Köken ve kullanım
i. fars.
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
x, Kral, Padisah, sultan, 2. tas. Safi, veli, şeyh. Pek çok mutasavvıfa ve tarikat şeyhine şah (sultan, Padişah) unvanı verilmişti. İlk süfilerden Şah Şucâ' Kirmâni bu unvanla anılır, Özellikle Orta Asya ve Hindistan mutasavvıfları bu unvanı kullanır; Şah Naksbend, Şah Gulam gibi. Fakat son dönemlerde Alevi- Bektaşi edebiyatında “Şahım Ali,” “Şah-ı Merdan,” “Şah-ı Necef,” “Şah-ı Velayet” gibi deyimlere de sık sık rastlanır. Safevilerde olduğu gibi şeyhlikten şahlığa (krallığa) gecen mutasavvıflar da vardır. Bkz. Sultan, Melik. Bir şâha kul olmak gerek hergiz ma'zul olmaz ola Bir eşik yaslanmak gerek kimse elden almaz ola Yünus Şâh olmak isteyen gam ile mübtelâ gerek Alemde saltanat talep eden Seda gerek Adni
Şahbaz-ı sidre-nişin Sidretu'1-müntehâya konan şahin, İnsan ruhu, arınmış ruh,
Şah-ı murğân-i melekat Meleküttaki kuşların şahı, yani Hz. Peygamber,
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
[FJ (ç. b. şâhân) “Padişah, hükümdar.
” anlamında olan bu söz, başka kelime ve terkiplerle birleşerek yeni terimler oluşturur. § tam. şâh-ı Kerbelâ a.
6LjS »U) (Kerbelâ’nın şahı) mec. Hz. Hüseyin.
şâh-ı Kevneyn a. (j^ »Li) (îki cihan şahı) Hz. Peygamber.
şâh-ı levlâk a. (^y «Li) (Allah'ın “levlak” hitabına eren şahı) Hz. Peygamber için kullanılan terim.
şâh-ı mârân a. (jl^L «Li) (yılanların şahı) İslâmî edebiyatta gövdesi yılan ve başı insan olan efsanevî yaratık. şâh-ı merdân a.
(jl^ »Li) (Mertlerin, yiğitlerin şahı) mec. Hz. Ali şâh-ı necef a.
(a^ »ü) (Necef şehrinin şahı) mec. Hz. Ali (mezarı Necef te olduğu için).
şâh-ı risâlet a. (ollwj & Li) (peygamberler şahı) Hz. Peygamber.
şâh-ı velâyet a. ( ^j ’U) (veliler şahı) Hz. Ali.
şâh-ı zü’l-fekâr a. (jlülljj »Li ) Kılıcının adından dolayı Hz. Ali.
Tasavvuf Sözlüğü
Farsça, hükümdar, demektir. Hafifletilmiş olarak şeh şeklinde de kullanılır. Şeyh ve Velî’ye de, şah denir. Orta Asya ve Hindistan’daki sûfîler için, bu tâbir kullanılır: Şah Abdullah Dihlevî, Şah Muhammed Bahâeddin Nakşbend vb. Bektaşîlerin de, bu tâbiri sıklıkla kullandıkları görülür. Hz. Ali için, Şâh-ı Merdân, Şâh-ı Necef, Şâh-ı Vilâyet gibi tâbirler kullanılır.Şah kılıcı sallamak: Eskiden Anadolu’da İran’a bağlılığını bildiren kişiler için Osmanlı tarihçileri tarafından kullanılan bir deyim. Şahlığı şeyhliğe çeviren İbrahim Ethem gibi zatların yanı sıra, şeyhliği şahlığa çeviren, siyasal faaliyetlerde bulunan sûfîler az değildir. Tasavvuf tarihi içinde, sûfîlerin kurmaya muvaffak olduğu devlet sayısı Orta Asya, Hindistan, Malezya, Çin, Afrika, Kafkasya gibi yerlerde kırkı bulmaktadır. Hoca Muhammed Bahâeddin Nakşbend’in hocası Halil Ata Gazan Han’ın Maveraünnehir’de, hâkimiyeti yedi yıl süren ve Şamanist Türkler arasında İslam’ı yayma çabaları içinde bir devlet kurduğu görülür. Afrika’da, Osman Dan Fudî, Umar Tal Hac, Amadu Bellu, Emir Abdulkâdir-i Cezâyirî, Kafkasya’da Şeyh Şamil en- Nakşbendî ve Hacı Murad gibi zevat, konunun başat örnekleridirler, iran’daki Safevîleri de bu meyânda zikretmek mümkündür.Şâh-ı Murgan-ı Melekût : Melekûttaki kuşların şahı; Hz. Muhammed (s).Şâhbâz-ı Sidre-Nişîn: Sidre-i Müntehâya konan şahin: İnsan ruhu, arınmış ruh.Biz ezelden tâ ebed meydana gelmişlerdenüz, Şâh-ı Merdân aşkına merdâne gelmişlerdenüz.HatayîArifin halini tarif ne hacet, Efsâne sözlerden eyle feragat. Herdedir, bir göster, sâhib-kerâmet? Ali çokdur, Şâh-ı Merdân bulunmaz.TürabîŞah içün çak eylediler ten libasın terk edüb, Terk-i tecrîd oldılar, tâc u kabadan geçdiler.Hayretî