Köken ve kullanım
i. fars.
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kamıştan yapılan nefesli saz. Tasavvuf ve özellikle Mevlevîlikte insan ruhunun aslî vatanından ayrılışını, ilâhî nefesle ses bulmasını ve mürşidin irşadını anlatan güçlü bir semboldür.
- Ayrılık
- Kamışlıktan kesilen ney, ruhun mânevî vatanından ayrılıp dünyaya gelişini temsil eder.
- Nefes
- Ney kendi başına ses çıkarmaz; nefesle dile gelmesi kulun ilâhî feyizle canlanmasına benzetilir.
- Mürşid
- İçi boşaltılmış ve nefsânî engellerden arınmış ney, hakikat sözünü aktaran kâmil rehberin remzi olarak okunur.
Dinî Terimler Sözlüğü
1. Kamıştan yapılan içi boş bir çalgı âleti.
Allahü teâlânın aşkı ile dolmuş. Evliyânın büyüklerinden olan Celâleddîn-i Rûmî (kuddise sirruh) ney ve başka hiçbir çalgı çalmadı. Mûsikî dinlemedi ve raks, dans etmedi. (Âbidîn Paşa)
Abdullah bin Ömer (radıyallahü anhümâ) ile berâber gidiyorduk. Ney sesi işittik. Abdullah, kulaklarını parmakları ile kapattı. Oradan hızla uzaklaştık. "Ney sesi işitiliyor mu?" dedi. "Hayır işitilmiyor" dedim.Parmaklarını kulaklarından çekti ve "Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) de böyle yapmıştı" dedi. (Nâfi)
2. İnsan-ı kâmil, İslâm dîninde yetişen kâmil yüksek insan.
Mesnevîde geçen ney kelimesi, insan-ı kâmil mânâsındadır. Bu benzetmede bâzı hikmetler mevcuttur. Meselâ neyin sesi kendiliğinden çıkmadığı gibi, kâmil insanın hareketleri ve sözleri de hep Allahü teâlânın ilhâmı iledir. İnsan-ı kâmilin hikmet dolu sözlerini işitip, dinleyenler kalblerini dünyâya bağlamaktan kurtarırlar ve ilâhî aşkları artar.Ney'in görünüşü dosdoğrudur. Kâmil insan olan Allah adamlarının da her hâli dosdoğru, ve güzel huylar sâhibidir ve Allahü teâlânın ihsânlarına kavuşmuştur. İhsânlarla donatılmıştır. (Âbidîn Paşa)
Dinle neyden nasıl anlatıyor
Ayrılıklardan şikâyet ediyor.
(Mevlânâ Celâleddîn Rûmî)
Tasavvuf Sözlüğü
Farsça, kamış anlamına gelir. Ney, Nay’ın hafifletilmiş şeklidir. Kamıştan mamul, üflenerek çalınan bir musiki âletidir. Tasavvufî olarak ney’in hikâyesi şöyle anlatılır: Ney, bir zamanlar, kendi asıl vatanı sazlık, kamışlık bir bölgede hemcinsleriyle birlikte yaşamaktadır. Onu oradan keserler, pissin olgunlaşsın, içi boşalsın diye, gübre yığınının içine sokarlar, o karanlık ve pis yerde kalır. Çile çeker, sabır ve tahammül gösterir. Sonunda, içi bomboş hale gelir, rengi sapsarı olur. Oradan çıkarırlar, üzerine delikler açarlar. Ağız kısmından üfürülünce, kalpleri yakan bir ses ile feryada başlar. Bu feryadı, asıl vatanın (Neyistan, kamışlık)dan olan ayrılığının doğurduğu hasretten kaynaklanmaktadır. O, nameleri ile ötelerin mükemmelliğini, ötelerin güzelliğini terennüm etmektedir. Kamış, içi boşalmadan yani fena halini, yokluk, hiçlik makamını eldeetmeden, ötelerin ruhanî soluklarını haykıramaz. Ney sesi, aşk çığlığıdır. Rahmetli Sami Efendi (k), alem-i menâmde, cennette Tuba Ağacı ile müşerref olduğunu, bu ağacın dallarının, Ney sesi gibi bir sesle inlemekte olduğunu ve bu hali ile, Allah’ı zikrettiğini nakletmiştir. Varoluşdaki “yabancılaşma” nın kozmik dilini, en güzel konuşan, en iyi ifade eden aracın Ney olduğu şüphesizdir. Mevlana, “içteki İlâhî cezbeyi harekete geçiren bir ilham kaynağı olduğu için, Ney’e âşıktır. Bu yüzden, o, ney’i insan-ı kamil’e benzetir. Ve Mesnevi’sine ney metaforu (istiaresi) ile başlar:Dinle Ney (insan-ı Kamil) den hikâye etmekte Ayrılıklardan şikayet etmekde.“Allah’a aitiz, sonunda, yine O’na döneceğiz” (Bakara/156) âyetinde, insanın bu dünyaya ötelerden geldiği ve sonunda yine, asla döneceği kaydedilir. Ruhlar, İlâhî âlemde Allah ile beraber mutlu iken, bu huzursuz ve sıkıntı dolu âleme inmiştir, işte olgun insanlar, bu ayrılığı, varoluşa fiilen katılarak yaşayan ve ney’de bu ayrılığın feryadını duyan kişilerdir. Ney çalana Ney-zen veya Nâyi denir.Nâyi gibi geç bakma gürûh-ı fukaraya, O seki ile Hak anları ahfalara saldı.Ney tasavvuf! bir terim olarak; mürşid-i kâmil, sevgiliden haber, sevgilinin sunduğu kadeh vs. gibi manaları da ifade eder.