ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
853 sonuç · toplam 1397 · “Alın” · 3/36
01Cevap
Sorulan bir meselenin anlam ve kapsamını açıklayan karşılık. Sûfîler, kendilerine yöneltilen sorulara verdikleri yazılı cevaplarda seyrüsülûk, hâl, makam ve irfan meselelerini açıklamış; bu metinler zaman zaman müstakil risaleler hâline gel…
Cezbe
بة) +>) 1, Celbetme, çekme, 2. tas. Allah'a koşmak. İlahi inayetin gereği | olarak Cenab-ı Hakk'ın, kendisine giden yolda ihtiyaç duyulan her şeyi kuluna bahşedip çabası ve çalışması olmaksızın onu kendisine çekmesi ve yaklaştırması (x1). C…
Cisim
Madde ve hacim sahibi varlık; beden. Parçalardan meydana gelen, yer kaplayan ve duyularla algılanabilen nesne için kullanılır. Tasavvufî kullanımı Tasavvuf metinlerinde cisim, çoğu zaman ruhun veya mânevî cevherin karşısında zikredilir. Cis…
Cuz
) جز >. Parca, az. 2. tas. Kesret ve tâayyünat (çokluk ve belirtiler). 92 | ee ae A KM Çâh-ı zenah i, Jars. شخ) 5 oe) Çene çukuru, çenedeki gamze. eS 0 2. tas. Temaşa halinde görülen sınırlardaki müşkiller (11s). ES > Çâlipa/Çelipa i. fars.…
Çehar darp
جها > > ب) Dört vuruş. tas Kalenderiler, Abdallar ve eski Bektaşilerde saç, kaş, sakal ve bıyıkların usturayla kökten traş edilmesi âdeti. Çehardeh-i masum-u pak (J م يا ya: 3) be) Hz. Ali'nin soyundan gelen ve çocukken şehit edilen ondört…
Çehar-yâr-i güzin
Ik dort halife, hulefa-i raşidin. Kasr-ı şer'inde Ebu Bekr u Ömer ol Şâhın Dahi Osmân u Ali oldular erkân-ı bina Biri sıdk ile, biri adl ile bihemtâdır Biri hilm ile, biri ilm ile ferdu yektâ Biri bahr-i atâdır, birisi kulzum-i dâd Birisi k…
Çeşm-i mest
Mahmur 802. tas. a Hak Teala'nın, sâlikin kusurlarını sâlikten de halktan da gizli tutması, hiç kimsenin bunları bilmemesi, affa ve mağfirete uğraması. b İlahi sır ve cezbeler (sr). Çeşm-i nergiz.(جشمنركيز) Nergiz özlü, 2. tas. Sâlikin iyi…
Dârü'-beka
Ebediyet yurdu. tas. a Ahiret. b Ruhaniler âlemi, beka billah makamı. Beka mülkü, Mülk-i bekadan gelmişem fâni cihânı neylerim Ben dost cemâlin görmüşem, hür u cinânı neylerim Yünus
Dehşet
Şaşkınlık hali, donakalma. tas. Aniden görülen maşukun heybetinden âşıkın aklının başından gitmesi ve ne yapacağını bilmez halde kalmast. Hz. Yusufun güzelliğini gören kadınların apışıp kalmaları gibi (Yusuf Süresi, 31). Dehşet halindeki ki…
Dua
Yakarış, yalvarış, niyaz, dilek dileme, halini arz etme. tas. Kulun Hakk’a yakarışı. Halkın duası lisanla, zahitlerinki fiille, ariflerinki hal diliyedir. Dua sevgiliye özlem duymaktır. Dua Hakk'ın huzuruna utanarak çıkmaktır *.
Dürre-i beyzâ
بيضا') “ey 3) 1, Beyaz inci; iri inci, şahane inci, 2, tas. Akl-ı evvel, “Allah'ın ilk Yarattığı şey dürre-i beyzâdır,” mealindeki hadisle “Allah'ın ilk Yarattığı şey akıldır,” mealindeki hadis aynı anlama gelir (kı).
fetvâ
huk. Sözlük anlamı, “Bir olayın hükmünü açıklayan veya hükmü koyan ya da karmaşık konuları çözen. ” olan bu söz, İslâm hukukunda şeyhülislâm veya müftü tarafından dinî-hukukî konularda verilen şeriate uygunluk veya aykırılık hükmü ya da kar…
Ehli nazar
اهل نظر) Hakikatin akıl ve istidlâlle bilineceği görüşünde olanlara ehl-i nazar, tuttukları yola tarik-i nazar denir Ehl-i niyaz Şer'i hükümlere VE tarikat edebine 80re hareket eden Ehli ribat Ribata devam eden, orada ikamet eden ve görevli…
Ene’l-Hak
نا | لحق) |) “Ben Hakk'ım.” Hallac’a ait bir sözdür. Bu sözü yüzünden asılmıştı. Bu sözün çeşitli yorumları vardır; bir görüşe göre, Hallâc bu sözü sekr halinde söylemişti; sahv haline gelince bu sözün yanlış olduğunu kabul etti. Başka bir…
Faide
Feyz, marifet. Bkz. Fevâit. Fail-i hakiki Gerçek fail, Allah. Bkz. Tevhit. Fakd (453) 1. Kaybolma, yitme, yok olma. 2. tas. Vecd halindeki sâlikin hissini ve duyarlılığını yitirmesi. Buna fakd-i his veya fikdan-1 his adı verilir. Safi fakd…
Fakir
ç Fukara Derviş, yoksul. 2. tas. Sâlikin Hak'ta fani olması ve kendini ona muhtaç bilmesi. “Ey insanlar sizler fakirsiniz, Allah’a muhtaçsınız” (Fatır Suresi, 15). Kibir ifade eden ‘ben’ sözü yerine tevazu gösterip “fakir, ‘sen’ yerine de h…
Fark-ı sani
İkinci fark. tas, a Halkın Hak sayesinde var olduklarını ve varlıklarını muhafaza ettiklerini idrak etmek; birlikte çokluğu, çoklukta birliği gör- Bunlardan birinin görülmesi diğerinin görülmesine engel olmaz. b Sekr ve cem halinden sonra s…
Farku’l-cem
فرق | لجبع) Belli mertebelerde tecelli eden Bir'in çokluk haline gelmesi. Bu mertebelerdeki zuhura zat-ı ahadiyetin şuunu adı verilir. Gerçekte bu şuun salt itibari bir şey olup gerçekleşmesi söz konusu değildir. Yalnızca Bir'in, suretiyle…
Ferah
Rahatlık, kalp huzuru. tas. Sevgiliye yakın olma halinin kalbe verdiği haz, manevi neşe (sr).
Feth
Açmak, açılmak, açılış. 2. tas. a Sâlike zuhur eden kemal halleri. Bu haller onun çeşitli menzillere ulaşmasını ve üstün makamlara yükselmesini sağlar. Nefsteki feth tam bir ilim, ruhtaki feth marifet verir. Ber şeyin fetholmasına “kalp müş…
Fetret
Ara, aralık, iki olay arasında geçen süre. tas. a Başlangıçta sâlikte mevcut olan yakıcı ateşin ve şiddetli hararetin sönmesi ve küllenmesi. b Başlangıçta gerekli olan hararetle isteme halinin sönükleşmesi (xr). Gevşeklik, sülükta gösterile…
Firar
Kaçmak. tas. Sâliki Allah'tan ve ona itaatten alıkoyan her şeyden kaçmak; ilâhî rızaya uymayan davranışlardan uzaklaşmak. Halk bilgisizlikten bilgiye, aydınlar haberle bilme halinden görerek bilme haline, seçkinler mâsivâdan Hakk’a firar ed…
Firkat
Ayrılık, hicran, sila hasreti. tas. Halk perdesiyle perdelenmek. (sF) Fütuh Bilmedik zevk-i visâlin çekmeyince firkatın Olmayınca hasta kadrin bilmez insan sıhhatın Fıtnat
Galebat
Galebe halleri; sâlikin muradına ulaşmak için şiddetli bir arzu duyması, Öyle ki maksadına erdireceğini sansa, denize dalma veya ateşe girme hususunda bile hiç dereddüt etmez. “Allah işinde galiptir” (Yünus Suresi, 21). Haline mağlup ve mah…