ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
4980 sonuç · toplam 4980 · “hal'” · 60/208
01Kendi bi-şübhe
رن إزط râz-ı derunun yo} a Ehl-i dil söyleyemez derdini Allah’a bi e Hızır Ağazade Said Ehl-i Hak y. Marifet sahipleri arifler, Allah adamı, hak er 2 Wi'nin | Tann nin Börünüşü olduğuna inanan bi'şer mezher Ehl-i hakâik Bkz Mutehakkik | Ehl…
Ehli nazar
اهل نظر) Hakikatin akıl ve istidlâlle bilineceği görüşünde olanlara ehl-i nazar, tuttukları yola tarik-i nazar denir Ehl-i niyaz Şer'i hükümlere VE tarikat edebine 80re hareket eden Ehli ribat Ribata devam eden, orada ikamet eden ve görevli…
Elif
( Arap alfabesinin ilk harfi. mec. Doğru, müstakim; sayı olarak tas. Zat-ı ahadiyet. Allah'ın mutlak tekliği ve birliği. Elif bir rakam şeklinde yazılır ve ebced hasabindaki sayı değeri de birdir. Bu bakımdan elif Allah'ın mutlak birliğine…
Ene’l-Hak
نا | لحق) |) “Ben Hakk'ım.” Hallac’a ait bir sözdür. Bu sözü yüzünden asılmıştı. Bu sözün çeşitli yorumları vardır; bir görüşe göre, Hallâc bu sözü sekr halinde söylemişti; sahv haline gelince bu sözün yanlış olduğunu kabul etti. Başka bir…
Erbain i ar
) Kırk tas. Çile çekmek, nefsi ezmek, bencilliği kırmak için müritlerin kırk gün halvete çekilmeleri; bu Süre içinde zorunlu olmadıkça bir şey yememeleri, konuşmamaları, uyumamalan, sürekli olarak zikir ve tefekkurle meşgul olmaları, Bu Sür…
Erbâb
Rab kelimesinin çoğulu olup sahipler, bir işin ehli ve yetkinleri demektir. Tasavvuf metinlerinde “erbâb-ı kulûb”, “erbâb-ı hâl” ve “erbâb-ı tarîkat” gibi tamlamalarla gönül, hâl veya yol ehli kimseleri belirtir.
Erin
>!) Gece ile gündüzün aynı kaldığı ve kutuplara eşit uzaklıktaki yer, ekvator. 2. Neşelenmek, bâtıl. 3. tas. Eşyada itidal mahalli ve hali (ir). Neşelenmek, bâtıl. 3. tas. Eşyada itidal mahalli ve hali (ir).
Envar-ı seba
Yedi nur. tas Halvetiye tarikatine göre, nefsin yedi mertebesinde görülen nurlar mavi, sarı, kırmızı, siyah, yeşil, beyaz, renksizdir (sme 35). Er x. Recul, erkek, mert. tas. Ricalullah ve merdan-i Huda'dan olan zat, Allah adamı, veli, ermi…
Esfar
4 Sefer Seferler, yolculuklar. tas. a Cile çekmek veya mürşide varmak için yeryüzünde yapılan yolculuk. b Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhani yolculuk. Bkz. Sefer, Esfar-ı erbaa Dört sefer: Halktan Hakk’a, Hak ile Hak'ta, Hak'tan hal…
Esma-Müsemma
İsim-İsimlendirilen. 2. İsimden isimlendirilene gitmek, Allah'ın isimlerini zikrederek Allah’a ermek. Esma çekmek Esma zikri. Bkz. Zikir, Esma-i hüsna Allah'ın güzel adları. Süfiler bu isimleri zikir olarak okurlar. Bu isimleri açıklamak iç…
Evasit
!| سط) Evsat Orta haldekiler, durumu orta olanlar. tas. İlahi takdirin hükmüne bakan sülûkün ortasındaki sâlikler. Sülüka yeni başlayanlara mübtedi veya ehi-i bidâyet, sülûkün sonunda bulunanlara müntehi veya ehl-i nihayet, sülûkün ortasınd…
Faide
Feyz, marifet. Bkz. Fevâit. Fail-i hakiki Gerçek fail, Allah. Bkz. Tevhit. Fakd (453) 1. Kaybolma, yitme, yok olma. 2. tas. Vecd halindeki sâlikin hissini ve duyarlılığını yitirmesi. Buna fakd-i his veya fikdan-1 his adı verilir. Safi fakd…
Fakir
ç Fukara Derviş, yoksul. 2. tas. Sâlikin Hak'ta fani olması ve kendini ona muhtaç bilmesi. “Ey insanlar sizler fakirsiniz, Allah’a muhtaçsınız” (Fatır Suresi, 15). Kibir ifade eden ‘ben’ sözü yerine tevazu gösterip “fakir, ‘sen’ yerine de h…
Fakr
Yoksulluk. tas. a Dervişlik, sâlikin hiçbir şeye malik ve sahip olmadığının şuurunda olması, her şeyin gerçek malik ve sahibinin Allah olduğunu idrak etmesi. İnsan Allah'ın kulu olduğundan; insan da, ona nispet edilen diger şeyler de hakika…
Fal
Ugur, kadem, meymenet, ilerde yapılması düşünülen bir işin hayırlı ve faydalı sonuçlar vereceğine dair bazı ip uçlarının ve işaretlerin bulundu- Buna inanmak. 2. Kurân د Kerim açılarak bazı hususlarda fala bakıldığı gibi diger dini bir kita…
Fark
veya Ferk Halka Hak'sız işaret etmek. 2. Kulluğu müşahede etmek (İFM). 3. Allah'ın hayat sıfatı (115). 4. Fark, kula nispet edilen ibadet ve benzeri haller; cem ise Hakk’a nispet edilen lütuf ve benzeri hususlardır. Halkı görmek fark, Hakk'…
Fark-ı sani
İkinci fark. tas, a Halkın Hak sayesinde var olduklarını ve varlıklarını muhafaza ettiklerini idrak etmek; birlikte çokluğu, çoklukta birliği gör- Bunlardan birinin görülmesi diğerinin görülmesine engel olmaz. b Sekr ve cem halinden sonra s…
Farku’l-cem
فرق | لجبع) Belli mertebelerde tecelli eden Bir'in çokluk haline gelmesi. Bu mertebelerdeki zuhura zat-ı ahadiyetin şuunu adı verilir. Gerçekte bu şuun salt itibari bir şey olup gerçekleşmesi söz konusu değildir. Yalnızca Bir'in, suretiyle…
Fazl
Lütuf, ihsan, bahşiş. tas. Herhangi bir sebebe bağlı olmadan ve karşılık gözetilmeden doğrudan yapılan halis iyilik (cr; تمع 273). “Fazl Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir” (Hadid Suresi, 29). “Allah'ın fazlı muazzamdır”. Cehennem All…
Felek
ع Eflak Gök, gökyüzü, sema. 2. Talih, baht, kader. 3. Her gezegenin bulunduğu gök tabakası. Batlamyus'un kozmolojik sisteminden kaynaklanan bu tasavvura göre, dünya evrenin merkezidir ve çevresinde iç içe geçmiş bir şekilde dokuz felek bulu…
Fena
Yokluk, hiçlik. tas. Kulun fiilini görmemesi hali. Bu mertebede bulunanlar “lâ faile illallah” derler. Bkz. Beka—Fena. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFM kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Fena fi'l-kusüd Kulun kendi…
Ferah
Rahatlık, kalp huzuru. tas. Sevgiliye yakın olma halinin kalbe verdiği haz, manevi neşe (sr).
Fesat
L3) Bozgunculuk, bozulma. tas. a Ahlakın ve dini yaşayışın bozulması. b Sülükla ilgili kural ve esasların bozulması, tarikat adap ve erkânının değişmesi. c Ruhi hallerin ve kalbin bozulması, tarikate bid'at sokulması. Fetâ i ar. (فتى) Fütüv…
Feth
Açmak, açılmak, açılış. 2. tas. a Sâlike zuhur eden kemal halleri. Bu haller onun çeşitli menzillere ulaşmasını ve üstün makamlara yükselmesini sağlar. Nefsteki feth tam bir ilim, ruhtaki feth marifet verir. Ber şeyin fetholmasına “kalp müş…