Ara
Menü
ذ

Cevher

مر

مر

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

s>) İlahi (rahmani) nefes, külli heyula ve bundan belirip ilâhî kelimeyle varlık kazanan mevcut (xr).

Bahr-1 ummana dalmışam
Anda sedefi bulmisam
Gevher olup gelmisem
Umman kaygusu degil
Gevheri
Cevher-i evvel r. İlk cevher. 2. tas. Hakikati Muhammediye, Hz. Peygamber'in
kutsal ruhu, nur-i Muhammedi (sp).

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

“Yaratılış, tıynet, cibillet.” anlamında terim; “araz” (bk. bu madde) karşıtı. § tam. cevher-i aslî a. (J^l jijş.) tas. Allah. cevher-i evvel a. (Jji ^jxJ tas. Ruh ve nefis anlamında tasavvuf terimi. cevher-i ferd a. (j> >^) tas. Tasavvuf inancında evrendeki bölünemeyen en küçük parça, bk. cüz'-i lâyetecezzâ cevher-i heyûlâ a. (Jjj jija) tas. “Âlem-i lâhût” (bk. bu madde) anlamında terim. cevher-i hebâ'î a. (^La _^ tas. “Âlem-i lâhût” (bk. bu madde) anlamında terim.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

1) Mâhiyet, asıl, öz. Varlıkta kalabilmesi için başka bir mahlûka muhtâc olmayan, kendi kendine varlıkta kalabilen.

Araz, sıfat demektir. Cevher üzerinde bulunur. Yalnız başına bulunmaz. (Seyyid Şerif)

2) Kıymetli, işlenebilir mâden. Mecâz olarak insanın istidâdı, yetişmeye elverişli olması manasına da kullanılır.

Yavrum o zamanki tövbenin, bağlılığın bir netice vermediğini sen de biliyorsun. Çünkü, Allahü teâlâyı seven ve unutmayanlardan uzak kalman, o seâdet tohumunun açılıp büyümesine mâni oldu. Fakat, o tohumun çürümemiş olması, bu yavrunun yetişmeye elverişli nefis bir cevher olduğunu göstermektedir. (İmâm-ı Rabbânî)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça’dan Türkçemize geçmiş bir kelime olup arazın zıddıdır, kıymetli taş anlamına gelir. Harici aynlarda bulunduğu sırada, mevzuda olmayan bir mahiyyettir, mevzunun mukavvemlere ihtiyacı yoktur. Heyula, suret, cisim, nefis, akıl olmak üzere beşe ayrılır. Çünkü cevher ya mücerrettir ya da mücerret değildir. Mücerret olan, bedene ya tedbir ve tasarrufla bağlıdır veya bağlı değildir. Bağlı olan akıl, bağlı olmayan nefistir. Mücerret olmayan da, ya mürekkeb (bileşik halde) dir veya değildir. Mürekkeb (bileşik) olan cisimdir.Mürekkeb (bileşik) olmayan, ya hal’dir, ya da mahaldir. Hal olan suret, mahal olan ise heyûla’dır. Cevhere ait hakikate, tasavvuf tabirince “nefes-i Rahmanî” denir. Küllî heyula ile ondan taayyün ederek(belirerek) mevcudat (varlıklar)’dan bir mevcûd (varlık) şekline girişine de “İlâhî kelimeler” (kelimat-ı ilâhiyye) denir. Kehf suresinin son ayetindeki “kelimâtü Rabbî” ifadesi ile anlatılmak istenen işte bu “kelimât-ilâhiyye” dir. Cevher , ruhanî ve cismanî basitlik şeklinde ikiye ayrıldığı gibi, dış âlemde olmayıp da, akılda (zihnî planda) mürekkeb (bileşik) olana, yahut hem akılda, hem de dış alemde mürekkeb olana ayrılır ve bunları da içine alır: Basit ruhanî akıllar ve mücerred (soyut) nefisler gibi. Dış âlem (hâriç)’de olmayıp, akılda mürekkep (bileşik) olan, cins ve fiilden mürekkeb olan cevheri mâhiyetler gibi, hem akılda, hem de dışta mürekkeb olarak bulunan müvelledât-ı selâse gibi… Cevher asıl manasında da kullanılır.Tâ cevher-i âyine-i esrarı butunuz Bin suret ile vahdeti isbat ederizLeskofçalı Gâlib

Sözlüğe dön