Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

712 sonuç · toplam 1128 · “ilâh” · 5/30

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cehri zikir

& >>) Yüksek sesle yapılan zikir. Nakşbendiye gibi bazı tarikatler, müritlerin ancak kendilerinin işitebilecekleri kadar pes bir sesle zikre izin verir. Buna hafi zikir, diğerine cehri veya aleni zikir denir. Kadiriye ve Mevleviye gibi tari…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cevher

s>) İlahi (rahmani) nefes, külli heyula ve bundan belirip ilâhî kelimeyle varlık kazanan mevcut (xr). Bahr-1 ummana dalmışam Anda sedefi bulmisam Gevher olup gelmisem Umman kaygusu degil Gevheri Cevher-i evvel r. İlk cevher. 2. tas. Hakikat…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cezbe

بة) +>) 1, Celbetme, çekme, 2. tas. Allah'a koşmak. İlahi inayetin gereği | olarak Cenab-ı Hakk'ın, kendisine giden yolda ihtiyaç duyulan her şeyi kuluna bahşedip çabası ve çalışması olmaksızın onu kendisine çekmesi ve yaklaştırması (x1). C…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cihan

( (جها Dünya, âlem. Cihan-ı emr İlahi emir âlemi. Cihan-ı halk Belirtiler (taayyünat) suretindeki tecelli mertebesi, Cihan-ı nefs Nefsani arzular (taallükat, bağlar) âlemi (sp).

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cihân-ı reng-âmizi

Renkli âlem. tas, Dış dünya, Cihan-ı subhani Lâhüt âlemi, en yüce meleküt, Cihan-ı tahayyül Hayal âlemi, kevn-fesat (olus-bozulus) âlemi, dünya hayatıyla ilgili olan.

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cihet-i dik ve sia

I. Darlık ve genişlik yönü. 2. tas. Zat-ı kibriyanın düşünülen ve anlaşılan her şeyden münezzeh oluşu, ki buna gerçek birlik adı da verilir. Zat düşünülemez ve anlaşılamaz; ne varlık olarak ne düşünce olarak zata hiçbiri sığmaz. Allah'ı All…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cilve

Kintma, nazlanma; güzellerin gönül fetheden ve hoşa giden hal ve hareketleri. 2. tas. Sülûk ehli arifin gönlünde parıldayan onu deli divane eden ilâhî nurlar, Insan da âlem de Hakk'ın nurlarının cilve mahallidir (sr). İlahi cilve: Sürpriz n…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Çeşme

Göz, kaynak, su menbaı, pınar. tas, a İlahi feyzin kaynağı, ama âlemi. b Hakk’a eren kâmil arifin kalbi.

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Çeşme-i hayvan

Hayat çeşmesi, ab-ı hayat. tas. İlahi marifetin kaynağı ve esası. Bkz. Ab-ı Hayat. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için SF kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Çeşm-i mest

Mahmur 802. tas. a Hak Teala'nın, sâlikin kusurlarını sâlikten de halktan da gizli tutması, hiç kimsenin bunları bilmemesi, affa ve mağfirete uğraması. b İlahi sır ve cezbeler (sr). Çeşm-i nergiz.(جشمنركيز) Nergiz özlü, 2. tas. Sâlikin iyi…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Derviş

>) ç. Dervişan/Deraviş Fakir, yoksul, dilenci. Baştan beri dervişler çeşitli maksatlarla dilenmişlerdir. Hatta derviş kelimesi, dilenmek anlamına gelen derviz kelimesinden bozmadır. Kelimenin sonundaki z harfi ş'ye cevrilince derviş olmuştu…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dîdâr

Görme, yüz ve çehre. Tasavvuf şiirinde ilâhî güzelliğin temaşası ve sevgilinin yüzü anlamında kullanılır. Dîdâr arzusu, sûfî şiirinde vuslat ve cemal tecellisi özlemini anlatır. Rü’yet ve cemal maddeleriyle karşılaştırınız.

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Divanegi

يو | نى) 5) Divane, deli mecnun; delilik, cinnet, tas. Âşıkın aşkına mağlup olup kendine hâkim olamaması (ats). Dogal ask Gerek ayni cinsten, gerekse karsi cinsten bir insanı sevmek. Güzelliği ve ondan kaynaklanan aşkı, ilâhî kaynağa bağlam…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dürr-i suhan

+. Inci gibi göz. 2. tas. a mükâşefe, keşif halleri. b Maddi manevi, hissi, akli, ilâhî sır ve işaretler. Dürr u cevher isterisen ariflere hizmet eyle Cahil bin söz söyler ise mânide miskal olmaya Yünus

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ebru

Kaş. tas. a İlâhî sıfat, Allah'ın zatını perdelediği için sıfata ebru, perde denilmiştir. b Sâlikte görülen kusur sebebiyle derecesinin düşmesi ve ihmale uğraması, Bkz. Keman ebru, Tâk-ı ebru.

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ekmel

( En olgun ve yetkin, tas. Kendisinde ilâhî isim ve sıfatların daha fazla toplandığı, ilâhî isim ve sıfatlara en fazla mazhar olan zat. El almak—El vermek Tarikate girmeye, belli bir şeyhe intisap etmeye ve ondan evrat almaya el almak dendi…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Enfüs

t. Nefs Nefsler. Bkz. Afak. Enfüsi seyr Sâlikin ilahi feyzi ve hakikati kendi iç aleminde araması.

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ervah-i mukaddese

( Meleküt âlemindeki mücerret ruhlar. Bu ruhlara kudsiyan, ervah-i kudsiye, ervah-ı dliye, ervah-1 mükerreme ve insani ruhlar gibi isimler de verilir (sr). 2. Bedenlerinden ayrılan ermişlerin ruhlarına da bu isim verilir. Er-zade (¢ 5! + >…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Erâik-i tevhit

را" تو حيد) ( x. Tevhit koltukları, 2. tas. Hazret-i Vahidiyette zatın mazharları olması itibariyle zati (ilahi) isimler (x1). Erbab-ı keşf Hak hakkında keşf yoluyla bilgi sahibi olanlar, kalp gözü açık olanlar.

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Esamit

¢. İsim İsimler, adlar. 2. tas. İlahi isimler, âlemdeki varlıkların ve şeylerin hakikatleri (sr). Bkz. Esma, İsim. Esareti. ar. سارة) |) 1. Esirlik, tutsaklık. 2. tas. Hakikate ulaşmaya engel olan zevair (görünüm, dışyüz) (sr). Esirlik, tut…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Esfar

4 Sefer Seferler, yolculuklar. tas. a Cile çekmek veya mürşide varmak için yeryüzünde yapılan yolculuk. b Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhani yolculuk. Bkz. Sefer, Esfar-ı erbaa Dört sefer: Halktan Hakk’a, Hak ile Hak'ta, Hak'tan hal…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Esir

Nefsinin, menfaatinin veya kötü alışkanlıklarının tutsağı olan kimse. Tasavvuf şiirinde ilâhî aşkın hükmü altına giren âşık. Benim tek hiç kim zâr u perişan olmasın yâ Rab Esîr-i derd-i aşk u dâğ-ı hicrân olmasın yâ Rab Fuzûlî

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Esma-Müsemma

İsim-İsimlendirilen. 2. İsimden isimlendirilene gitmek, Allah'ın isimlerini zikrederek Allah’a ermek. Esma çekmek Esma zikri. Bkz. Zikir, Esma-i hüsna Allah'ın güzel adları. Süfiler bu isimleri zikir olarak okurlar. Bu isimleri açıklamak iç…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Evasit

!| سط) Evsat Orta haldekiler, durumu orta olanlar. tas. İlahi takdirin hükmüne bakan sülûkün ortasındaki sâlikler. Sülüka yeni başlayanlara mübtedi veya ehi-i bidâyet, sülûkün sonunda bulunanlara müntehi veya ehl-i nihayet, sülûkün ortasınd…

↗