ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
81 sonuç · toplam 168 · “akide” · 1/4
01akide
fik. İmanın esasları; eşanlamlısı “îmân” (bk. bu madde), bk. akâ'id ve îmân.
Mün'akide Yemîni
İleride yapacağım veya yapmıyacağım diyerek yalan yere yemîn. (Bkz. Yemîn) Mün'akide yemîni üç türlü olur: Birincisinde zaman bildirilmez. İkincisinde zaman bildirilir. Üçüncüsü ise şarta bağlanan yemindir. Üçünde de yemini bozunca keffâret…
Tevhîd-i zât
tevhîd-i zât a. GJj ^ji) tas. Tasavvuf inancma göre, Allah’ın birliğini ifade eden terim. Bunun karşıhğı “Lâ mevcûde illallah” tır. tevhîdât ç. a. [Ar. tevhîd ç. b. ] Tevhitler, bk. tevhîd tevhîdhâne a. [< Ar. tevh + F. hâne] tas. Bağımsız…
Dert
(2 (در >. Gam, ıstırap, elem. 2, tas. a Sevgiliden sevene gecen ve katlanilmasina Süç yetmeyen hal (1s). Hak'tan uzak ve ırak düşme tarzındaki dert tam
Devriye
. Tasavvuftaki devr düşüncesini, insan ruhunun ve evrenin Yaratan'dan çıkıp yine ona varacağı inancını konu edinen şiirler. Bkz. Devr. Ben ezelde var idim Yerdeydim göğe ağdım Ma'şük ile yâr idim Gökten de yere yağdım Hak beni bunda saldı A…
İstihsan
Taliplerin yararını ve müritlerin iyiliğini düşünen muta- | savvıfların, bu maksadı gerçekleştirmek için kendi içtihat ve kanaatlariyle ortaya | koydukları, güzel gördükleri için savundukları hususlar. Hırka giydirmek, çile çıkarmak, tekke…
Kesret-Vahdet
(كثرة - وحد ة) +. Çokluk-Birlik. 2, tas. Bir olan Hakk'ın isim ve sıfatlarıyla tecelli edip çokluk halinde görünmesi kesret, bu çokluğun hakiki | bir varlığı olmadığını kavrayıp var olarak yalnızca Hakk'ı görmeye vahdet denir. | Zehi derya-…
Nispet
Bag, ilgi. tas. İtiraf, sâlikin bağlı olduğu hal ki, o bu hal ile tanınır. Nispet iki türlüdür: Hak nispeti ve halk nispeti. Halk kaybolunca Hak, Hak kaybolunca halk ortaya çıkar. Halk için yapılan halka, Hak için yapılan Hakk'a nispet edil…
Raks
Dans. tas. Sema, deveran. Topluca zikir yapılır ve ilahiler okunurken bir halka oluşturan dervişlerin oturarak veya ayakta yaptıkları ritmik hareketler. “Ashab-ı kiram sürür vaktinde raks ederdi. Fukaranın raksı dahi bu kabildendir.” Az olu…
Sail
Dileyen, isteyen; dilenci, gedâ. 2. tas. Hak'tan hidayet isteyen, her şeyi Allah'tan isteyen ve dileyen. Sair/Seyyar Hak yolda yürüyenler. Onlarınki çetin ve güç bir yolculuktur; fakat marifet derecesine ulaşanlar uçarak yolculuk yaparlar.…
Takva
ği) Korkma, endişelenme, kaygılanma; dikkatli davranma, sakınma, korunma. tas. a Allah’a boyun eğerek azabından sakınmak, cezayı gerektiren davranışlardan nefsi uzaklaştırmak suretiyle korunmak (cr). b Takva, insanın, kendisini Allah'tan uz…
kelâm ilmi
kelâm ilmi a. İlk olarak öteki din, an kültür ve felsefî görüş ve düşüneği celere karşı İslâm dininin temel miresaslarmı savunmak amacıyla ile Allah’ın zatmdan, sıfatlarmdan, yanübüvvet konularmdan, evrenin yet oluşum ve sonucunun ne olacağ…
azâb
Lljc) [Ar.] Hem maddî hem manevî manada dinî akidelere ve Allah’ın buyruklarma uyma yan veya karşı gelen kimselere uygulanacak olan elem ve acı larla dolu ceza. Kur’ân- Kerîm’de 490 yerde geçen bu söz, Kur’ân ayetlerini inkâ eden kâfirler,…
i'lâ-i kelimetullah
i'lâ-i kelimetullah a a [Ar.] İslâm inancında, “tevhîd” a (bk. bu madde) akidesini yücela terek hâkim konuma getirme işi veya durumu için kullanılan keu lâm terimi. ” f i'lâl a. [Ar.] Hadis biliminde, bir hadisin senet veya metninde bir kus…
i'câzü’l-Kur'ân
[Ar Kur’ân’m özünde bulunan ede bî ve estetik üstünlüğünün muhtevasındaki derinlik v zenginliğinin bir başka eserd bulunamayacağım ya da bi benzerinin yapılamayacağm ifade eden bir terim. Bu sö Kur’ân-ı Kerîm’de bire bi geçmemekle birlikte,…
Müznib
“Günah işleyen kimse.” anlamında kullanılan terim. nâbite a. [< Ar. nebt] Dinin temel akideleri ve konularını akılcı bir yapıy oturtamayan ve dinî metinle veya lafızları yalnızca sözün b sit yönüyle anlamlandıran, d rin konulara giremeyen,…
akâ'id
Uü) [Ar.akîde’nin ç. b.] İslâm dininin temel ilkeleri, inanılması ve öğrenilmesi zarurî olan kaideler. Kur’ân-ı Kerîm’e göre (Enbiyâ suresi, 21 / 25) bütün peygamberlerin tebliğ ettiği akaidin temelini “tevhid” inancı oluşturmuştur. Yine Ku…
müstehab
Peygamber’in bazen yapıp bazen terk ettiği sünnetlerinden olup ibadetlerin ve beşerî ilişkilerin daha güzel ve daha verimli olmasmı sağlayan ahlâkî değerler için kullanılan terim. Bu söz, “mendub, nâfile, âdâb” (bk bu maddeler) gibi terimle…
ikrâr
İslâmî inançta yapılan ibadetin ve akidenin dille tasdik edilmesi anlamında bir kelâm terimi.
Cehennem
Âhirette inkârcıların ve günahkârların azap göreceği yer. Kur’ân’da cehennemin tabakaları, kapıları, bekçileri ve farklı azap tasvirleri çeşitli âyetlerde anlatılır. Tasavvufî metinler cehennem korkusunu kulluğun başlangıç saiklerinden biri…
şifâ
Glü) [Ar.] İslâm inancma göre dinî, ahlâkî, bedenî ve sosyal hastalıkların tedavisi veya ilâcı anlamında kullanılan terim. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de altı ayette yer almaktadır. Bunlardan dördü (“Tevbe suresi, 9 / 14; Yunus suresi, 10 / 57;…
abdestsiz
abdestsiz a ve s. Abdesti bozulmuş veya gusül abdesti almamış olan (kimse). 2. mec. 2. Akidesi veya ahlâkı bozuk kimse. ' Akidesi veya ahlâkı bozuk kimse. '
mevle’l-muvâlât
İslâm hukukunda, Bir gayrimüslimin iman ederek bir Müslüman ile ihtiyaç olursa Müslüman’m diyet borcunu ödemesi, buna karşılık kendisine mirasçı olması konusunda yapılan bir anlaşma. Bu, bir anlamda yeni girdiği bir Müslüman çevrede kendisi…
halîfe (D
halîfe [< Ar. half] Sözlük anlamı, “Birinin yerine geçen ve onun adına iş yapan.” olarak bilinen bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de “Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yapacağım, demişti” (Bakara suresi, 2 / 30) ibaresinde insan için geçm…