ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
51 sonuç · toplam 75 · “Emred” · 1/3
01Emred
Bâliğ olmamış (ergenlik çağına gelmemiş), sakalı çıkmamış parlak genç. Emred'in imâm olması, âlim olsa bile mekrûhtur (dînen uygun değildir). Çünkü fitneye sebeb olur. Parlak olmayan köse (sakalsız) arkasında kılmak mekrûh değildir. (Alâüdd…
Ahdâs
(! ع (احد Hades. Yeni yetmeler, oğlanlar, tüyleri yeni bitmiş yakışıklı ve güzel sesli çocuklar. Bazı mutasavvıflar bu nitelikteki oğlanları sohbet toplantılarına çağırmışlar, onlara ilâhî okutup coşmuşlardır. Râiha-i tayyibe, vechisabih ve…
Hal‘-i na‘leyn
İki nalını çıkarıp atmak. Hz. Mûsâ’ya mukaddes vadide ayakkabılarını çıkarmasının emredildiği âyetin tasavvufî yorumundan doğan tabirdir. Sembolik olarak iki cihandan, yani dünya ve âhiret karşılığında çıkar gözetme düşüncesinden vazgeçmeyi…
Hıfz-ı ahd
7, Sözde durma, vaadi yerine getirme. 2. tas. Sâlikin, Allah'ın kulları için belirlediği sınırda durması, hiçbir zaman yasaklanan sahada görülmemesi, daima emredilen hususların yanında olması (kn). Hıfz-ı ahd-i rububiyet ve ubüdiyet r. İlah…
Kurban
( هر با Allah'a yakınlık peyda etmek niyetiyle belli özelliklere sahip hayvanın ibadet maksadıyla kesilmesi. 2. tas. Fena mertebesi, fedakârlık, kulun kendisini (nefsini) Allah yolunda feda etmesi. En büyük kurban kulun nefsini feda etmesid…
Nüsk
Züht. Gİ O) x. Üçüncü şahıs zamiri (hüve, hü). 2. tas. Allah. Ahd-i sâbık denilmeden henüz “Elest” buyulmadan ee ee Ol beni dam ben ol idi bes bu nicesi kesile = 0 Oğlan وغلا ن) ( Tüysüz, emred, mahbup. e Onbeşler ونبثلر) ( Ricdl-i henân de…
Sereyân-ı vücüt Ose
يان و dr. Varlığın sirayeti. 2. tas. Rahmani nefes ve mukaddes feyz ki, âlem ve insan 0 tecellinin panlulandir (sr). Serir 1. Taht, padişahların üzerine kuruldukları taht. 2. tas. Mekânet-i ilahiyedeki rahmani mertebe, ilâhî meşhed. Hakk'ın…
Şükür
) <3) veya Şükr Teşekkür; nimeti dile getirme. tas. a Yapılan iyiligin makbule geçtiğini dile getirme, iyiliği yapanı övme (cr). Kul, Allah'ın lütuf ve nimetlerini dile getirir ve onu överse şükretmiş olur. b Nankör olmamak di Şürb m << (o…
Türrehât
1, Patika, çıkmaz yol, bâtıl ve boş laf, herze, saçma 562. 2. tas. Bazı mutasavvıfların ipe sapa gelmeyen anlamsız sözleri, Ruveym öğüt isteyen birine, “Bu yolda katlanılacak en aşağı fedakârlık, can feda etmek, bu yola baş koymaktır. Bu şa…
Zıhâr
Bir erkeğin eşini kendisine ebediyen evlenmesi haram olan bir kadına benzeterek evlilik ilişkisini yasaklayan söz söylemesi. Kur’ân zıhârı geçerli bir boşama saymaz; bu sözü söyleyen kimsenin eşiyle birliktelikten önce kefaret yerine getirm…
oruç, -cu
oruç, -cu a. İslâm’m beş şartmdan biri olan bu terim, Arapça “savm, sıyâm”, Farsça “rûze” sözünün karşılığı olarak Türkçeleşmiştir. İslâm inancına göre, “Tan yerinin ağarmasından başlayarak gün batımına kadar geçen süre içinde yeme, içme, v…
Yetim
Ergenlik çağına ulaşmadan babasını kaybetmiş çocuk. Anne-babasını veya annesini kaybeden çocuk için günlük dilde daha geniş kullanılabilir. Kur’ân yetimin malını korumayı, ona iyi davranmayı ve hakkını gözetmeyi ısrarla emreder. Vesayet alt…
Vasiyetnâme
Bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği işlemleri ve malî tasarrufları bildiren yazılı belge. Geçerlilik ve kapsam miras hukukunun emredici hükümleriyle sınırlıdır.
Talâk
Nikâh bağının belirli söz veya hukukî işlemle sona erdirilmesi. Talâkın ric‘î ve bâin türleri, sayı, iddet, nafaka ve dönüş imkânı bakımından farklı sonuçlar doğurur. Kur’ân boşamayı keyfî bir tehdit aracına dönüştürmemeyi, süreleri ve hakl…
Mübâhele
Lânetleşme. Dar anlamda hazret-i Îsâ'nın ilâh ve Allahü teâlânın oğlu olduğunu söylemekte ısrâr eden ve bu inanışlarının yanlış olduğunu kabûl etmeyen hıristiyanlara, Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem); "... Gelin oğullarım…
Ümmet-İ İcâbet
Kendilerine gönderilen peygamberin dâvetini kabûl edip, ona inanan ve tâbi olan kimseler. Muhammed aleyhisselâmın ümmeti, son sınıf talebesi gibi olduğundan, insanları dünyâda ve âhirette kurtuluşa götüren sırların toplandığı Kur'ân-ı kerîm…
Dost
Farsça bir kelime olup, Türkçe’de de aynı anlamda kullanılır. Karşıt anlamlısı “düşman” kelimesidir. Tasavvufta ilâhî sevgi demektir. Aynı yolda olan kişilere, sufiler dost der. Ancak gerçek dost, Allah’tır ki, bu yüzden “dost Allah’tır” de…
Telvîn
2.2.15. Telvîn ve Temkin Sûfîlerin tasavvuf yolunda kat ettikleri mertebeleri ve buna bağlı olarak hallerinde yaşanan değişimi ifade eden kavramlardan telvîn ( نيولتلا) ve temkin (ن يكمتلا) tasavvuf kaynaklarında yer alan ve bazı âyetlerle…
Evbe
1.2.5. Tevbe, İnâbe ve Evbe Mutasavvıfların ekseriyetine göre tevbe ( ةبوتلا), tasavvuftaki makamların ilki olmakla birlikte seyrü sülûkun her aşamasında önemini yitirmeyen bir kavramdır.356 Bazı tasavvuf kaynaklarında tevbe tek başına ele…
Meydancı
Dergahtaki meydan hizmetlerine bakan, mukabele yapılacağı zaman şeyhin postunu semahanede yere seren, âyinden sonra kaldıran, yemek ve mukabele vaktini kuralına göre duyuracak dervişe sala vermesini emreden görevliye Meydancı veya Meydancı…
Ma'rûf (mârûf)
Dînin ve aklın beğendiği şey. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki: İçinizden, insanları hayra çağıracak, ma'rûfu emredecek, kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir. (Âl-i İmrân sûresi:…
Ma'nevî Temizlik
İnsanın iç temizliği, kalb temizliği; kalbini her türlü bozuk inanış ve düşüncelerden fenâ huylardan arındırmak. Müslümanlık, maddî ve mânevî temizliktir; vücûd temizliği ve kalb temizliği emreder. Müslümanlık, dünyâ ve âhiret seâdetini (mu…
Da'vet (dâvet)
1. Hak dîne çağırmak. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Ey Muhammed! Rabbininin yoluna hikmetle, güzel öğütlerle dâvet et. Onlarla en güzel şekilde tartış. (Nahl sûresi: 125) Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, Allahü teâ…
Emr-İ Ma'rûf
Dinde emredilen şeyleri öğretmek, yaptırmak. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Ey mü'min kullarım! Emrettiğim işleri, ibâdetleri yapar ve emr-i ma'rûf ve nehy-i münker eder iseniz, (günahlardan, kötülüklerden alıkorsanız) b…