ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
87 sonuç · toplam 219 · “Yolcu” · 1/4
01Yolcu
Yola çıkan, konuk, seferî kimse. (Bkz. Müsâfir) Dünyâda sanki bir garîb gibi veya yola çıkacak bir yolcu gibi ol ve kendini kabir ehlinden bil. (Hadîs-i şerîf-Et-Tâc)
Yolculuk duası
Yola çıkarken Allah’tan korunma, kolaylık ve hayırlı dönüş dilemek için okunan dua. Allah’a tevekkül ettim. Güç ve kuvvet ancak yüce Allah’ın yardımıyladır. Hadislerde binit veya taşıta binerken tekbir, tesbih ve yolculuğun sıkıntılarından…
Sefer der vatan
Kişinin kötü huylardan iyi huylara doğru iç yolculuğu. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
Zâviye
Genellikle tekkeden daha küçük irşad, ibadet, barınma veya yolcu ağırlama birimi için kullanılan tarihî terimdir. Sınır bölgelerinde ribât, şehirlerde mahalle tekkesi veya bir şeyhin sohbet mekânı işlevi görebilir. Tekke, hankah ve zâviye k…
EE
اا حتت Ashab-ı kurb-i nevafil yolculuk sırasında asa bulundurmak süfilikte bir gelenektir. Hz. Ibrahim ve Hz. Musa'nın asalan vardı. Hz. Peygamber de asa kullanırdı (sa 136, 137, 142). Asaya muin ve müttekâ da denir. Asa o çağlarda hem sila…
Ayyar
Olar. Kurnaz, açıkgöz, avare, durmadan dolaşan. Devletlerin zayıfladığı ve devlet gücünün tesirini yitirdiği dönemlerde ortaya çıkan, bazen kendilerine göre bir düzen kuran çapulcular, şehir eşkiyası, başı bozuklar, zorbalar, efeler, kabada…
Beyâbân
Sahra ve çöl. Tasavvuf şiirinde yolculuk, yalnızlık, mahrumiyet ve mânevî arayışın geçtiği uçsuz bucaksız alanı simgeler. Beyâbân-ı gaflet , gaflet içinde bulunmayı ve hakikat yolundan uzaklaşmayı anlatır. Bâdiye maddesine bakınız.
Bilal
(J (بلا Bkz. Hümeyra. Bilmek-bulmak-olmak, Bil-bul-ol Tasavvufta üç mertebe Kendini bilmek, Hakk'ı bulmak, “kendini bilen Rabb'ini de bilir,” insan-ı kâmil olmak. Bayram özünü bildi bilen'i anda buldu Bulan ol kendi oldu sen seni bil sen se…
Esfar
4 Sefer Seferler, yolculuklar. tas. a Cile çekmek veya mürşide varmak için yeryüzünde yapılan yolculuk. b Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhani yolculuk. Bkz. Sefer, Esfar-ı erbaa Dört sefer: Halktan Hakk’a, Hak ile Hak'ta, Hak'tan hal…
Eyyâm-ı gam
!) Üzüntülü günler. tas. Seyr ile'l-lâh'tan geri kalma zamani. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için SE kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Eza—Cefa Bkz. İncinmek-İncitmek. Ezel-Ebed Allah'ın başlangıcı olmamasına ezel, sonu…
Hab u hayal
Uyku ve rüya. 2. tas. Dünya, mâsivâ. Haci. ar. (>) 1. Ziyaret. 2. Bir Müslümanın Belli kurallara uyarak zilhicce ayında Kâbe'yi ziyaret etmesi. 3. tas. Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhsal yolculuk (11s). Allah'ın inayetine güvenen sâ…
Hak erenler
حق | ره ثلر) Gerçek erenler, Hak yolunun hakiki yolcuları, Hakk'a vasıl olan. Vasıl ile1-Hak, Hak dostları.
Hatre
(e (خطر + Hatârât Kalbe gelen şeyler. tas. Reddedilmesi imkânsız biçimde kulu Hakk’a davet eden his (daiye). Manevi yolculuk ve ruhi hallerle ilgili olmak üzere kalbe gelen şeyler.
İntibâh
Uyanma ve farkına varma. Tasavvufta gaflet hâlinden çıkıp mânevî yolculuğa yönelmeyi; ilâhî inayetin kulu harekete geçirerek tövbe, muhasebe ve arayışa sevk etmesini ifade eder.
Lengerhâne
Demir atılan ve konaklanan yer. Tekke dilinde fütüvvet ehlinin tekkesi, dervişlerin yemek yediği bölüm, imarethane veya bazı kullanımlarda türbe anlamına gelir. Kelime, yolcunun durup sükûnet bulduğu güvenli menzil fikrini taşır.
Mebâdi
İlkler, 2. tas. Sâlikin sülükunun başlangıcında riayet etmesi lazım gelen namaz, oruç ve benzeri hususlar ve şer'i adap ki, mübtedilerin mutlaka bunlara uymaları icap eder (sr). Mebâdi'n-nihayat ( (مبا دى | لنهايا 1. Sonların ilkleri. 2. ta…
Miraç
Hz. Peygamber'in Allah'la görüşmesi olayı. 2. tas. Bâyezid Bistâmi'den itibaren süfiler de miraç yaşadıklarını söylemişlerdir. Attâr, Tezkiretu'-evliya'da Bâyezid Bistâmi'nin miracını anlatır (ATE 202). İbn Arabi de benzeri bir miraçtan bah…
Mürüvvet
Adamlık, insanlık, mertlik. tas. a Din ve akıl yönünden öğülmeye değer güzel davranışların ortaya çıkmasını sağlayan nefsin bir kuvveti, ruhi yetenek (cr). b Allah için yapılan işleri gogumsamamak. c Dostların kusurlarını görmezlikten gelme…
Müsafir
Sefere çıkan, yolcu, mihmân. tas. Düşünüp taşınarak (fikri ve itibarıyla) makullerde sefer yaparak bu geçeden öbür geçeye geçen (iFM). Sefer, Mihmân.
Sahrâ
Geniş kır, ova veya çöl. Tasavvufî sembolizmde sınırsızlık ve maddî kayıtlardan sıyrılmış ruhânî âlem için mecaz olabilir. Şiirde yolculuk, gurbet ve tecelli mekânı anlamları da taşır.
Sail
Dileyen, isteyen; dilenci, gedâ. 2. tas. Hak'tan hidayet isteyen, her şeyi Allah'tan isteyen ve dileyen. Sair/Seyyar Hak yolda yürüyenler. Onlarınki çetin ve güç bir yolculuktur; fakat marifet derecesine ulaşanlar uçarak yolculuk yaparlar.…
Sâlik
Lr, Yolcu. 2. tas. a Ehl-i sülûk, Allah’a giden yolu tutana seyr halinde bulunduğu sürece müritle müntehi arasındaki mutavassite sâlik denir. Imi ve tasavvuruyla değil, haliyle makamlarda seyreden sâlik bu haldeyken ayne'l-yakin türünden bi…
Sefer
Yolculuk, mesafe katetme, yolda yürüme. tas. Hakk’a yönelmeye başlayan kalbin zikirle seyretmesi ve manevi yolculuk yapması. Dört çeşit sefer vardır: Seyr ile'llâh, yani Allah’a doğru yolculuk. Nefs menzillerinden başlar, ufuk-i mübine kada…
Seyr
veya Seyir Yürümek, yolda gitmek, seyyahat. tas. Hakk’a ermek üzere manevi yolculuk yapmak. Seyr iki türlüdür: Seyr ila’llah, Hakk’a doğru yürümek; sâlik Hakk'ı tanıyınca bu yolculuk biter. Seyr filâh, Hak'ta yürümek; birinci seyr bittikten…