin Endülüs, Fas, Bicâye ve Tilimsân arasında gelişen irşadına nispet edilen; Mağrib'in sonraki tasavvuf yollarını derinden etkileyen erken tarikat.
Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî
Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî (ö. 1150/1737-38), Bosnalı Mustafa Efendi’nin oğlu; Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi’nin şeyhi ve türbedarı, Ahmed Hüsâmî Efendi’nin kayınpederidir.
Çalık Ali Efendi
Çalık Ali Efendi (ö. 973/1565-66), Mâlûl Emîr Efendi’den mülâzemet alan, Hekimzâde Çelebi Medresesi’nin ilk müderrisi olduktan sonra büyük şehirlerde kadılık yapan ve Konya kadısı iken vefat eden Osmanlı hukuk âlimidir. Ferâiz ve muâmelât alanındaki ta‘likatıyla, ilmi ve hilmiyle tanınmıştır.
Ebü’l-Kāsım Muhammed el-Îsevî
Ebü’l-Kāsım Muhammed el-Îsevî, Abdürrahim el-Mahcûb’un ardından Bingazi Senûsî Zâviyesi’nin şeyhliğini üstlenen ve 31 Ekim 1860’ta İstanbul’a gelerek Osmanlı sarayı ile Muhammed el-Mehdî es-Senûsî arasındaki temasın taşıyıcısı olan Senûsî temsilcisidir.
Edirneli Câhidî Ahmed Efendi
Edirneli Câhidî Ahmed Efendi (ö. 1070/1659-60), Gelibolulu Ömer Karîbî’nin halifesi olarak Kilitbahir’de irşad merkezi kuran, Câhidiyye’ye adını veren ve şiir ile nasihat metinlerinde Uşşâkî terbiyesini işleyen mutasavvıf şairdir.
Habîb el-Acemî
Habîb el-Acemî (ö. 130/747-48 [?]), Hasan-ı Basrî çevresinde yetişen İran asıllı Basralı zâhid, güvenilir hadis râvisi ve sonraki tarikat silsilelerinin önemli halkasıdır.
Hasan Demir (Timur) Baba
Hasan Demir veya Timur Baba, XVI. yüzyıl Deliorman’ında Akyazılı Sultan çevresine bağlanan; velâyetnâmesi, pehlivanlık hafızası ve İsperih yakınındaki tekke-türbesiyle Rumeli Bektaşîliğinin başlıca ziyaret odaklarından biri hâline gelen gazi derviştir.
İlmî Dede el-Mevlevî
Asıl adı Molla Hüseyin Ferehşâd olan Bağdatlı İlmî Dede, Irak ve Mısır’daki tahsilinden sonra Şam’da Kartal Dâlî Dede’ye bağlandı. Cezîre-i Mesnevî şerhi, akaid, fıkıh ve tefsir eserleriyle Dîvân sahibidir.
İzmirli Şeyh Mu‘îd Efendi
İzmirli Mu‘îd Efendi (ö. 8 Receb 1066/1656), Bursa'daki tahsilinden sonra müderrislikten meşihata yönelen; Fâtih ve Yıldırım Bayezid camilerinde vaaz veren şeyhtir.
Kürd Ali Efendi
Kürd Ali Efendi (ö. 1721), Hısnımansur yakınındaki Tut'tan yetişerek bölge ve Kürdistan âlimlerinden tahsil gören; Arap dili ve dinî ilimlerdeki genişliğiyle tanınan Osmanlı âlimidir.
Lâlî Ahmed Çelebi Saruhânî
Lâlî Ahmed Çelebi (ö. 971/1563-64), Kemalpaşazâde’nin öğrencisi olarak yetişen; kadılıklarında doğrulukla tanınan ve ferâiz alanında kitap kaleme alan Osmanlı hukukçusudur.
Mehmed Ârif Dede Efendi
Mehmed Ârif Dede (1752–1823), Anabolu’daki Cerrâhî çevresinde doğup İstanbul’da yetişen; devlet hizmeti, Mora’daki tekke vakıfları ve Cerrâhî Âsitânesi postnişinliğini bir arada yürüten şeyhtir.
Molla Tevfîk bin Mehmed
Molla Tevfîk bin Mehmed (ö. 1010/1601-02), Gîlân’dan Diyarbakır ve İstanbul’a uzanan ilmî yolculuğunda umuma açık dersler vermiş; Türkçe ve Farsça edebiyatla, kitap istinsahıyla ve muallimlikle tanınmış âlimdir.
Akit
Kulun, Allah'la kendisi arasında kalmak üzere kalben bir taahhütte bulunması, bir akit yapması ve niyet etmesidir. Aynı şey dille olursa buna ahit veya ahdetme (söz verme) denir. Avam (alım satım vs. işlerinde) dille yaptıkları akitlere bağlı kalmakla, havas ise buna ek olarak kalple yaptıkları akitlere de bağlı kalmakla yükümlüdür. “Akitlere bağlı kalınız” mealindeki ayetten süfiler bu anlamı çıkarmışlardır. Akl-ı evvel (J (عقل ا و x. İlk akıl. “Allah'ın ilk yarattığı şey akıldır,” hadisi ile bu akla işaret edilmiştir. 2. Vahdet mertebesi. 3. Nur-i Muhammedi. 4. Cebrail. 5. Insanın hakikati. 6. Arş. Akl-ı evvel Allah'tan ilk zuhur eden şeydir. Allah önce onu, sonra onun aracılığıyla tüm diğer şeyleri yaratmıştır. Buna ilâhî ilmin ilk zuhuru adı da verilir. İlahi ilim ayrıntısızdır; aşağıya doğru inerken ayrıntılı hale gelir: ilâhî ilme Ümmü'Lkitap, akla evvele imam-ı mübin, levhe hitab-ı mübin adı verilir. Bunlara sırasıyla nun, kalem ve levh de denir. Kalem-i alâ, adl, el-hakku'l-mahluk bih, imam-ı mübin, hakikat-i Muhammediye, dürre-i beyzâ, nur-i Muhammed, ruh-ı azam, ukab akl-ı evvele verilen diğer isim- lerdir. Akl-ı kül (külli ilâhî akıl) akl-ı evvelden sonra gelen bir mertebedir. Levh gök kubbesindeki adil ölçü ve doğru kıstastır; nurlu bir müdrike olup akl-ı evvele tevdi edilen bilgilerin suretleri onunla zuhur eder. Akl-ı külli, akl-ı evvelin mazharıdır. Âdem külli aklın, Havva külli nefsin suretidir. Akl-ı meas fikir kanunu ile ölçülen bir nurdur, ancak alet ve vasıtayla; külli akla ait çeşitli idrak şekillerinden yalnızca biriyle idrak eder. Akl-ı evvelin yolu ona kapalıdır. Mutasavvıflar, “Allah akılla idrak edilemez,” dedikleri zaman, akıl kelimesiyle kı- yas ve mantık esasları dahilinde faaliyet gösteren akl-ı meaş'ı kastederler. “Allah akılla bilinir,” dedikleri zaman kıyas ve başka araçlar olmadan idrak eden akl-ı evveli kastederler. Bir tek nurdan ibaret olan akl-ı evvel ve kalem-i alâ kula nispetle akl-ı evvel, Hakk’a nispetle kalem-i alâ ismini alır. Allah Cebraili Hz. Muhammed'e nispet olunan akl-ı evvelden yarattığından o, Cebrail'in babası ve bütün âlemin aslıdır. Bu yüzdendir ki miraçta Hz. Peygamber Cebrail'in durmak zorunda kaldığı noktanın ilerisine tek başına gitmiştir. “Hz. Muhammed'in önün- de aklı kurban et,” diyen Hz. Mevlânâ bununla akl-ı meaş'ı kast eder. Akl-ı meaş'a akl-ı cüzi de denir. İlahi ismin deposu ve Allah'ın emini olması itibariyle Cebrail’e mmm اذ AY KR İS e e gt NN A
Lakit
Buluntu; nesebi belirsiz tas. Belli bir seyhten tasavvuf ve tarikat adabı öğrenmemiş, bir şeyhin gözetim ve denetimi altında sülûk ve terbiye görmemiş kimse. Böyleleri, başkalarını irşat ehliyetine asla sahip değillerdir. Tarikat babasını bilmeyen kör sayılır. Lal i. s. ar. (Jal) x, Değerli bir kırmızı taş. Dudak. tas, Dervişin gönlü (sr),
Ayasofya Camii
İstanbul · Türkiye · Bostancı Ocağı'nda görevliyken beş vakit namazını kıldığı ve Terler Direk karşısındaki meczubla karşılaştığı cami. İlişkili kişi dosyası Lebeni Şeyh Beşir Ağa : Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe…
Mescid-i Nebevî
Medine · Suudi Arabistan · Hicretin ardından Medine'de mescid yapılırken Resûlullah ile birlikte çalıştı; kaynak onun hiçbir hizmetten ve fedakârlıktan geri kalmadığını kaydeder. Resûlullah'ın son hastalığında burada üç gün imamlık yaparak on yedi vakit namaz kıldırdı; üç vaktinde Resûlullah da ona uyarak arkasında namaz kıldı.
Kövenk (Köğenk)
Selefi Hacı Ömer Hüdâyî Baba’nın nisbesini aldığı ve kendisinin postta bulunduğu yer. Halifesi Hacı Mustafa Hayri Baba, icazetini aldığı karşılaşmayı anlatırken "Kövenk’e geldiğimizde, o vakitte Hacı Muhammed Baba vardı" der. Kaynakta yerin idarî bağlılığı belirtilmediği için şehir alanı boş bırakılmıştır.
Bahâeddin Nakşibend Türbesi, Buhara
Buhara · Özbekistan · İcâzetten sonra bir yıl — dokuz erbaîn — boyunca kabrinin yanında ibadet ve tefekkürle vakit geçirdiği yer; Üveysî-meşrep tanınmasının sebebi budur. İlişkili kişi dosyası Abdullah-ı İlâhî : Simavlı Abdullah-ı İlâhî (ö. 896/1491), Ubeydullah Ahrâr’ın halifesi olarak Nakşibendiyye’nin Ahrârî yorumunu Anadolu ve Rumeli’ye taşıyan; Simav, İstanbul ve Vardar Yenicesi çevrelerini etkileyen, Türkçe ve Arapça eserleriyle aşk, vahdet, seyrüsülûk ve melâmet düşüncesini işleyen âlim-sûfîdir.
Bursa Ulu Camii — zikir halkası
Bursa · Türkiye · Abdurrahim Celvetî sabah ve akşam vakitlerinde Bursa Ulu Camii’nde zikir halkası kurarak irşad etti. Yapıyla ilişkili kişi Çâker Ağa Şeyhi Abdurrahim Celvetî (ö. 1125/1713), Bursa Mecnun Dede Mahallesi imamı Hattat Abdullah Efendi’nin oğlu; Sun‘ullah Efendi’nin hizmetinde yetişen, Bursa Ulu Camii’nde sabah ve akşam zikir halkası kuran ve hac dönüşünde Maân menzilinde vefat eden Celvetî şeyhidir. Kayıt, Çâker Ağa Şeyhi Abdurrahim Celvetî’in hayat güzergâhındaki bu yapıyla ilişkisini izlemek üzere kişi dosyasına bağlanmıştır.
Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi
Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.
Tulûb-i Nevbe: Tekke Mûsikisinde Ritim, Merasim ve Hafıza
Rifâî, Kādirî, Bedevî ve Sa‘dî tekke çevrelerinde görülen nevbe merasimini; kelime, saz, icracı ve kaynak boyutlarıyla ele alan dosya.
Niyâzî-i Mısrî: Hayat, Sürgün, Eser ve Tesir
Malatya’dan Mısır, Elmalı, Bursa, Rodos ve Limni’ye uzanan hayatı; eserleri, irşadı ve şiirlerinin yorum tarihini birlikte ele alan dosya.
Muâmeleci Mustafa Efendi: Ders, Vakıf ve Mektep
Muâmeleci Mustafa Efendi'nin vaaz kürsülerini, Fâtih'teki uzun ders halkasını, öğrenci tahsislerini ve İncirli mektebini birlikte ele alır.
Zenbûriyye: İki Yolun Cem‘i
Zenbûriyye'nin teşekkülü, zikr-i zenbûrî, inâbe belgesi, silsile katmanları, tekkeleri ve sonraki temsilcileri kaynaklar karşılaştırılarak açıklanır.
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 13–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 29–35
Muzaffer Ozak Külliyatı · rulan cennet ve cemale ererler ve bu yüce mükâfata bir ân önce kavuşabilmek için de tabutlarının içinde cemaatlerine (KADDIMUNI... KADDIMÜNI...) diye seslenirler. Kâfirler, münafık
Sayfalar 29–34
Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin