ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
36 sonuç · toplam 51 · “Mâhiyet” · 1/2
01Mâhiyet
Mâhiyet a. (cLl) [< Ar. mâ + hüve + t] Bir varlığm veya nesnenin özünü ya da cevherini oluşturan şey anlamında kelâm terimi.
Ayin-i niyaz
uy 1) Niyaz ayini. Bektaşiler Babaya gelip hayır ve himmet istemek için onun huzurunda yüz ve gözlerini yerlere sürerek yalvarırlar, buna niyaz etme ve niyaz ayini adı verilir (AM 220). 2. Mevlevilikte mukabele ayini bittikten sonra istek ü…
Berzah
Farklı iki ortam arasında yer alan ve bu iki ortama tamamen benzemediği gibi tam olarak onlardan farklı da olmayan ara ortam; iki şeyi birbirinden ayıran üçüncü şey, ara bölge. 2. Ölümle başlayıp kıyamete kadar süren zaman, bu zaman içinde…
Hakikat
Gerçek; var olduğu kesin ve açık olarak bilinen şey, bir şeyi a Hakka'l-yakin o şey yapan husus, mahiyet. 2. tas. a Hakk'ın sâlikten vasıflarını alarak yerine kendi vasıflarını koyması (ittisaf bi-evsafillâh). Zira kul ile kulda ve kuldan f…
inşân
“Beşer, insan topluluğu. ” anlamında olan “ins” sözünden gelen bu terim, erkek veya dişi bu türün her ferdi için kullanılmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de altmış beş yerde aynı anlamda kullanılan bu söz, varlık olarak bütün yön leriyle ifade edil…
İnsaniyet
İnsaniyetin hakikati ve mahiyeti kimsenin senden incinme- mesi, her şeyin seninle ülfet ve ünsiyet etmesidir. Bkz. Âdemiyet. İnsidâu'l-cem (a! «| (انصد Cem yarılması ve açılması tas. Cemden sonra vahdette kesretin zuhur etmesiyle gelen fark…
Kelime
ÇE) ¢. Kelim veya Kelimat İnsan-ı kâmil, bir bütün olarak ilâhî kemali kendi varlığında gerçekleştiren insan. İlâhî isimlerin hepsi bu insanda tecelli ettiğinden yalnızca yeryüzünde değil, bütün kâinatta Allah'ın halifesi olmaya en layık od…
Mestüri
Gizlilik. 2. tas. Ermişler ve peygamberler de dahil olmak üzere kâinatta hiçbir kimsenin idrakının ulaşamadığı ilâhî mahiyetin künhü (115). Gayb-ı mutlak, Zat-ı ahadiyet. Meşârik-i feth (55 5 _ +) veya Meşârik-ı subh 1. Fetihlerin doğuş yer…
Nefs
veya Nefis. ع Nüfus Can, benlik, ruh; aşağı duygular. tas. a Kulun kötü huyları ve çirkin vasıfları, kötü his ve huyların mahalli olan latife, cism-i latif. Bu anlamdaki nefs kişinin en büyük düşmanı olduğundan onu ezmek, kırmak ve mücâhede…
Rüya
ع Düş, uyku halinde zihinde beliren düşünceler ve olaylar. 2. Rüya üç çeşittir. Allah'tan olan rüya, melekten olan rüya, Şeytan'dan olan rüya. Birincisi açık olduğundan yoruma ihtiyaç göstermez, ikincisi rüya-yı sadıka olup yoruma muhtaçtır…
Sahâb
ب) be) 7, Bulut, ebr. 2. tas. Feyz-i mukaddes, ilâhî feyz; sahâb-ı kerem, kerem bulutu (sr), Sahib-i ayet Keramet sahibi, Sahib-i hal ehl-i hal. Sahib-i işaret Sözü nükteler, marifetler ve işaretler içeren sâlik. Sahib-i kalp Rabb-i hal, eh…
Sual
Sorma, isteme, dilek; dilenme. tas. a Bir hakikati talep etme. Bir şeyin hakikatini ve mahiyetini öğrenmek için süfilerin sordukları sorulara sual (es'ile), aldıkları bilgilere cevap (ecvibe), sual konusu olan hususa mesele
Şaraphane
Melekat âlemi, kâmil arifin bâtını. Şatah — Sathiye i ar شطحيه) — eles) 1, Hareket, kıpırdama, köpürme. tas. a Üzerinde benlik ve dava kokusu bulunan söz (cr). “Ene'l-Hak”, “Sübhâni mâ a'zame sani,” “Bir denize daldım ki, nebiler sahilinde…
Taayyün
Belirme, belirlenme, belli olma, ortaya çıkma. 2. tas. Müşahhas hale gelme, birbirinden seçilme, ayırt edilme, ayn olarak ortaya çıkma. Ilk taayyün, vahdet mertebesi; ikinci taayyün ise vahidiyet mertebesidir. Süfilere göre Hakk'ın zatında…
Zat
Öz, bir seyin kendisi, bir şeyi o şey yapan ve öbür şeylerden ayıran, mahiyet. tas. Zat kendi kendine vardır; isim, naat ve sıfat onunla vardır. Zat olmadan bunlar olmaz. Zatı olan mutlaka müsemmâ, men'üt ve mevsuftur; örn. Kâdir isim, Kudr…
Zıddeyn
İki zıt. Belli bir durumda biri varken diğerinin var olması mümkün olmayan (Hx gor). 2. Allah'ın celal ve cemal sıfatları. Gazap-rıza, ceza-af, kahr-lutf, zahir-bâtın vs. Harraz'ın şu sözü ünlüdür: “Allah'ı iki zıddı bağdaştırarak tanıdım”…
Cû‘
1.1.3. C û‘ Nefis terbiyesi ve mücâhedenin üç temel esası az yemek, az uyumak ve az konuşmaktır. Bu üç ilkeyi daha ilk dönemlerden itibaren zâhid ve sûfîlerin dile getirdikleri bilinmektedir. Söz gelimi Hasan el-Kazzâz bunu “Tasavvuf üç şey…
Mukarrebûn
1.1.2. Ebrâr, Sâbikûn ve Mukarrebûn Ebrâr ( راربأ لا), sâbikûn (ن وقباسلا) ve mukarrebûn (ن وبرقملا) kavramları mutasavvıflarca müminlerin ve özelde tasavvuf ehlinin dereceleri ile ilgili olarak sıklıkla atıfta bulunulan kavramlardır. Öyle…
Tevbe Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin dokuzuncu sûresi. Berâe sûresi de denir. Tevbe sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). 128 ve 129. âyet-i kerîmeleri Mekke'de indi. Yüz yirmi dokuz âyettir. Evvelinde Besmele nâzil olmamıştır. Sûre, müşriklerin Allahü teâlâ ile…
Hüviyyet
Bir şeyin hakikati, mahiyeti. Bütün varlıklara sirayet eden mutlak varlık. Ağaç, kayıtsız şartsız çekirdeğin içinde bulunduğu gibi, gayb alemindeki bütün hakikatleri ihtiva eden mutlak hakikat.
Hakk-Ul-Yakîn
Bir şeyin hakîkatine kavuşma, mâhiyetine erişme, bulma, tatma. Allahü teâlânın beğendiği ahlâk ile ahlâklanıp, kalb gözünün açılması ve mânevî perdelerin kaldırılması neticesinde elde edilen kesin ilim, bilgi. Evliyânın çoğu, ancak öldükten…
Sırât Köprüsü
Cennet'e geçilmek üzere, Cehennem üzerine kurulmuş, mâhiyeti kesin bilinmeyen köprü. Buna, yalnız sırât da denir. Herkesten önce ben ve benim ümmetim Sırat köprüsünden geçeriz. Sırat üzerinden geçerken peygamberlerden başkası birşey söyliye…
Ö. 1611)allah Eyvallah
Sufiler arasında ortak olan, fakat daha çok Bektaşîlerle Mevleviler tarafından kullanılan bu deyim, muhatabı tatmin etmek için kullanılır ve yemin mahiyetini taşır. “Allah, Eyvallah bu böyledir” gibi. Eyvallah, iki ayrı kelimenin birleşmesi…
Abdu’l-Kebîr
el-Kebîr, zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti, anlaşılamayacak kadar uludur anlamına gelir. Hakk’m kibriyâsı ile büyük olan kişi. O’nun büyüklüğü, fazlü keremiyle halktan üstün olmasıdır. Kur’an’da otuzaltı yerde geçer.