ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
59 sonuç · toplam 179 · “Renc” · 1/3
01Renc
Dert, incinmek, meşakkat. tas. Gönül arzusunun aksine olarak bir hususun mevcut olması, gönlün istemediği hususların ortaya çıkması. Tasavvuf şairleri hep gönüllerinin arzuladığı şeyin aksi olan hususların vukua geldiğinden yakınmışlardır.…
Halvet der encümen
Toplum içinde bulunurken kalben Allah ile beraber olma şuurunu korumak. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
Ab-ı hayat
ب > ة) İ) x. Can suyu, içene ebedi hayat veren çeşme. 2. efs. Bir Ab-keş: damlası bile içildiğinde insanı ölümsüzleştiren ve ebedileştiren su. Bu suyun doğuda karanlık bir yerde bulunduğuna, Hızır ve İlyas'ın bu çeşmeden içip ölümsüzlüğün s…
Bâtıniye
Bâtına ve iç yoruma ağırlık veren zümreler için farklı dönemlerde kullanılan genel ad. Kelime tek ve değişmez bir topluluğu göstermediği için bağlamına dikkat edilmelidir. Tasavvuf literatüründeki kullanım Bazı tasavvuf kaynaklarında şeriat…
Cam- nisti
Yokluk kadehi. tas, Esas niteliği yokluk olan a'yan-1 sâbite (sr), Can i fars. (9 (جا >. Can, ruh. nefs. tas. a İnsan ruhu, ilâhî (rahmani) nefes, Hakk'ın tecellileri. b Mevlevilikte derviş, mürit, Cant cânân dilemiş vermemek olmaz ey dil |…
Fevt
Elden kaçırma, önemli bir fırsatın elden kaçması. 2. tas. Sevgiliden umulan şey, sevgilisiyle birleşen (ittihat) âşığın ondan farklı olduğunu kavraması (İFM). Yahya b. Muaz Râzi, “fevt mevtten (ölüm) daha zordur. Zira fevt Hak'tan, mevt hal…
Halvet
Uzlet, inziva, yalnızlık, tek başına yaşamak topluma karışmamak, ihtilat halinde olmamak. 2. tas. a Ne bir meleğin ne de diğer herhangi bir 1 kimsenin bulunmadığı bir halde ve yerde Hak ile sirren (manen) konuşmak, ruhen sohbet etmek (İFM;…
Hort
ör. Zillet, meskenet. 2. tas. a Tevazu, alçak gönülü olmak. b Ulu Allah'ın huzurunda zelil olan aziz olur. Nefsini zelil bilen Hakk'ın izzetiyle izzetlenir (sr). “Allah kendini aşağı göreni yükseltir, yüksek göreni alçaltır” (ax 11:242). Bk…
İnâyet
Le) Lütuf, ihsan, kayırma. tas. Allah'ın kulunu kayırması, İnayet-i hak İlahi inayet; Hakk'ın insanı kayırması, koruması ve kollaması, ona İnfisal a e disa destek olması. İki cihan zindan ise gerek bana bostân ola Ayruk bana ne gam gussa, ç…
Kesret-Vahdet
(كثرة - وحد ة) +. Çokluk-Birlik. 2, tas. Bir olan Hakk'ın isim ve sıfatlarıyla tecelli edip çokluk halinde görünmesi kesret, bu çokluğun hakiki | bir varlığı olmadığını kavrayıp var olarak yalnızca Hakk'ı görmeye vahdet denir. | Zehi derya-…
Kevn
Cr. Oluş, olmak. 2. tas. Tüm varlıklar, kainat, âlem, kün (“ol”) emriyle oluşan varlıklar (sı. 432; İFM). Bkz, Bevn, Halvet der encümen. Kevn-i cami İnsan-ı kâmil, Kevn-u fesat Oluşum-bozulma. Kevn-u fesat âlemi Maddi âlem, Kevnu'l-futur Ha…
Muttaki
Takva sahibi. tas, a İnanan, usülüne uygun namaz kılan, zekat veren. b Dini görevlerin hepsini yerine getiren (cr).
Mürit i ar
:. İrade ve talep eden, ehl-i irade, isteyen, arzu eden 2. tas. a İradesi olmayan, iradesinden soyutlanan, iradesini kullanmayan b Kendisine semanın kapısı açılan ve isimle Hakk’a erenler arasına katılıp ona eren. c Kaynak işaretleri Basılı…
Reda’
(glo DI. Süt emzirme, meme verme. 2. tas, Müridin şeyhin sohbetine devam edip ondan feyz aldığı ve onun tarafından eğitilip yetiştirildiği süre. Bu süre dolmadan şeyh müride ayrılması için izin veremez. Bkz. Fitâm, | Veladet. | Refref i ar,…
Sıddık
x, Dürüst, dosdoğru 2. tas, a Derunu hem aydın, hem de aralarında sıkı bir münasebet bulunması sebebiyle Hz, Peygamber'in derununa yakın olduğundan bilgi, söz ve davranışlarıyla Hz. Peygamber'in her getirdiğini tasdikte kemal mertebesinde b…
Sohbet
Söyleşi, hasbihal, arkadaşlık, yoldaş olma. tas. İlk süfiler sohbete büyük önem verir, tasavvufi bilgileri ehil ve hevesli gördükleri muhiblerine özel sohbetlerde aktarır, eğitim ve öğretimde sohbeti esas alırlardı. Sohbette istifade edilen…
Şâkird
(شا كرد) veya Şâgırd Şeyhe üstat, müride şâkird (öğrenci, çömez) denir. Özellikle fütüvvet ehli olan ustalar çıraklarına şâkird derdi. Yetenekli çırak için de “şâkirdi, ustasına peştemal kuşatır,” denir. Şâkirdleri taş yonarlar, yonup üstad…
Zü'lakl ve'l-ayn
5) Akıl ve göz sahibi. 2. tas, Hakk'ı halkta, halkı Hak'ta gören, bunlardan birini görmesi diğeri için perde teşkil etmeyen; bir olan varlığı bir yönden aynıyla Hak, diğer yönden halk olarak gören; çokluğu görme- -—~“: ا Zünnar ———— si birl…
imlâ
GıLI) [Ar.] Hadis biliminde, hadis uzmanı olan kimselerin rivayet ettiği hadisleri veya bir i hadis bilgininin ya da bir şeyhin okutacağı metni öğrenciye dikte ettirmesi veya birebir yazdırması işi.
i'lâm (I)
i'lâm (I) a. [Ar.] Hadis biliminde, hocanm kendi metotlan çerçevesinde topladığı hadisleri öğrenciye göstermesi ve öğrencinin de hocaya rivayetini hatırlatması, onun da bu metoda itiraz etmemesi esasma dayah rivayet usulü.
kâri'
Hadis biliminde, bir hocanın hadislerini veya hadis kitaplarını onun huzurunda okuyan öğrenci.
e'imme
§ tam. e'imme-i erba'a ç. a. [< Dört büyük imam d. ve fıkıh bilgini: Ebu Hanife, vıf Ahmed b. İdris eş-Şafl’î, Malik bu b. Enes ve Ahmed b. Hambel. ni e'imme-i hamse ç. a. Hadis biliminde çok tanmmış beş hadis mecmuasınm yazarları, Buhârî (…
halka
Sözlük anlamı, “Daire, insanların daire şeklinde dizilmesi.” olan bu söz, bir hocadan ders alan öğrencilerin veya ilim tahsil etmek üzere bir kurum veya dergâha giden kimselerin ya da tekke ve zaviyelerde zikir çekmek üzere bir şeyhin çevre…
Muhyî
Sözlük anlamı “Yaşatan, dirilten.” olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleriydin olup “Varlıklara hayat veren, can veren.” anlamında olup Allah’a nispet edilmektedir. “Muhyî” adı, Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve…