ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
2382 sonuç · toplam 3232 · “Kül” · 16/100
01Sayd
x, Avlama, av, 2, tas. a Cezbe. b Hicran makamı (sr). Saye >. Gölge, zil. 2. tas. Öze göre kabuk mesabesinde olan hakikatin gölgesi . Sâye-i pir, sdye-i erenler deyiminde, saye-i himmet ve inayet anlamında kullanıhr. Seâdü'l-vecheyn fi'd-dâ…
Seb'ul-mesâni
&)1. Fatiha Suresi, 2. tas, Ayn ve ilim mertebelerindeki yedi çeşit zuhuru itibariyle Hakk'ın Zatı (CİK 1:109). Sebzi (5 5x) Yeşillik. 2. tas. Hakiki vahdetle birleşen mutlak kemal (115; sr). Seccade (+ > te) 1. Üç yol. 2. Üzerinde namaz kı…
Secde-i kalp
سجده قلب) Hakk'ı temaşa halinde bulunan sâlikin ondan başka hiçbir şeyle meşgul olmayacak, kendinden habersiz kalacak ve organlarını kullanamayacak biçimde Hak'ta fani olması (x1). Kalp secdesinden ilk önce Sehl Tusteri bahsetmiştir (KR 15;…
Sefidi
Beyazlık, tas. Tam bir yöneliş ve mâsivâdan ilgiyi keserek erişilen tek renklilik (Is), yetmisiki millete bir gözle bakma makamı. Bkz. Renk, Bi-reng. Seher Uyumama, kullet-i menâm.
Sekinet
1, Vakar, ağırbaşlılık, sükünet. 2. tas, Gaybın (ve maneyi feyzin) gelişi esnasında kalbin bulduğu itmi'nan ve huzur hali. Sekinet nebi ve velilerin kalplerine iner, Nur, kuvvet ve ruhtan oluşur, korkan kişi o sayede sükün, mahzun teseli bu…
Sema
Dinleme, işitme, kulak verme. 2. tas. a İlahileri dinleme, dini musikiyi dinleme. b Makam ve nagmeyle okunan dini metinleri dinleme. c Raksetme, devran etme, dinlenen dini musikinin tesiriyle coşup dönme. Dinleyene, söyleyene, maksada ve gu…
Semseme
I. Susam, susam tanesi. 2. tas. Dil ve kelimeyle anlatılması mümkün olmayacak kadar ince marifet. İnsanın semeresi olan marifet, yalnızca işaretle idrak olunur. Allah'ın Âdem'i yarattığı balçıktan geriye susam (zerre) kadar bir miktar artmı…
Ser-bürehne
Farsça başı açık demektir. Derviş kıyafeti, melâmet tavrı veya yas ve tevazu hâlini anlatan metinlerde kullanılır. Açık baş maddesine de bakınız.
Sereyân-ı vücüt Ose
يان و dr. Varlığın sirayeti. 2. tas. Rahmani nefes ve mukaddes feyz ki, âlem ve insan 0 tecellinin panlulandir (sr). Serir 1. Taht, padişahların üzerine kuruldukları taht. 2. tas. Mekânet-i ilahiyedeki rahmani mertebe, ilâhî meşhed. Hakk'ın…
Setair
+. Perdeler, hicaplar. 2. tas, Maddi şekiller (suver-i ekvân) Bu sekiller, ilâhî isimlerin mazharlandir (x). Setr (=) Örtme, perdeleme. 2, tas. a Sâlikle muradı arasındaki perde, kulla Hak arasındaki perde (hicap), maddi (cismani, kevni) ör…
Seyr
veya Seyir Yürümek, yolda gitmek, seyyahat. tas. Hakk’a ermek üzere manevi yolculuk yapmak. Seyr iki türlüdür: Seyr ila’llah, Hakk’a doğru yürümek; sâlik Hakk'ı tanıyınca bu yolculuk biter. Seyr filâh, Hak'ta yürümek; birinci seyr bittikten…
Sırr-ı rububiyet
İlâhî sır. tas. Kayrılana bağlı sır. Rububiyette bir kayıran (Rab), bir de kayrılan (merbup, kul) vardır, yani rububiyet iki müntesibi olan bir nispettir. Bunlardan biri olan merbup âdemdeki a'yân-ı sâbiteden ibarettir. Yok olana bağlı olan…
Sırriyye
İçsel ve gizli hakikatlere yönelen mânevî anlayış. Eski sözlüklerde mistisizm veya tasavvuf karşılığı olarak kullanılmıştır. Belirli bir tarikat adı olan “Sırrıyye” ile genel kavram kullanımı bağlamdan ayrılmalıdır.
Sia-i kalp
Gönül 8enisligi, kalbin enginliği. tas İnsan-ı kâmilin imkân ve vücüp dairelerini bir araya getiren berzah hakikatini kendisinde gerçekleştirmesi. Kâmil insanın kalbi bu berzahur, Onun için Hak “Yerlere, göklere sığmadım ama mümin kulumun g…
Sika
Güvenme, belbağlama, itimat. tas, Kalbin Hakk’a güvenmesi. Sika tevekkülün temeli, teslimin özü, tefvizin mayasidir. Vâsik elden kaçan dünyalığı ganimet bilir, dünyalığın gecikerek gelmesini vaktinde gelmesine tercih eder. Rızk konusunda Ha…
Sikke
Mevlevi külahı. Sarıklı külahlara destarh külah, sarıksız olanlara dal sikke denir.
Sille
Tokat; enseleme, yakalama. tas. İlahi darbe, Allah'ın Kahhâr ve Cebbâr ismiyle tecelli etmesi; manevi tokat (Duhan 16, Burüc 12). Hak sillesinin sadâsı yoktur Bir vurdu mu hiç devâsı yoktur Kam Silsile i ar. Zincir, tas. a Genel olarak halk…
Sîne
Farsça göğüs . Tasavvuf şiirinde gönül ve sırların mahalli; mânevî bilginin ve ilâhî aşkın taşındığı iç merkez anlamında kullanılır.
Siyâh-rûyî
Yüz karalığı; mahcubiyet ve kötü hâl. Tasavvufî sembolizmde imkân âleminin eksiklik, perde ve bağımlılık yönünü anlatmak için kullanılabilir. Irk veya ten rengi bildiren bir tasnif değildir.
Suhte
1, Yanmış, bağrı yanik, süzgân. 2. tas, Kullukta kemal makamı, Hak ile hakikatlenme hali, “Çiğ idim, Piştim, yandım”. Dilde kim saz ola ney gibi nefesten bilinir. Hânenin şenliği içindeki sesten bilinir Aftabi Halilim, saz-i aşkı âteş-i aşk…
Sultan
Kuvvet, kudret, zor, delil, padişah. tas. Velilere öteden beri Sultan ve şah unvanlarını vermek âdet olmuştur. Sultan Halil (Nakşi), Sultan Ahmed (Yesevi), Sultan Veled (Mevlevi), Emir Sultan (Bursa'da) Karaca Ahmed Sultan (İstanbul'da). So…
Sirdar
Sevinç. tas. Kulun bedenini ve ruhunu kapsayan, her türlü hüzünden arınmış neşe hali.
Bee BUS Bile Şâd-Şâdi
Neşe, Sevinç. tas. Kabz ha. fe b linden sonra sâlikin bast haline geçmesi (sr), ae b Çalış gam-ginleri şâd etmeye şâd olmak istersen Be ee Sevindir kalb-i nasi gamdan âzâd olmak istersen ie ie Esad M. Pasa ue ne Bue Gönül yapmak habibim Ka'…
Şah
x, Kral, Padisah, sultan, 2. tas. Safi, veli, şeyh. Pek çok mutasavvıfa ve tarikat şeyhine şah (sultan, Padişah) unvanı verilmişti. İlk süfilerden Şah Şucâ' Kirmâni bu unvanla anılır, Özellikle Orta Asya ve Hindistan mutasavvıfları bu unvan…