ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
712 sonuç · toplam 1128 · “ilâh” · 10/30
Arşivin bazı koleksiyonları şu anda güncellenemiyor. Sonuçlar eksik veya son başarılı okumaya ait olabilir.
01Münşid
Tekkelerde şiir ve ilahi okuyan, gayende.
Müntehâ-yı mârifet
Mârifetin ulaşabileceği son sınır. Sâlikin Hakk’ı bütünüyle kuşatamayacağını, bilgisinin ilâhî hakikatin sonsuzluğu karşısında sınırlı kaldığını idrak etmesi anlamında kullanılır. Bu son, bilgisizlik değil; bilginin sınırını bilen hayret ma…
Müzâhât
7 Benzesme. 2, tas. el-Muzahat beyne’s-suun ve'l-hakaik: Suun ile hakikatler arasındaki benzerlik; kevni hakikatler, ilâhî Cesmâi) hakikatler. İlâhî hakikatler de Zati şuun üzerine tertip edilmiştir. Ekvan isimlerin Bölgeleri ve Suretleri,…
Nakip
Şeyhin yardımcısı olan en kıdemli mürit. Bkz. Nükeba, Allah ki mücid-i cihandır Her türlü nikabtan iyandır M. Naci Nâkus i ar. (95 b) r. Can, 2, tas. a Cem makamı. b Sâlikin tevbe edip ibadete ve zühde yönelmesini sağlayan bir uyanış (intib…
Nâle
İnleme, inilti ve yakarış. Tasavvuf şiirinde ayrılık acısını, Hakk’a yönelen münâcâtı ve ilâhî sevgiliyi arama iştiyakını anlatır. Nâle-i zâr Acı ve özlem içindeki yakarış. Nâle-i zîr Alçak sesle inleme; sevginin derinden gelen ifadesi.
Namus
1, Iffet, ırz; kanun, hüküm. tas. Kullarının uymaları ve uygulamaları için Allah tarafından konulan kanun ve hükümler; şeriat (iFH 94, 95; ct). Ashab-ı nevâmis: Din mensupları. Namus-i ekber Peygamberlere ilahi ve şer'i hükümler getiren mel…
Nasip
Feyz, behre, hisse, ilâhî feyz. Nasip almak El almak, bir şeyhe bağlanmak, ondan feyz almak. Nasip vermek El vermek. El ve feyz almamış kimselere nasipsiz, bi- | behre; el ve feyz alanlara nasipli denir.: Tecelliden nasib erdi kimine Kimini…
Nâsût
İnsanın ve âlemin maddî, beşerî ve görünür yönü için kullanılan terim. Tasavvuf ve özellikle vahdet-i vücûd literatüründe ilâhî ve mânevî yönü anlatan lâhût ile karşılaştırılır. Nâsût ile lâhût iki bağımsız tanrı veya cevher anlamına gelmez…
Nâ-tevâni
بعك.+ (نا تو ا نى) çaresizlik, güçsüzlük. 2. tas. İlâhî irade ve mukadderat karşısında aciz ve çaresiz kalma (11s). İlahi irade ve kudret önünde | kulun acz ve zafını hissetmesi ve la-havle ve la-kuvvete demesi.
Nemâ
Artma, gelişme ve görünür hâle gelme. Tasavvufî kullanımda ilâhî inayete erişerek mânen gelişmek ve izzet bulmak anlamına gelir.
Nesim
Meltem, latif ve hoş bir şekilde esen rüzgâr. tas. İlahi inayet yönünden esen rüzgâr, ilâhî cemalin tecelli etmesi, kesintisiz rahmet, rahmani ne- fes,
Neval
veya Nevâle Nasip, hediye, bahşiş. tas. a Hakk'ın kendisine yakın bulunan kullarına ihsan ettiği rıza hil'atları. b İlâhî hil'at ( KI; İFM).
Nevbe
Nevbe , bazı Rifâî, Kādirî, Bedevî ve Sa‘dî tekke çevrelerinde mukabele, hilâfet merasimi, kandil ve bayramlarda vurmalı sazların topluca icra edilmesine ve bu icrada kullanılan deri gerili özel ritim sazına verilen addır. Nevbe çıkarmak Ku…
Ney
Kamıştan yapılan nefesli saz. Tasavvuf ve özellikle Mevlevîlikte insan ruhunun aslî vatanından ayrılışını, ilâhî nefesle ses bulmasını ve mürşidin irşadını anlatan güçlü bir semboldür. Ayrılık Kamışlıktan kesilen ney, ruhun mânevî vatanında…
Nezdigi
CAP د $4) 1. Yakınlık, kurb, 2, tas. İlahi emirle isim, sıfat ve fiilerin bilgisinin şuuruna varma (is). Bkz. Kurb,
Nûr
Işık ve aydınlık. Allah’ın güzel isimlerinden biri olarak varlığı açığa çıkaran ve idraki mümkün kılan ilâhî aydınlığı ifade eder. Tasavvufî kullanım Nûr; iman, bilgi, keşif, kalp aydınlığı ve ilâhî tecelli için temel bir semboldür. Sûfîler…
Nübüvvet
Peygamberlik. tas. Allah'tan gelen tebliğ, Hak'tan inen haber, meleğin getirdiği ilâhî bilgi. Umumi nübüvvet: Bu nübüvvet kesintisizdir. Fakat bu nübüvvette teşri (yeni hükümler getirilmesi ve kanunlar konulması) söz konusu olamaz. Buna nüb…
Piç-i zülf
Kıvrım kıvrım saç. tas. a İlahi müşkil (us). b Imkan mertebesi, ç Uzun saç. Sınırsız varlıklar, çokluk ve taayyünler. Saç sevgilinin, yüzünü örttüğü gibi bunlar da gerçek Bir'in yüzünü (Zatını) örter. d Celali tecelliler. Pir i fars. (5) Ya…
Pîr-i mugân
Kelime olarak Mecûsîlerin başrahibi. Tasavvuf ve divan şiirinde aşk şarabını sunan kâmil mürşidi, kutbu ve hakikat rehberini anlatan mecazdır. “Meyhane”, “şarap” ve “sâkî” ile birlikte kullanıldığında dinî içkiyi değil, vecd, mârifet ve ilâ…
Rabıta
Bağ, ilişki. 2. tas. Müridin, ruhaniyetinden feyz alacağına inanarak kâmil şeyhinin suretini (şeklini) zihninde tasavvur etmesi. Müridin ilk hedefi şeyhinde fani olmaktır (fena fi’s-seyh); zira şeyhte fani olmak Allah'ta fani olmanın (fena…
Raks
Dans. tas. Sema, deveran. Topluca zikir yapılır ve ilahiler okunurken bir halka oluşturan dervişlerin oturarak veya ayakta yaptıkları ritmik hareketler. “Ashab-ı kiram sürür vaktinde raks ederdi. Fukaranın raksı dahi bu kabildendir.” Az olu…
Rec
1, Ümit, umut, 2. tas. Kalbin hoşlandığı bir Şeyi beklemesinden ra. hatlık de ferahlık duyması (Gi 1v:1 39). Kişinin kalbindeki duygu ve düşünceler ye geçmişle veya halle ya da gelecekle ilgili olur. Bu duygu ve düşünceler geçmişle ilgiliys…
Reda’
(glo DI. Süt emzirme, meme verme. 2. tas, Müridin şeyhin sohbetine devam edip ondan feyz aldığı ve onun tarafından eğitilip yetiştirildiği süre. Bu süre dolmadan şeyh müride ayrılması için izin veremez. Bkz. Fitâm, | Veladet. | Refref i ar,…
Reşha
(رشحه) ç Reşehât 1, Sızıntı, 2. tas, Tasavvufi hikmet, nükte, vecize, ilham yoluyla ermişlere gelen ve içlerini dolduran marifetler, ilahi hakkikatler. Cüneyd “Her kap içindekini sızdırır,” demiş, bununla süfilerin kalplerinin ilahi marifet…